2017 ERKEN REZERVASYON FIRSATLARINI YAKALAYIN.... AYRICALIKLI OLMANIN TADINI ÇIKARTIN... DETAYLI BİLGİ VE REZERVASYON : 0224 225 4343

Online Otel / Tatil Rezervasyonu


Booking.com

BULUNDUKLARI ŞEHİRLERE DEĞER KATAN 9 SANAT ŞAHESERİ



E.H. Gombrich ‘’tablonun aslını görmedikçe bir resim hakkında sahici bir yargı öne sürülemez.’’ demektedir. Gombrich haklıdır elbet. Sanat tarihinin en değerli bu tablolarının fotoğraflarına ve ya kopyalarına bakmak tabloyu görmek anlamına gelmiyor. Bulunduğu yere giderek kendi renkleri ve çizgileriyle bizzat aslını görmek gerekiyor.

Rene Magritte’in ünlü pipo resminin altında ‘’bu bir pipo değildir’’ yazmaktadır. Yani bu pipo gerçek değildir, onun bir temsilinden ibarettir. Özellikle sanat öğrencileri tarafından mutlaka görülmesi gereken tabloları ve bulundukları şehirleri, temsilleriyle yetinmeyen, aslını görmek isteyen sanatseverler için bir araya getirdik.



Venüs’ün doğuşu – Floransa

Rönesans sanatçılarından Sandro Boticelli’nin 1485 yılında tamamladığı bu şaheser, sanat şehri Floransa’daki Uffuzi müzesinde sergilenmektedir. Bir açık hava müzesi olan Floransa’ya gitmişken İtalyan ressamın en önemli eserlerinden biri olan Venüs’ün Doğuşu’nu görmeden dönmeyin. Aşkın ve güzelliğin koruyucusu olan Tanrıça Venüs deniz kıyısında bir kabuğun üzerinde çıplak olarak tasvir edilmiştir. Tuval üzerine yapılması bakımından Toskana’daki ilk örnektir. Ayrıca yapımında kullanılan kaymaktaşı tozu bu sanat eserini benzersiz kılan başka bir özelliğidir.


Belleğin Azmi – New York

20. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan Salvador Dali’nin bu çalışması New York Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde görülebilir. İspanyol ressam, sürrealizmin en önemli temsilcilerinden biridir. Eriyen saatler olarak ta bilinen tablo da zamanın göreceliğini simgeleyen erimiş saatler, ressamın kendisini betimlediği canavar sureti, karıncalarla kaplı saatler bulunmaktadır. Tabloda bulunan her bir nesne sanat çevrelerince uzun uzun yorumlanmış, freudyen dönemin bir parçası olarak değerlendirilmiştir.

Mona Lisa – Paris

Mona Lisa, İtalyan ressam, tasarımcı, heykeltraş, mimar, mühendis Leonardo Da Vinci’nin bir şaheseri. 1503 ve 1506 yılları arasına tarihlenmektedir. Sanat çevrelerince dünyanın en ünlü ve en değerli resmi olduğu söylenen bu eser Paris’te bulunan dünyaca ünlü Louvre Müzesi’nde muhafaza edilir. Birçok filme, kitaba ve komplo teorilerine konu olan Mona Lisa tablosu akademisyenler, tarihçiler ve sanat araştırmacıların en çok ilgilendiği, üzerinde spekülasyon ürettiği tabloların başında gelir. Resmin en ufak detayları üzerinde uzun tartışmalar yapılagelmiştir. Mona Lisa gülümsemesi ise tablonun odak noktasını oluşturur.


Son Akşam Yemeği – Milano

Leonardo da Vinci’nin Son Akşam Yemeği tablosu (1495-1498) insanlığın ortak mirasının bir parçası ve dünyanın en seçkin resimlerinden biri. Sanatın ve modanın başkenti Milano’nun Santa Maria Della Grozia Manastırı’nda sergilenir. Tablo Hz. İsa’nın ölümünden önceki son akşam yemeği sırasında 12 havarisine içlerinden birinin kendisine ihanet edeceğini açıkladığı anı tasvir etmektedir. 12 havarinin bu haberi aldığı zaman yaşadıkları korku, öfke ve şok mükemmel bir şekilde betimlenmiştir.


Adem’in Yaratılışı – Vatikan

Adem’in yaradılışı Floransa doğumlu olan ressam ve heykeltıraş Michalengelo’ya ait olup dünyanın en bilinen görüntülerinden biridir. Vatikan’ın devlet binası ve Papa’nın resmi ikametgâhı olan Sistine Şapeli’nin tavanında resmedilmiştir. Dört yıllık bir çalışmanın eseri olan Adem’in yaradılışında Tanrı’nın Hz. Ademe hayat üflemesi ve yaradılış hikayesi betimlenir. Resmin odak noktası Tanrı’yla Hz. Adem’in parmaklarının dokunmak için birbirlerine uzanmasıdır.


İnci küpeli kız – Lahey

Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in başyapıtı olarak kabul edilen İnci Küpeli Kız tablosu Kuzey’in Mona Lisa’sı olarak anılır. Vermeer’in 1665 tarihli bu şaheserinde oryantal bir başlık takan ve kulağında inci küpe bulunan bir kız resmedilmektedir. Bu kızın Vermeer’in öz kızı ya da hizmetçilerinden biri olduğu söylenmektedir. Hollanda’nın Lahey kentindeki Mauritshuis Müzesi’nde sergilenen ünlü tablo müze tadilatı sırasında ortamdan etkilenmemesi için dünya turuna çıkartılarak dünyanın dört bir tarafındaki sanatseverlerle buluşturulmuştur. İnci Küpeli kızın derin bakışlarına yakından bakarak bu tablo hakkında sahici bir yargı öne sürmek isteyen sanatseverler Rembrandt’tan Holebein’e kadar birçok ünlü ressamın eserlerinin sergilendiği Mauritshuis Müzesini mutlaka ziyaret etmeliler.


Çığlık – Oslo

Edvard Munc’un Çığlık tablosu(1895) sanat tarihinin en ünlü ve en tanınmış görüntüleri arasında. Resimde ellerini kafasına alarak çığlık atmakta olan bir adam bulunmaktadır. Modern insanın yaşadığı yalnızlık, yabancılaşma ve kaygısı betimlenir. Delilik ve dahilik arasında giden Munch’un hayatından otobiyografik özellikler barındırır. Oslo’da Munch Müzesi’nde sergilenmekte olan dışavurumculuğun sembollerinden biri olan ünlü tablonun karşısına geçerek uzun uzun incelediğinizde belki de çığlık seslerini duyabilirsiniz. Bizden söylemesi.


Yıldızlı Gece – New York

Hollandalı dahi Van Gogh, birçok kişi için empresyonist bir ressam birçok kişi için ise akıl sağlığı yerinde olmayan bir delidir. Yakın arkadaşı Paul Gauguin ile yaşadığı tartışma sonrası kendi kulağını kesmesi sanat tarihinin en popüler anekdotlarından biri olmuştur. Hayattayken sadece bir tablosu satılan Van Gogh’un eserlerinin değeri öldükten sonra anlaşılmıştır. Yıldızlı gece tablosunda, dönen bulutlarla dolu mavi bir gökyüzü, parlak bir hilal ve ışıl ışıl yıldızlar, bir köy ve izleyiciye yorumlamak için izin verilen aleve benzeyen bir çalılık resmedilmiştir. Birçok şiire, romana ve şarkıya konu olmuştur. Van Gogh’un Arles’te akıl hastanesinde kaldığı dönemlerde resmettiği bu tablo New York Sanat Müzesi’nde sergilenmektedir.


İki Frida – Meksiko

Özel ve politik hayatıyla büyük ilgi gören Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun en dikkat çekici eseri olan İki Frida portresi Meksiko City’de modern sanatlar müzesinde ziyaretçilerini bekliyor. Ünlü sanatçı, Diego Rivera’dan ayrıldıktan sonra kendisini geleneksel giyimli ve modern giyimli, kırık kalpli Frida olarak iki şekilde resmettiği bu değerli tabloyu dünyaya armağan etmiştir. Resmin odak noktaları her iki Frida’nın da kesik kalpleri olmasına rağmen birleşik kaşlar oldukça ilgi gören kısımlardan biridir.



Sanat eserleri hakkında sahici bir yargı öne sürmenin yolu temsilleriyle yetinmeyip aslını görmekten geçiyor.

DÜNYANIN CEP YAKAN 5 ÜLKESİ





Türkiye’den yurt dışına yapılan seyahatler gün geçtikçe belirgin bir hızla artıyor. Dünyanın çeşitli yerlerine gidip, farklı insanlarla, farklı kültürlerle tanışmayı, yeni ve ilginç yerler görüp keşfetmeyi alışkanlık haline getirmiş yurtdışı gezginlerinin temel düşüncesi, daha düşük maliyetlerle daha çok yer görebilmek. Para birimleri ve gelir düzeyleri gibi nedenlerle kimi ülkeler oldukça düşük maliyetlerle gezilebilirken bazı ülkelere yapılan seyahatler gerçekte cep yakabiliyor.

Sizler için turistler açısından dünyanın en pahalı 5 şehrini araştırdık. İşte bu şehirlere ve cep yakan maliyetleri;
SİNGAPUR

Singapur tartışmasız dünyanın en pahalı şehirlerinden biri. Hatta bu şehir birçok yıl dünyanın en pahalı şehirleri sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Gerek konaklama gerekse yeme içme açısından oldukça ciddi fiyatlarla karşılaşılabilen bu Uzakdoğu şehrinde para birimi Singapur doları. 10 Singapur doları yaklaşık 7,5 Amerikan dolarına denk geliyor. Ortalama bir akşam yemeğinin 40 Singapur dolarından aşağı düşmesi çok mümkün değil. Konaklama ve ulaşım ise yeme içmeden biraz daha pahalı. Uzmanlar oldukça pahalı olan bu şehri düşük maliyetlerle ziyaret etmenin iyi yolunun Uzakdoğu paket turları satın almak olduğunu söylüyor. Zira bu yöntem hem harcamaları minimize ederken hem de birkaç Uzakdoğu şehri daha görmeyi mümkün kılıyor.


TOKYO

Tokyo da yine Singapur gibi pahalı olan Uzakdoğu ülkelerinden biri. Tokyo’da ortalama bir akşam yemeğinin maliyeti yaklaşık 10.000 Yen. Yani yaklaşık 100 Amerikan doları. Ortalama bir otelde konaklamanın maliyeti ise yaklaşık 250 Amerikan doları. Tokyo’da her şeyden daha pahlı olan bir şey varsa oda ulaşım. Özellikle şehirlerarası ulaşımda bir noktadan diğerine gitmek için 100 Amerikan dolarını gözden çıkarmak gerekiyor. Bu fiyatlarla 1 haftalık Tokyo tatilini minimum 2.500 Amerikan dolarından hesaplamak mümkün. Tokyo’ya yapılan seyahatlerde de yine Singapur’da olduğu gibi paket turlardan yararlanmak en doğru yol.


OSLO

Cep yakan destinasyonlardan bir diğeri de Norveç’in başkenti Oslo. Yaklaşık 600 bin nüfuslu bu şirin şehrin küçük olduğuna bakmayın. Dünyanın sayılı pahalı kentlerinden olan Oslo’da durum diğerlerine göre biraz farklı. Burası yerlisine değil, bu şehri ziyaret eden turistine pahalı. Fiyatların yüksek olması halkı çok fazla etkilemiyor çünkü gelir düzeyi cep yakan fiyatları karşılayacak düzeyde. Fakat siz bu şehirde su içseniz canınız yanabilir. Zira küçük bir su 10 lira civarında. Aynı fiyat indeksi tüm ürünler için geçerli. Bir sandviç ya da bir tost ortalama 20 lira. Ortalama bir restoran bir porsiyon balık yemek istediğinizde ise 80-90 lirayı gözden çıkarmanız gerekiyor.


ZÜRİH

Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan İsviçre’nin en büyük kenti olan Zürih, verdiğiniz paranın karşılığını sonuna kadar alabileceğiniz bir destinasyon. Bu durum çok fazla şehirde böyle. Zürih’te farklı olan ise verdiğiniz paranın çok çok uçuk miktarlarda olması. Zürih’te klas bir akşam yemeği için Türkiye’deki 1 aylık gelirinizi bulunduğunuz restorana bırakmanız gerekebilir. Diğer şehirlerde alternatif restoran ve oteller bulunabilse de Zürih’te bu çok mümkün değil. Bu şehir, dünyanın en zengin insanlarının paralarını emanet ettiği bankalara ev sahipliği yapıyor. Haliyle hitap ettiği turist kitlesi de bankadaki parasını ziyaret etmek isteyen insanlar oluyor.


MELBOURNE

Üst üste 4 kez dünyanın en yaşanılabilir şehri seçilen Melbourne dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Yaşanılabilir yakıştırması tabi ki şehrin yerlileri için geçerli. Melbourne o kadar pahalı ki, üst segment bir Avrupa turu satın alabileceğiniz parayla burada rezil olabilirsiniz. Melbourne’ü pahalı kılan bir diğer ayrıntı ise şehre ulaşma maliyeti. Türkiye’den yaklaşık 20 saatlik bir uçuşla ulaşabileceğiniz Melbourne’ün uçak bileti fiyatları da ortalama bir Avrupa turu fiyatına denk geliyor.

EŞSİZ BİR YOGA TATİLİ İÇİN GİDİLMESİ GEREKEN ÜLKELER



Bir tatilden olabildiğince keyif almanın en önemli kriterlerinden biri gittiğiniz yerin özellikleridir. Sizin tatilden beklentiniz de gideceğiniz yeri belirleme noktasında bir o kadar önemlidir. Mesela siz bir yoga tutkunuysanız ve tatilinizi bu tutkunuzdan ödün vermeden geçirmek istiyorsanız, hayli iddialı alternatiflere sahip olduğunuzu söyleyebiliriz. Hatta kimi ülkeler sayesinde kişisel tutkunuzu bir adım öteye dahi taşıyabilirsiniz. Peki, bu ülkeler hangileri? Sizler için dünyanın en ünlü yoga destinasyonlarını sıraladık;

HİNDİSTAN

Eğer yoga ile anılan ülkelerden bahsediyorsanız yoganın doğduğu toprakları yani Hindistan’ı asla liste dışında bırakamazsınız. Hatta yapmanız gereken şey Hindistan’ı listenin en üstüne yerleştirmektir. Onlarca belki de yüzlerce yoga çeşidi ile tanışabileceğiniz Hindistan, gerek bu konudaki binlerce yıllık deneyimi, gerek halkının bu tür spritüel inanışlara olan ilgisi gerekse muhteşem coğrafi avantajlarıyla en önemli alternatifiniz. Dilerseniz Goa’da kalabalık yoga gruplarıyla inanılmaz seanslara katılabilir, dilerseniz de Kerala’da yüzünüzü okyanusa dönüp saatlerce kendinizle yüzleşebilirsiniz. Tüm bunlar için muhteşem Hindistan sizleri bekliyor.



TAYLAND

Tayland, deyim yerindeyse tam bir zıtlık ülkesi. Dünyanın en çok ziyaret edilen ülkelerinden biri olan Tayland, hemen her seyahat severin tarzına cevap verebilme özelliği taşıyor. Dilediğinizde dünyanın en lüks tatilini yapabileceğiniz bu ülkede dilerseniz de dünyanın en ucuz tatilini yapabilirsiniz. Tercihinize göre dilediğinizi seçebileceğiniz bu tarzlardan biri de tam olarak yoga tutkunlarına hitap ediyor. Muhteşem doğası ve yoga konusundaki muhteşem birikimiyle Tayland, gürültülü popüler kentleri dışında kalan hemen her bölgesiyle yoga cenneti olarak biliniyor.



ENDONEZYA

Bu ülkenin seyahat severler nezdinde kendi adından çok Bali Adası ile tanınıyor olmasının bir nedeni var. Çünkü Bali, sahip olduğu nefes kesici yağmur ormanları, muhteşem doğa manzaraları ve tüm bu karakteristik özelliklerine uygun tesisleri ile başka bir tatil arayanların en gözde destinasyonu. Rahatlıkla söylenebilir ki, Endonezya’nın başka bir tatil sunma kabiliyetine sahip tek bölgesi Bali değil. Ülkenin hemen her yerinde benliğinize doğru uzun bir yolculuğa çıkabilir, yogayı alabildiğine özgün bir coğrafyada deneyimleyebilirsiniz.



NEPAL

Hayata tepeden, en tepeden bakmak isteyenlerin vazgeçilmez tercihi hiç şüphe yok ki, Nepal’dir. Dünyanın zirvesi olarak adlandırılan Nepal, coğrafi olarak spritüel inanışların en yaygın olduğu ülkelerin hemen ortasında yer alıyor. Budizm’in ve Hinduizm’in en yaygın olduğu ülkelerden biri olan Nepal’de yoga asla sadece bir uğraş değil. Nepal’de kendinizi Everest Dağı’nın görkemine bırakabileceğiniz gibi binlerce yıllık geçmişe sahip Stupa’larda da hayata farklı bir açıdan bakma fırsatı bulabilirsiniz.



COSTA RİCA

Yoga tutkunu seyahat severler, tatil konusunda bir taşla iki kuş vurmanın ustası olarak bilinirler. Bu yakıştırmanın nedeni ise yapılan seyahatin deyim yerindeyse iki farklı boyutta olmasıdır. Yani seyahatiniz size hem farklı bir kültürün, farklı bir coğrafyanın kapılarını aralar hem de kişisel tutkunuz sayesinde uzun ve kapsamlı bir yolculuğu da kendi benliğinize doğru yaparsınız. Tabi ki, tercihiniz Costa Rica ve diğerleri gibi isabetli olursa. Dünyanın biyolojik çeşitliliğinin tek başına %5’ine sahip olan Costa Rica’da yoga, yapabileceğiniz en doğru şeylerden biri.

ETNA’NIN SELAM DURDUĞU ŞEHİR: KATANYA (CATANIA)




İtalya’nın güzelliklerle dolu bölgesi Sicilya’nın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri Katanya. Aynı zamanda bölgenin ikinci büyük şehri olma özelliği taşıyan Katanya, Etna Yanardağı’nın eteğindeki konumu ve sahip olduğu büyüleyici güzellikler nedeniyle Sicilya’nın en turistik bölgesi olarak biliniyor. Uçaktan indiğiniz anda sizi Etna Yanardağı karşılıyor. Peki ne var bu Sicilya şehrinde insanları kendine hayran bırakan? Sizler için Katanya’nın en çok ziyaret edilen noktalarını derledik;

KATEDRAL MEYDANI

Katanya’nın en çok ziyaret edilen yeri ise Fil Çeşmesi’nin bulunduğu Katedral Meydanı. Meydanda yer alan çeşmedeki fil ise şehrin sembolü olmuş. 1735 yılında lava taşından yapılmış. Etna Yanardağı sürekli patladığı ve kustuğu için patlamadan çıkan orijinal lava taşlarıyla fil yapılmış.



Bir rivayete göre de bu filin poposunu öpen biri Katanyaca’yı bülbül gibi konuşuyormuş. Katanca bu arada İtalyanca’dan biraz farklı. Türkiye’deki lazca gibi düşünebilirsiniz. Filin alt tarafında Tanrı Simeto’nun heykeli bulunuyor. Simeto da İtalya’daki nehirlerin kralını simgeliyor. Bu detaya da dikkat etmenizi öneririz. Meydanda ayrıca, 18. yüzyılda yapılmış olan Din Adamları Sarayı, Belediye Sarayı, Şehir Katedrali yer alıyor.



URSİNO KALESİ

13. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen Ursino Kalesi, hayli trajik bir yaşam öyküsüne sahip. 1693 yılında bölgede yaşanan büyük depremden ve hemen öncesinde yani 1669’daki volkanik patlamadan hasarlı ama sağ kurtulabilen Ursino Kalesi, ilk olarak Aragon Hanedanlığının yaşam alanı olarak kullanılmış. Sonraki dönemlerde cezaevi olarak kullanılan kale, şimdilerde Halk müzesi olarak hizmet veriyor. Sıra dışı mimarisiyle dikkat çeken Ursino Kalesi, gerek bu özelliğiyle gerekse içinde barındırdığı Antik Yunan’dan Klasik Çağ’a kadar uzanan arkeolojik kalıntılarıyla mutlaka ama keşfedilmesi gereken bir yer olma özelliği taşıyor.



ETNA YANARDAĞI

Avrupa’nın en aktif yanardağlarından biri olan Etna’yı mutlaka görmelisiniz. Katanya’nın tepesinde yer alan ve şehrin üzerine bir gölge oluşturan Etna Yanardağı’ndan muhteşem sarayları ve kiliseleri kuşbakışı seyredebilirsiniz. Günümüzdeki yüksekliği 3 bin metre civarında olan Etna’da lavların üstüne çöktüğü evleri görebilirsiniz. Hayretler içinde bırakan bir doğaya sahip olan yanardağ, ziyaretçilerine müthiş anlar yaşatıyor.



BALIK PAZARI

Şehrin merkezinde Katedral Meydanı’na çok yakın bir mesafede yer alan balık pazarı kaçırılmaması gereken yerlerden biri. Katanya’nın sahil kıyısında olduğunu düşünürsek, farklı türdeki en güzel deniz ürünlerini bulabilirsiniz. Parlak renkleri, kendine özgü kokularıyla pazarda dolaşmak sizin için unutulmaz bir deneyim olabilir. Burada çok lezzetli balıkların olduğu restoranlara da uğramayı ihmal etmeyin.



SAN GİOVANNİ Lİ CUTİ

Katanya’nın en ünlü plajı olan San Giovanni li Cuti, yaz aylarında şehri ziyaret eden turistlerin uğramadan geçmedikleri noktalardan. Şehir halkı ve turistler için serinlemenin, güneşlenmenin meşhur adreslerinden olan San Giovanni li Cuti, bünyesinde barındırdığı balıkçı tekneleri ve restoranlarla da büyüleyici bir atmosfere sahip. Ayrıca plaj, volkanik bir geçmişe sahip olması nedeniyle doğal bir nokta olarak da dikkat çekiyor.

Sömestr Tatilinde Vizesiz Gidilebilecek Ülkeler


Sömestr tatilinde yurt dışında nereye gidilir?

Sömestr yaklaşınca gezginleri bir telaş sarar. Ancak son anda yapılacak planlar için sömestr tatilinde vizesiz gidilebilecek ülkeler listesini hazırladık. Çocuğunuzla ailecek son derece güzel ve keyifli bir tatil için bu ülkeler kesinlikle harika tercihler. Vize derdi olmaması da hızlıca ve sorunsuz bir şekilde bu ülkeleri ziyaret etme şansı veriyor.




Yurt içinde bu tarihlerde genelde kar ve kış tatili olduğu için, kar tatilinden hoşlanmayanlar ya da farklı yerler keşfetmek isteyenler sömestr tatilinde yurt dışında nereye gidilir sorusunu sorarlar. Aslına bakarsanız özellikle Avrupa’da gidilebilecek bir sürü keyifli ülkeler varken, aynı zamanda vizesiz gidilebilecek son derece keyifli ülkeler de var. İşte bu ülkelerin listesi.


Kosova

Kosova kesinlikle kendinizi yabancı hissetmeyeceğiniz ve adeta ülkenizde geziyormuş hissi yaşayacağınız bir ülke. Aynı zamanda çocuğunuz burada yer alan eserleri inceleyerek Türk tarihinin yurt dışında kalan kolunu yakından inceleme şansı yakalayacaktır. Sömestrde gidilebilecek yerler arasında Kosova son derece eğlenceli bir seçenek olabilir.



Karadağ

Son günlerde Karadağ ülkemizde oldukça popüler. Vize istemediği için mi, tarihi güzellikleri ya da doğal güzellikleri için mi bilinmez ama Karadağ ülkemizde en çok turistin gittiği yerlerin başını çekiyor. Ailecek harika bir tatil geçirmek ve stres atmak için Karadağ kesinlikle iyi bir tercih olabilir.


Makedonya

Harika bir yerdir Makedonya. Vize istememesi de hemen valizini alıp gitme şansı verir size. Ayrıca bu yarıyıl tatilinde çok fazla para harcamadan güzel bir tatil geçirmek isteyenlere kesinlikle öneririm. Çünkü Makedonya Türkiye’den bile ucuz bir yer olduğu için son derece ekonomik bir tatil için çok iyi bir seçim olacaktır. Taş köprüsü, farklı mimarisi ve lezzetli yemekleri ile size güzel bir yarı yıl tatili sunacaktır Makedonya.


Arnavutluk

Vizesiz gidebileceğiniz bir diğer güzel ülke ise Arnavutluk. Ortalama 1 saati biraz geçen bir sürede ülkede oluyorsunuz. Burada görülmesi gereken özel yerlerin başında Tiran ve Elbasan geliyor. Doğal güzelliklerini gezdikten sonra meşhur Arnavut ciğerini ve böreğini yemeyi sakın unutmayın.


Sırbistan

Balkanlar son günlerin yıldızı parlayan yerleri arasında geliyor. Ülkemizden vize istenmemesi de büyük güzellik. Bu fırsatı kaçırmayın. Gidilebilecek diğer bir güzel balkan ülkesi de Sırbistan oluyor. Belgrad burada giden herkesi kendine aşık eden muhteşem bir şehir. Doğal güzellikleri, lezzetli yemekleri ve tuna nehri üzerinde yapacağınız keyifli tekne turu sayesinde ailecek muhteşem bir tatil geçirme şansı yakalayacaksınız.


Bosna Hersek

Osmanlı tarihini çocuğunuza yerinde öğretmek ve keyifli bir tatil yaşatmak için Bosna Hersek harika bir seçim olabilir. Saraybosna görülmesi gereken en önemli şehir burada. Ailecek son derece keyifli bir tatil geçirebileceğiniz sıcacık ve son derece sempatik bir ülke Bosna Hersek.

Çeşme’de Kış Tatili



Yaz turizminin popüler adresi Çeşme’ye kış aylarında hiç gittiniz mi? Yazın gitmek için çırpındığımız İzmir’i birde şimdilerde ziyaret etmeli. Hep deniz tatili yapacak değiliz ya… Biraz da kış tatilinin tadını çıkartmalı.

Bir Alaçatı düşünün. Yaz aylarında tıklım tıklım dolup taşan, kalabalıktan yürüyecek yeri kalmayan… Bir de Alaçatı’yı kışın düşünün. Taş sokakları huzur kokan, her köşe başında keyifle fotoğraf çekilebilen… Sadece bu kadar da değil, yazın fırlayan uçak biletlerinden her fırsatta nasibimizi alırız. Çeşme’de tatil yapmanın yazı kışı olmaz elbette ama yazın tıka basa dolan İzmir’in güzel ilçelerini birde kış aylarında keşfedin.



İzmir’e gittiğiniz bir yerlerde dinlenmek için mola vermek istediniz. Gözünüze bir yer kestirdiniz ama bir de baktınız ki oturacak yer kalmamış. Sonra başka bir yere gitme kararı aldınız, orası da kalabalık. Oysa ki Çeşme’de kış tatili yapmanın ayrı bir zevki vardır. Gittiğiniz yerler sakin, huzur dolu. Belki içinizden müzik keyfi yapmak geldi, bütün mekanlar sizin. Peki Çeşme’de kış tatili yapmak için başka nedenler nedir bir de onları inceleyelim.

Çeşme termalleri

Çeşme termalleriyle de ünlü bir şehir bunu biliyor muydunuz? Yerin altında kaynayan termal sular kış aylarında çok tercih ediliyor. İzmir’e gittiğinizde seçkin otellerin termallerinde şifa dolu bir tatil deneyimi yaşamayı ihmal etmeyin.

Çeşme’nin tarihi yerleri

Denize sıfır konumda, 6 kulesi ile birlikte muhteşem bir görüntüye sahip Çeşme Kalesini daha önceki İzmir tatilinizde ziyaret etmediyseniz şimdi orada olmanın tam zamanı. Kaleye gittiğinizde Çeşme Arkeoloji Müzesi’ni de Çeşme’de gezilecek ve görülecek yerler listenize eklemeyi unutmayın.

Tarihiyle ünlü diğer bir rotada Ildırı Antik Kenti. Geçmişi tunç devrine uzanan antik kent şehir merkezine 25 km ötede.



Pazarları

Ege’nin lezzetine doyum olmayan otlarını göreceğiniz pazarda birbirinden çeşitli ürünler satılıyor. Pazıdan tereye, ebegümecinden arapsaçına, hardaldan radikaya ve daha birçoğuna Çeşme’de kış tatili yaparken rastlamanız mümkün. Bu kadar çeşidin bir arada olduğu bu pazarı merak ediyorsanız hemen söyleyelim; Alaçatı pazarı Çeşme tatilinizde görmeden dönmemeniz gereken yerel bir pazardır ve sadece cumartesi günleri kurulur.

Çeşme’de yeme-içme

Çeşme’nin dillere destan lezzeti kumruyu kendi vatanında hiç denediniz mi? Çeşme’ye gittiğinizde yerli halka en meşhur kumruyu kimin yaptığını sorun ve mutlaka deneyin. Güzel bir ziyafetten sonra canınız tatlı bir şeyler çekerse makaronlarından kesinlikle tatmalısınız. Buranın kumrucuları meşhur olduğu kadar pastaneleri de oldukça meşhurdur. Yemede yanında yat derler ya hani işte bu kavram Çeşme için yazılmış olmalı.



Çeşme’yi ne kadar anlatsak burada göreceklerinizin yanında çok az kalır. O yüzden Çeşme’yi en iyisi bizzat kendiniz keşfedin. Çeşme Otelleri eşliğinde mükemmel bir kış tatili Çeşme’de sizi bekliyor.

Türkiye'de Kış Tatili

Kış turizminin en çok talep gören aktivitesi olan kayak köklü bir spor olması ve günümüzde özellikle gençlerin ilgi göstermesi ile giderek yayılmaktadır. Kayak merkezleri misafirlerine konforlu otellerinde konaklama imkanı sunarken, tur organizasyonları ve malzemelerin teminine kadar zengin bir yelpazede hizmet veriyor. Türkiye gibi dört mevsimin yaşandığı ve kışların tadına doyulmaz güzellikte geçtiği bir ülkede var olan birden çok kayak merkezi eşsiz güzellikleri ve kaliteli hizmetleri ile sizleri bekliyor.
Kayak Merkezleri

Kış Mevsiminin Eşsiz Güzelliği İle Kayak Yapmanın Keyfini Çıkarın

Uludağ’dan Kartalkaya’ya, Palandöken’den Davraz’a kadar yurdumuzun en güzel dağlarında kış aylarında yağan kar ile beraber oluşan doğal kayak pistleri tatillerinizde hem spor yapmanıza imkan tanıyor hem de çevrelerindeki oteller ile sıcacık ortamlarda konaklamanızı sağlıyor. Ayrıca kayak merkezlerinde verilen eğitimler ile bu sporun inceliklerini öğrenmeniz mümkün. Yaptığınız hareketlerin bilincinde olmak ve bu heyecanı doyasıya yaşamak sizin elinizde.
Siz de ailenizle birlikte gündüzleri kayak yaparak eğlenceli vakitler geçirmek; akşamları ise otelinizin şöminesinde yanan ateşin etrafında oturup kahvenizi içerek sohbet etmek istiyorsanız yapmanız gereken sayfalarımızda yer alan merkezlerden size en yakın ve uygun olanına uğramak. Bembeyaz bir örtü üzerinde rüzgara karşı kayak yapmak ve özgürlüğün tadını çıkarmak hayal değil.

Tarihin Eteklerinden Zirvesine Doğru Uzanan Bir Spor Kayak

Tarih araştırmalarına göre eski çağlardan itibaren kayak, insanların bir yere ulaşırken ve avlanırken kolay yol kat etmeleri için çeşitli ağaçlardan kestikleri parçaları ayaklarına bağladıkları bir araç olarak ortaya çıkmıştır. İlk olarak Altaylar/ Sibirya ve Moğolistan’da ortaya çıktığı düşünülür. Bir spor olarak hayatımıza girmeden önce 15. Yüzyılda Orta Asya’da ve İskandinavya’da düşmanlara karşı askeri amaçla kullanılmıştır.
1879’da Oslo’da düzenlenen kayak yarışmaları ile tanıtılan bu spor Fridtjof Nansen’in “Grönland’da Kayakla Gezi” kitabını yayımlaması ile daha çok ilgi görmüştür. 1924’te Uluslararası Kayak Federasyonu’nun kurulması ile olimpiyatlara dahil edilen bu spor günümüzde bir çok dalda temsil edilmekte ve sporcu yetiştirilmesine olanak sağlamaktadır.
Kayak sporu dağ zirvelerinde oluşturulan pistlerde yapılırken kayak merkezleri konaklamadan, turlara; malzemelerden eğitmenlere kadar birçok hizmet ile kış turizminin gözdesi olan bu sporu geniş kitlelere sevdirmeye çalışıyor. Her yaş grubuna ayrı uygulanan eğitimler ile geçmişten gelen bu eşsiz öğreti yaşatılıyor.

Türkiye’nin Birbirinden Güzel Kayak Merkezleri

Tarif edilmez güzellikteki bir coğrafya üzerinde bulunan Türkiye, sahip olduğu önemli kayak merkezleri ile yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Avrupa standartlarında düzenlemeleri ile sağlıklı bir şekilde spor yapma imkanı sağlayan kayak pistleri kış aylarında misafirlerini ağırlarken ulusal ya da uluslararası müsabakalara ev sahipliği de yapıyor.
Kayak merkezleri arasında ulaşım teleferikle sağlanırken şehir merkezlerine giden yollar yoğun kar yağışının engel oluşturmaması için düzenli olarak belediyeler tarafından açık tutulmaktadır. Snowboard, Alp Disiplini, Biatlon ve benzeri sporların yapılmasına imkan tanıyan kayak pistleri ayrıca muhteşem manzarası ile doğa fotoğrafçılığına da imkan sağlıyor.
Türkiye de bulunan kayak pistleri ise:
  • Uludağ Pisti
  • Palandöken Pisti
  • Kartalkaya Pisti
  • Kartepe Pisti
  • Güvenkaya Pisti
  • Sarıkamış Pisti
  • Davraz Pisti
  • Erciyes Pisti
Listelediğimiz bu birbirinden güzel kayak merkezleri güler yüzlü ve kaliteli hizmet anlayışı, çevresindeki doğal güzellikleri, konaklama imkanları ve kamp seçenekleri ile sizin de tatilinizi geçirebileceğiniz yerlerden biri olmalı.
Kayak merkezleri olarak sizler için oluşturduğumuz rehber sitemizde Türkiye'nin önde gelen pistlerinin genel özelliklerini, kullanılan malzemeleri, turlar ve organizasyonlar hakkındaki her türlü bilgiyi edinebilirsiniz. Kış aylarının bunaltıcı havasından ve yorgunluğundan kurtulmak için siz de vakit kaybetmeden bavulunuzu hazırlayıp kayak merkezlerine doğru yola çıkmalısınız.

ALINTIDIR