2017 ERKEN REZERVASYON FIRSATLARINI YAKALAYIN.... AYRICALIKLI OLMANIN TADINI ÇIKARTIN... DETAYLI BİLGİ VE REZERVASYON : 0224 225 4343

Online Otel / Tatil Rezervasyonu


Booking.com

BEYRUT’TA 48 SAAT


beyrut_genel
İki günlük kısa bir tatil için aklınıza ilk gelen şehirler arasında Beyrut yoksa çok şey kaçırıyorsunuz demektir. Orta Doğu’nun Paris’i olarak tanınan Lübnan’ın başkenti, kültür, sanat ve eğlence dolu!

BEYRUT’A VARIŞ

Beyrut’un Rafik Hariri Uluslararası Havalimanı, şehir merkezinden yedi kilometre uzaklıkta bulunuyor. Alandan şehir merkezine ulaşmak ise motorlu taşıtlar ile ile yaklaşık 10-15 dakika kadar sürüyor. Havalimanından merkeze ulaşım sağlayan bir toplu taşıma hizmeti yok, bunun için özel minibüsler kullanılıyor. Havalimanının önündeki otoparktan kalkan bu minibüsler ile kısa sürede gideceğiniz yere varabiliyorsunuz. Ayrıca havalimanı işletmesi tarafından yetkilendirilmiş özel taksilerin sizi varış terminalinin yanındaki alanda beklediğini de göreceksiniz. Yanında havalimanı logosu gördüğünüz taksiye güvenle binebilirsiniz. Resmi olarak belirlenen ücret 35-40.000 Lübnan Pound’u civarında ama pazarlıkla fiyatı düşürmek mümkün. Eğer aceleniz varsa, taksilerden sizi en yakın toplu taşıma aracı durağına bırakmasını isteyebilir ve yolunuza oradan kendiniz devam edebilirsiniz.

BUNLARI UNUTMAYIN!

Uzun yıllardır süregiden savaşlar ve bombalamalar sebebiyle Beyrut’a seyahat etmenin güvenli olmadığını düşünebilirsiniz. Ama son birkaç yıldır, Beyrut’un hiç olmadığı kadar güvenli olduğunun da altını çizmek isteriz. Şu anda şehirde ve ülkede herhangi bir savaş sıkıntısı mevcut değil. Ama siz yine de özellikle gecenin geç saatlerinde şehir merkezi içerisinde kalmaya, ülke içinde farklı şehir ve kasabalara seyahat ediyorsanız geç kalmamaya ve pasaportlarınızı yanınızda taşımaya özen gösterin.

İLK GÜN

Sabah
Güne otelinizdeki zengin Lübnan kahvaltısı ile başlayın ve yediğiniz tüm o muhteşem hamur işlerini eritmek için fotoğraf makinenizi kapıp, Corniche bölgesinden Raouche’a doğru yürüyebilirsiniz. Güvercin Kayası olarak da bilinen, denizdeki iki kayalık Raouche’un karşısında uzanan bu kordon, 3.4 kilometre uzunluğunda ve Lübnan henüz Fransız sömürgesi altındayken yapılmış. Raouche, genç-yaşlı demeden her Beyrutlu tarafından çok seviliyor; burada koşu yapanları, balık tutanları, kafelerde nargile içenleri görmek mümkün. Siz de güne burada başlayıp, St. George’s Körfezi’nden karşıdaki Sannine Dağları’nı izleyerek muhteşem fotoğraflar çekebilirsiniz. Eğer bu sabah yürüyüşünüz sırasında susadığınızı hissederseniz, geleneksel Arap kahvesi ‘ahwe’ veya taze sıkılmış portakal suyu içebileceğiniz sokak satıcılarından güvenle içecek bir şeyler satın alabilirsiniz. Öğle vakti yaklaştığında, şehirde toplu taşıma olanakları kısıtlı olduğundan bir taksiye atlayarak Beyrut Ulusal Müzesi’ne doğru yola çıkın. Taksiye binmeden önce fiyatta pazarlık yapmayı unutmayın, yolun en fazla 10-15.000 Lübnan Pound’u civarında tutması gerekiyor. M.Ö. 9000’den M.S. 16. Yüzyıla uzanan zengin arkeolojik bulgu ve tarihi eser koleksiyonuna sahip müze, ülkenin tarihi zenginliği ile tanışmak için bulunmaz bir fırsat sunuyor. Öğle yemeği Müze ziyaretiniz bittikten sonra yeniden bir taksiye atlayıp, Mar Mikhael bölgesindeki Tawlet isimli restorana gidebilirsiniz. (12 Rue Naher, Armenia St.) Bu küçük mekanın özelliği, her gün farklı bir şefin başa geçip, günlük değişen menülerle muhteşem Lübnan yemekleri sunması. Tawlet, Souk el Tayeb adındaki çiftçi pazarını yöneten kişiler tarafından işletiliyor. Eğer öğle yemeğinde fazla oyalanmadan rotanızı Souk el Tayeb’e çevirirseniz, (cumartesi günleri 09:00-14:00 saatleri arasında) denemek için organik bal, baharat, turşu ve ev yapımı labne peynirleri alabilirsiniz.

Öğleden sonra
Keyifle yediğiniz leziz mi leziz Lübnan mezelerinin ardından Mar Mikhael bölgesinde dolaşabilir veya eski Osmanlı tarzı binaları görmek için Gemmayze’ye geçebilirsiniz. Hava karardığında bu sokakların şehrin en iyi bar ve kulüpleriyle hareketlendiğini de belirtelim. Sanatsever ve Avrupalı turistler de bölgedeki Torinogibi kulüplerin müdavimlerinden.
Rue Gouraud caddesinin sonunda ise sizi Saifi Kasabası bekliyor. Onun hemen ilerisinde ise Place des Martyrs yani Şehitler Sarayı. Bu güzel şehrin uzun yıllar boyunca savaşlardan çektiği acıları yansıtan bu bölge, şehir Osmanlı hakimiyeti altındayken ölen Lübnanlıların anısını da yaşatmaya devam ediyor.
Akşam olunca
Artık karşınıza çıkan her Beyrut pazarını gezdiğinizi düşünüyoruz. Aralarında aşırı lüksleri de olan bu otantik pazarları gezmekten yorulmadığınızı umuyoruz. Beyrutlular, akşam yemeğini geç saatte yerler, saat 22:00 gibi restoranlar yavaş yavaş dolmaya başlar. Eğer yer bulmak istiyorsanız, ya mekana önceden gitmeniz gerekir ya da rezervasyon yaptırmanız. Güzel manzaralar eşliğinde yemek yemek isteyenler, Abd el Wahab adlı mekanda rezervasyon yaptırabilirler. (51, Abd el Wahab, El Inglizi St.) Unutmayın, mekanlarda yer bulmak için erken yemek yemeyi göze alırsanız daha kolay rezervasyon yaptırabilirsiniz. Akşam yemeği için tercih ettiğiniz restoranda, Lübnan şarabınız ve nargileniz masanıza geldiğinde menüden bir seçim yapın. Özellikle humus, tabbule salatası ve içli köfteyi tavsiye ederiz. Gece uyumayı sevmeyen Lübnanlılara katılmak isterseniz de, şehrin en iyi gece kulüplerinden Music Hall sizi bekliyor!

İKİNCİ GÜN

Sabah – öğle yemeği
Dün çok yoruldunuz, umarız ki iyi bir uyku çekebilmişsinizdir. Kahvaltının ardından yollara düşün ve şehrin biraz dışındaki güzel Bekaa Vadisi’ne gidin. Tanail’deki aile işletmesi Massaya Bağı’nda, hem ünlü Lübnan şaraplarının yapımını görebilir hem de restoranlarında uygun fiyata Lübnan mezelerinden yiyebilirsiniz. Vadide uzun bir bağ gezisinin ardından öğle yemeğini de Massaya’nın restoranında alabilirsiniz. Taze pişirilmiş sac ekmekleri, sayısız meze ve barbekü etlerle dolu muhteşem lezzette bir öğle yemeği sizi bekliyor.
Öğleden sonra
Bekaa Vadisi’ne gidip de Baalbek’deki büyüleyici tapınakları görmeden şehre dönmek olmaz. Atina ve Roma’daki tarihi kalıntılarla yarışacak güzellikle olan bu tapınaklar, M.Ö. 9000 yılından bu yana ayakta kalmayı başarmış. Burada Baküs Tapınağı’nı gezebilir, İmparator Trajan’ın ayakizlerini takip edebilirsiniz.
Akşam olunca
Bekaa’dan dönüşte nispeten uzun süren yolda biraz uyumayı başardıysanız şanslısınız. Tüm gün tarihi tapınakları ve bağları gezmekten yorulduysanız, acıkmışsınız da demektir. Ama daha yemeğe çok var. Bu sürede dileyenler şehir merkezinde kaybolup Beyrut’u keşfedebilir veya otellerine gidip akşam yemeğine kadar biraz daha dinlenebilirler. Beyrut’ta 7 gün 24 saat, yılın her günü açık olup da Al Falamanki(alfalamanki.com) gibi muhteşem manzaralar sunan ve harika bahçelere sahip olan çok az restoran bulunuyor. İncirli hellim peyniri; baharatlı keçi sütünden yapılmış labne peyniri; şeker pancarlı kızarmış patatesler Al Falamanki’de sunulan mezelerden birkaç tanesi. Günü sonlandırmak içinse tıpkı yerel halkın yaptığı gibi bulunduğunuz mekanda arkadaşlarınızla tavla oynayabilir, dilerseniz gece kulüplerine geçerek Beyrut’taki son gecenizi dans ederek geçirebilirsiniz.




Telefon : 0 224 225 43 43


 Gsm : 0 534 835 86 85                        Faks : 0 224 225 43 53                          e-mail : info@perisos.com.tr

LONDRA HAKKINDA EKSİK BİLİNENLER

londra_hakkinda
Londra, yılda 26 milyonun üzerinde turist çeken dünyanın en popüler seyahat noktalarından bir tanesi. Londra ve İngilizler hakkında söylene söylene klişe haline gelmiş bazı şeyler seyahat planlarımıza Londra’yı dahil etmek için engel teşkil etmese de bazı eksik ve yanlış bilgilere neden olabiliyor.
Buyrun Londra ve İngilizler hakkında söylene gelen bu klişe bilgilere daha yakından bakalım;

LONDRA SOĞUK VE YAĞIŞLI!

Evet Londra’nın havası kasvetli olabilir. Ama Londra’nın hava durumunun tüm gerçeği yağmur, kar ve fırtınadan ibaret değil. Şehrin fazla sıcak havalara sahip olmadığı doğru. Sıcak havalardan bunaldığımızda özlediğimiz bir hava durumuna sahip olduğunu söyleyebiliriz. Elbette yanınızda mevsimlik bir ceket bulundurmanızda fayda var fakat bu durum yaz aylarında Hyde Park’ta oturduğunuzda güneş yüzü görmeyeceğiniz anlamına gelmiyor.

HAVASI GİBİ İNSANLARI DA SOĞUK!

Evet İngilizlerin Akdeniz halkları kadar sıcakkanlı insanlar oldukları söylenemez. Bu inanışın yaygınlaşmasında ülkemizde teknik direktörlük yapmış Gordon Milne’in büyük payı olduğunu söyleyebiliriz. Evet otobüste yanlarına oturduğunuzda siz sohbete başlamadan size memleketinizi soracak kadar sıcakkanlı olmayabilirler ancak Londra seyahatiniz sırasında ayaküstü sohbet etmek istediğinizde, yardıma ihtiyacınız olduğu anlarda size sırt çevirecek kadar da soğukkanlı değiller.

İNGİLİZLER HEP ÇAY İÇER!

Londra’da çay haricinde başka içecek bulamayacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Evet çayın İngiliz kültüründe önemli bir yeri olduğu doğru ancak bu durum Londra’da dünyaca ünlü kahve dükkanı zincirlerinin olmadığı anlamına gelmiyor.
london_telephone

GIDALAR ÇOK KÖTÜ!

Evet İngiliz mutfak kültürünün gerek bizim ülkemiz gerekse diğer dünya ülkelerin mutfakları kadar zengin olmadığı doğru olabilir. Fakat bu durum Londra’da Tayland, Hint ve diğer ülke mutfaklarından zengin örnekler sunan restoranların, Pret A Manger, Wagamama, Whole Foods gibi hızlı ve sağlıklı yiyecekler bulabileceğiniz yerlerin ve açık hava sebze ve meyve pazarlarının olmadığı anlamına gelmiyor.

LONDRA ÇOK PAHALI!

Evet Londra pahalı bir şehir ama tıpkı New York, Berlin gibi dünyanın diğer büyük şehirleri kadar. Birçok büyükşehirde olduğu gibi müzeler haftanın belirli günleri ücretsiz ya da indirimli. Şehir içi ulaşım için taksileri kullanmak zorunda değilsiniz, Londra’nın meşhur otobüsleri şehrin hemen her bölgesinde hizmet veriyor. İhtiyacınız olan tek şey 2 sterlin ödeyerek alacağınız bir otobüs bileti.




Telefon : 0 224 225 43 43



 Gsm : 0 534 835 86 85                        Faks : 0 224 225 43 53                          e-mail : info@perisos.com.tr

ARGAN DİYARI MARAKEŞ’TE MUTLAKA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

marakes_genel (1)
Seyahatlerini verimli kılmak adına tercihini mümkün olduğunca özgün ve ilginç coğrafyalardan yana kullanmak isteyenlerdenseniz, ölmeden önce görülecek yerler listesine mutlaka Fas’ın büyülü şehri Marakeş’i eklemeniz gerekiyor. 11. yüzyıldan kalma bir vaha şehri olan Marakeş, sadece Fas’ın değil aynı zamanda tüm Kuzey Afrika’nın en fantastik ve büyüleyici şehirlerinden biri olma özelliği taşır. Fas’ın kıyı kesimlerindeki okyanus iklimi ile güney kesimlerindeki çöl iklimi arasından tam olarak bir kavşak noktası gibi konumlanan ve bu iki iklim türünün muhteşem sentezini yaşayan Marakeş’te mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken yerleri sizler için araştırdık;

JEMAA EL FNA MEYDANI

Hiç kuşku yok ki Marakeşin büyülü atmosferine dokunmanın en iyi yolu Jemaa El Fna Meydanı’nda mümkün olduğunca zaman geçirmektir. Marakeş’te yaşamın kalbinin tam olarak bu meydanda attığını söylemek mümkün. Gündüzleri alışveriş gibi günlük işler için kullanılan meydan, hava karardığında hemen bir şölen alanına dönüşüyor. Yılan oynatıcılardan fal bakıcılara, şifalı ot satıcılarından ateş gösterileri yapanlara kadar Jemaa El Fna Meydanı görülebilecek birçok şeyin  merkezi konumunda.
Jemaa_El_Fna_Meyani

KOUTOUBIA CAMİİ

Birçok Marakeş fotoğrafından ve bu şehre ait kartpostallardan görmeye alışık olduğumuz görkemli yapı aslında ünlü Koutoubia Camii’dir. Şehrin hemen her noktasından görülebilen cami, Jemaa El Fna Meydanı’nın hemen dış kısmında yer alır. Marakeş’e özgü kızıl toprak rengini taşıyan cami, aynı zamanda müthiş el işlemesi oyma mimarisi ile de ünlüdür.
Koutoubia_Camii

MENARA VE MAJORELLE BAHÇELERİ

Marakeş’in bilindiği gibi bir çöl şehri olmadığını ve aksine muhteşem bir doğaya sahip olduğunu söylemiştik. Bu durumun en güzel ispatı da şehirde bulunan Menara ve Majorelle bahçeleridir. İçi yüzlerce çeşit balık türüyle dolu dev bir akvaryuma sahip olan Menara Bahçeleri bünyesinde barındırdığı yaklaşık 300 bin zeytin ağacıyla şehrin ciğerleri olarak değerlendirilebilir. Ziyaretçisine sunduğu efsane doğa manzarası da cabasıdır. Yüzlerce çeşit egzotik bitki türünün bulunduğu Majorelle Bahçesi de şehrin ikinci doğa harikasıdır. Marakeş’te mutlaka görülmesi gereken yerler listesinde bulunan İslam Sanatları Müzesi de bu bahçede yer almaktadır.
Menara_bahceleri

İSLAM SANATLARI MÜZESİ

Majorelle Bahçeleri’nin hemen içinde yer alan İslam Sanatları Müzesi, Marakeş’in en önemli turistik merkezlerinden biridir. Müzede İslam sanatının en nadide örnekleri yer almaktadır. İslam eserlerinin yanı sıra Kuzey Afrika tarihine ışık tutabilecek farklı türlerde eserlerin de yer aldığı müzenin en ilgi çeken bölümü ise Majorlle Bahçeleri’nin mimarı sayılabilecek Fransız tasarımcı Saint Laurent’in kişisel eşyalarının sergilendiği bölümdür. Saint Laurent’in öldükten sonra vasiyeti sonucu küllerinin Majorelle Bahçeleri’ne serpildiği bilinmektedir.
islam_sanatlari_Muzesi

BAHIA SARAYI

Fas Hanedanlığı ihtişamının en iyi şekilde gözlemlenebileceği yer hiç şüphesiz Bahia Sarayı’dır. Sultanın ailesi ve haremi için yaptırdığı saray, gerek mimarisi gerekse el işlemelerinden oluşan sanat eserleriyle şehrin en önemli çekim merkezlerindendir. Vezirin ölümden sonra yağmalanan saray, o günlerde biraz zarar gördüyse de güzelliği ve ihtişamı görülmeye değerdir.

PAZARLAR

Marakeş’te şehrin büyülü atmosferine dokunmanın en iyi bir diğer yolu da sokak pazarlarında dolaşmaktır. Yüzlerce çeşit meşhur Fas baharatlarının ve el işlemesi deri kokularının arasında size ikram edilen yerel çayların tadına bakarken, bu labirent gibi pazarlar sayesinde bir kez daha Fas’ın ve özellikle Marakeş’in büyülü dünyasına dalma şansı yakalayacaksınız.
Marakeş seyahatinizden dönerken valizinize eklemek istediğiniz bir şey olursa, Fas’ın dünyaca ünlü argan yağından edinmeyi sakın ihmal etmeyin. Genelde kozmetikte kullanılan argan yağı, Marakeşliler tarafından yemekte de kullanılıyor. Dünyaca ünlü bu yağın orijinali de sadece Fas’ta bulunuyor.




Telefon : 0 224 225 43 43



 Gsm : 0 534 835 86 85                        Faks : 0 224 225 43 53                          e-mail : info@perisos.com.tr

DÜNYANIN EN MATEMATİKSEL BİNALARI

giza_genel
Yapımı incelendiğinde hayret verici matematiksel özelliklere sahip olan binalar geçmişten günümüze hepimizin oldukça ilgisini çekiyor. Eski uygarlıkların ve ‘’dahi’’ diye nitelendirilen mimarların matematik, astronomi ve güzel sanatlardan beslenerek inşa ettikleri bu yapılar üstün özellikleriyle hayranlık ve şaşkınlık uyandırmakta.
Bu yapıları inceleyen bilim insanları günümüz teknolojisiyle bile açıklamakta zorlandıkları hesaplamalarla karşılaşıyorlar.
Dünyanın dört bir tarafından kafa karıştıran, hayranlık ve şaşkınlık uyandıran matematik, astroloji ve sanatla yoğrulmuş bu yapılara daha yakından bakmaya ne dersiniz?

EDEN PROJECT, CORNWALL, İNGİLTERE

2011 yılında yapımı tamamlanan Eden Project 2.2 hektarlık bir alana kurulmuş dünyanın en büyük serasıdır. Eski bir taş ocağının çukurlarına inşa edilen yapı içerisinde bitkiler ve insanlar arasındaki ilişkiyi gösteren bir eğitim merkezi ve yüzbine yakın bitki çeşidi bulunur. Altıgen ve beşgen hücrelerden oluşan şeffaf jeodezik kubbeler oldukça zariftir. Uzaktan bakıldığında bir böceği andıran bu projenin eğitim tesislerinin spiral mimarisi Fibonacci sayı diziliminden esinlenerek tasarlanmıştır.
eden_project

PARTHENON, ATİNA, YUNANİSTAN

M.Ö 430 yılında inşa edilen Parthenon mükemmel oranlardaki uyumu ile Antik Yunan idealleri üzerine tasarlanmıştır. Uzunluğunun genişliğine oranı 9:4 olan tapınak en uygun sayısal oranların kullanılmasıyla inşa edilmiştir. Tapınağın köşelerindeki sütunlar daha çok güneş alacağı için ince gözükeceğinden diğer sütunlara oranla daha kalın yapılarak görünüşte muhteşem bir estetik sağlanmıştır. Yine tapınaktaki kabartma ve süslemelerin yükseklik ve kalınlıkları göz yanılsamalarını önleyecek şekilde tasarlanmıştır.
parthenon

TAC MAHAL, AGRA, HİNDİSTAN

Tac Mahal’in önünde fotoğraf çekilmek turistler için büyük bir zevk. Eşsiz güzellikteki bu yapı kusursuz bir simetriye sahiptir. Dört minaresi Tac Mahal’in simetrik yapısını devam ettiren en önemli unsurlardır. Pencere ve kemerleri Tac Mahal’in geometrisiyle mükemmel bir uyum içerisindedir. Dışarıya doğru eğimli olarak inşa edilen minarelerin su havuzlarına yansıması ziyaretçilere nefis bir görsel şölen sunmaktadır. Estetik açısından zirve eserlerden sayılan Tac Mahal için geometri ve estetiğin mükemmel uyumu diyebiliriz.
tac_mahal

CHICHEN ITZA, MEKSİKA

Kukulkan Piramidi ismiyle de anılan Chicken Itza, Maya uygarlığı tarafından inşa edilen bir eser. Mayaların astronomide oldukça ileri bir uygarlık olduğu bilinmektedir. Ürettikleri eserlerde de astronomi biliminden faydalandıkları bugün bilim adamları tarafından ortaya konulmaktadır. 9 kat şeklinde inşa edilen piramit dokuz gezegeni temsil etmektedir. Yapının etrafında toplam 364 adet basmak bulunmaktadır. En tepesinde yer alan platformla beraber basamaklar 365 adete ulaşır ki bu da bir yılın günlerine karşılık gelmektedir. Yapının en ilginç özelliklerinden biri ise piramidin tepesinde bulunan yılan başlarının güneş ışınlarının etkisiyle gölge oyunu oluşturup an alt basamağa kadar kıvrılarak inen görüntüsüdür.
chichen_itza

GİZA PİRAMİTLERİ , KAHİRE, MISIR

Dünyanın en ilgi çekici yapılarından olan Giza Piramitleri M.Ö 2753-2563 yıllarında inşa edilmiş. Toplamda 3 piramitten oluşmaktadırlar. Giza Piramitlerinin en büyüğü ise dünyanın 7 harikası arasında yer alan Keops Piramidi. Aynı zamanda en kusursuz ve hayret verici bir matematiğe sahip olanı. Bilim adamlarını,matematikçileri ve mimarları bugün bile hayrete düşüren bu yapının şimdiye kadar anlaşılan en ilginç özelliklerinden bazıları işe şunlardır; Bu piramidin yüksekliği ikiye bölündüğünde Pi sayısını verir. Tepe noktasından geçen meridyen karalarla denizlerin ikiye ayrıldığı noktadır. Piramidin bulunduğu yer dünyanın merkeziyle Kuzey Kutbuna eşit uzaklıktadır. Piramidin yüksekliğinin 1 milyar ile çarpımı güneş ile dünya arasındaki mesafeye eşittir. Piramidin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü yüksekliğinin karesine eşittir. Firavun Keops’un doğum ve tahta çıkış günlerinde piramidin içerisine yılda iki kez olmak üzere güneş ışınları girer.
giza_piramidi

LA SAGRADA FAMILIA, BARSELONA, İSPANYA

Antoni Gaudi tarafından tasarlanan bina İspanya’nın en ikonik görüntülerinden biridir. Oldukça karmaşık bir yapıya sahip olan kilisenin yapımında hiperbolik paraboloid formlar kullanılmıştır. 1882 yılında yapımına başlanan ve hala tamamlanamayan Sagrada Familia Kilisesi’nin ‘’tutku cephesi’’nde bir sihirli kare yer alır. Bu karenin her bir satır ve sütununda bulunan rakamların toplamı 33 sayısını vermektedir. Bu sihirli karenin Hz. İsa’nın 33 yaşında çarmıha gerilmesinin bir sembolü olduğu söylenmektedir.
la_sagrada_familia

KEYİFLİ BİR PORTEKİZ SEYAHATİ İÇİN 7 AKTİVİTE

sintra-portekiz
Portekiz, en iyi korunmuş Ortaçağ şehirlerine sahip bir ülke. En önemli şehirlerinden biri aynı zamanda başkent olan Lizbon. Ülkeye yapacağınız ziyaretleri uzun yıllar unutulmayacak bir hale getirmek için Portekiz’in çeşitli bölgelerinde gerçekleştirilebilecek 7 aktivite belirledik!

BİR ASTROLOG EDASIYLA YILDIZLARI GÖZLEMLEYİN

Alqueva Alentejo, dünyanın ilk ‘‘Starlight Tourism Destination’’ sertifikasına sahip bölgesi. Starlight Vakfı tarafından verilen ve UNESCO tarafından desteklenen bu sertifika Alqueva’nın gökyüzündeki yıldızları seyretmek için dünyanın en karakterize yerlerinden biri olduğu anlamına gelmektedir. Alentejo Gölü çevresi yıldız, takımyıldızları ve Samanyolu gibi uzak gökadaları görmek için harika bir yer. Göl çevresinde dürbün veya teleskop kiralayabilirsiniz. Kendinizi bu zevkten mahrum etmeyin!

ŞATOLAR ŞEHRİ SİNTRA’YI GÖRÜN

Sintra’ya Lizbon’dan 40 dakika süren bir tren yolculuğu sonucu ulaşabilirsiniz. Burası kendinizi peri masallarında hissedeceğiniz tepesi hep dumanlı bir şatolar şehri. 19. yüzyılda Avrupa romantik mimarisinin başkenti olan bu küçük şehir içerisinde benzersiz 3 saray bulunmaktadır. Bu saraylardan en önemlisi park alanıyla beraber Unesco tarafından koruma altında tutulan Pena Sarayı’dır.
sintra-portekiz-hakkinda

MAVİ KÖPEKBALIĞI İLE DALIŞ

Mavi köpekbalıklarıyla birlikte dalış yapabileceğiniz dünyada birkaç yer vardır. Azor adaları bunlardan bir tanesi. Portekiz’e bağlı olan Azor adaları, Atlas Okyanusu’nda bulunan bir adalar topluluğu. Dalış sporlarından hoşlananlar için olağanüstü fırsatlar sunan adalar, mavi köpekbalıklarını gözlemlemek için en ideal yerlerden bir tanesi.

ÇİKOLATA FABRİKASI

Portekiz’in en kuzey köşesinde bir liman kenti olan Viana do Castelo bölgesinin en havalı noktalarından biri Çikolata fabrikasıdır. 1900’lü yıllarda kurulan tarihi çikolata fabrikası bugün müze-otel olarak hizmet vermektedir. 18 odası farklı temalara sahip olan otelin duvarları akışkan çikolata şeklinde tasarlanmış. Ayrıca çikolata hakkında bilgi alabileceğiniz 5 interaktif odası bulunuyor.

HAMUR İŞLERİNDEN ÖRNEKLER TADIN

Evet, Portekizli futbolcu Ronaldo’nun yemek uğruna uçağı kaçırdığı Portekiz hamur işi tatlılarından bahsediyoruz. Tatlıya çok büyük bir ilgi var bu ülkede. 200’den fazla hamur işi tatlı çeşidi bulunması bunun açık bir göstergesi. Burada favori tatlı çeşidi ise milföy hamuru ve muhallebi benzeri bir kremadan yapılan Belem. Portekizlerin aşık olduğu bu tatlı türünü tadabileceğiniz en doğru adres Lizbon’un Rio Belem bölgesinde bulunan Pasteis de Belem. Bu işletmede formülü gizli tutulan Belem’in tanesi 1 Avro civarı.
belem-portekiz-tatli

DİNAZOR KASABASINI ZİYARET EDİN

Portekiz’in Lourinha kasabası dinazor fosilleri açısından çok zengin bir bölge. Adeta bir dinazor kasabası olan Lourinha’da yer alan birçok dükkanın adı ‘dino’ ile başlıyor. 7 bin nüfuslu bu kasabada hamur işleri satan bir dükkanın içerisinde bir köşede fosilleşmiş bir dinazor ayak kemiği görebilirsiniz. Kasabada ayrıca bir dinazor müzesi bulunuyor.

GRAFFİTİ GEZİNTİSİNE ÇIKIN

Lizbon, kentsel sanat eleştirmenleri tarafından sokak sanatları açısından dünyanın en iyi şehirlerinden biri olarak kabul ediliyor. Lizbon sokaklarında terkedilmiş binaların üzerinde son derece detaylı graffiti örnekleri ve siyasi temalar görülebilir. Birbirinden renkli bu sokak sanatları şehirde büyük ilgi görmektedir. Bu nedenle Lizbon sokaklarında rehberli duvar resimleri turları düzenlenmektedir. Eğer duvar süslemelerini kendi başınıza keşfetmek isterseniz Galeria de Arte Urbana ile başlayıp arka sokaklardan Rossio Meydanı çevresindeki sokaklara ulaşabilir, birbirinden renkli fotoğraflarla geri dönebilirsiniz.
grafitti-lizbon





Telefon : 0 224 225 43 43


 Gsm : 0 534 835 86 85                        Faks : 0 224 225 43 53                          e-mail : info@perisos.com.tr

KENYA’DA SAFARİ YAPMAK İÇİN VİZEYE İHTİYACINIZ YOK

kenya_genel
Kenya, birçok Arap ülkesi ve çoğu 3. dünya ülkesinde olduğu Türk vatandaşlarından vize istemeyen, daha doğrusu havalimanına iniş yaptıktan hemen sonra vizenin rahatlıkla alınabildiği ülkelerden biri. İlk bakışta Kenya’nın bizden vize istememesi çok da önemli bir şey değilmiş gibi görünse de, bu ülkenin dünyanın en iyi safari ülkelerinden biri olduğunu hatırlayınca durum değişiyor. En fazla hayvanat bahçesinde görebileceğimiz canlı türlerini doğal yaşam alanlarında görmek, bu heyecana yerinde tanık olmak için en ideal destinasyonlardan biri olan Kenya’ya gidebilmek için konsolosluk kapılarında sürünmek gerekmiyor. Üstelik burada safari heyecanını yaşamanın para bedeli de hiç sanıldığı kadar uçuk değil.
Bu kadar ülkeye girişin kolaylığından bahsetmişken biraz da burada yapılacak safariye ve vahşi hayatın ilk günkü doğallığına değinmeden olmaz. Öncelikle safari heyecanını yaşamak için Kenya’ya gidiyorsanız, “Hakuna Matata” cümlesini öğrenseniz iyi edersiniz. Aksi takdirde yaşayacağınız heyecan verici aksiyonların tadını çıkaramaz, hareketlerinizde temkinli olma yoluna gidebilirsiniz. Hakuna Matata, yerel dilde “her şey yolunda, endişeye gerek yok” anlamına geliyor. Ciddi düzeyde açlık sorunlarının olduğu, AIDS gibi bulaşıcı hastalıkların kol gezdiği, etrafınızda babunların, kartalların dolaştığı bir ülkedeyseniz bu cümleyi sık sık tekrar edip kendinizi rahatlatmaya ihtiyaç duyabilirsiniz. Zira bu cümle Kenya’da ‘merhaba’ kadar sık kullanılıyor.
kenyada-safari-1
Öncelikle Kenya’da safarinin en önemli amacı büyük 5’liyi görmek. Yani katılacağınız safari turları boyunca fil, bufalo, gergedan, aslan ve leoparı görürseniz, Kenya safarisinin hakkını vermiş oluyorsunuz. Söz konusu canlı türlerini ve daha fazlasını görebileceğiniz safari turuna başlamak için en iyi seçenek, başkent Nairobi’ye 5 saat uzaklıktaki Masai Mara Ulusal Parkı. Masai Mara Ulusal Parkı’nın en önemli özelliği, özellikle ağustos – ekim ayları arasında yaşanan büyük göçe ev sahipliği yapıyor olması. Bu tarihlerde zebra, bufalo ve antilopların uzun göç yürüyüşüne doğanın bir kuralı olarak aslan, leopar ve çitalar eşlik ediyor. Uygun tarihlerde Masai Mara Ulusal Parkı’nı ziyaret ederseniz, sadece burada büyük 5’liyi görme şansı yakalayabilirsiniz. Tabi sadece bu canlı türlerini görmekle kalmayıp, doğanın tek ve en önemli kanunu olan hayatta kalma kanununa tanıklık etme fırsatı yakalamış olacaksınız.
kenyada-safari2
Mara’da büyük göçe tanıklık ettikten sonra yapılabilecek en iyi aktivite, Mara’ya yaklaşık 3 saat uzaklıkta yer alan ünlü Nakuru Gölü’nü ziyaret etmek olacaktır. Dev boyutlardaki ağaçların olduğu Nakuru Ulusal Parkı’nda gezerken göreceğiniz şeyler, Masai Mara’dakileri aratmayacaktır. Pelikan ve flamingolar bu parkta en çok bulunan canlı türleri. Tüm parkı tepeden görebileceğiniz bir alana çıktığınızda yakalayacağınız manzara ise içinizi kıpır kıpır edecektir. Buradan bakıldığında dev ağaçların üzerinde birbirleriyle oynayan babunları görüp, onların birbirleriyle olan ilişkilerine şaşırabilirsiniz.
Dünyanın en iyi safari destinasyonlarından olan Kenya, uygun fiyatları ve sağladığı vize kolaylığı ile kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yer. Siz de Kenya’da bu eşsiz deneyimlere tanıklık etmek isterseniz uygun fiyatlı Kenya turlarını inceleyebilirsiniz.
kenyada-safari3




Telefon : 0 224 225 43 43


 Gsm : 0 534 835 86 85                        Faks : 0 224 225 43 53                          e-mail : info@perisos.com.tr

DİLİNİ BİLMEDİĞİNİZ BİR ÜLKEYE Mİ GİDİYORSUNUZ?

yabanci_dil
İngilizce konuşulmayan hatta lisanının ingilizce ile alakası olmayan yerlere gitmeniz için bir engel yok.
Çünkü bu üstesinden kolayca gelinebilecek bir sorun, hatta bir sorun bile değil…
Genelde yalnız seyahat edenlere, ilk seferlerinde lisanını konuşabildikleri bir yere gitmeleri önerilir.
En nihayetinde lisan gideceğiniz ülkede sizin en önemli yol arkadaşınızdır..
Kendinizi uçlarda, alışkın olmadığınız bir kültür ve dile sahip bir ülkeye gitmeye hazır hissediyorsunuz. Ancak tek korkunuz dili bilmiyor olmanız ise, bu sizi yavaşlatmasın… Kararınızı etkilemesin…
Peki yurtdışına, anadilini bilmediğiniz bir ülkeye gittiğinizde o ülkeden nasıl zevk alacaksınız?
Tabi ki gittiğiniz ülkenin ana dilini akıcı bir şekilde konuşmanız beklenmiyor sizden. Fakat birkaç basit ve kullanışlı terimi bilmekten zarar gelmez. Bu hem o şehrin kültürünü daha iyi anlamanıza yardımcı olur hem de orada kaldığınız süre boyunca size rahatlık sağlar.
farkli_kulturler

PEKİ NASIL OLACAK BU?

Seyahatiniz sırasında, müzik dinlemekten geri kalan zamanlarda kulaklığınızla kendi kendinize çalışabilir, ufak tefek de olsa o dile hakim olabilirsiniz.
Ayrıca internet üzerinden, günlük hayatta kullanılan ibareleri öğrenebilir ve biraz daha ileriye gidip, bazı kibar terimleri de kelime haznenize katabilirsiniz.
Ufak nüanslar size seyahatinizde daha kolay yardım almanızı böylelikle seyahatinizi daha rahat geçirmenizi sağlar.
yabanci_diller

İŞTE SİZE DİLİNİ BİLMEDİĞİNİZ BİR ÜLKEDE SİZİ KURTARACAK İPUÇLARI!

  • Basit terimleri öğrenin, en azından Teşekkürler, Lütfen ve Merhaba demeyi öğrenmek önemli.
  • Konuşurken el işaretleri ve ses efektleri kullanın.
  • Acil bir durum olasılıklarına karşılık, hakkınızda bilinmesi gereken bilgileri gittiğiniz ülkenin dilinde bir karta yazın ve o kartı daima yanınızda bulundurun.
  • Biraz eski moda gibi gelse de, yanınızda yerel dilde kullanılan günlük cümlelerin bir sözlüğünü bulundurun.
  • Sizin için anı kurtaracak pratik konuşma kılavuzularını çantanızdan ayırmayın
  • Telefon ya da tabletinize online sözlük indirin
  • Gitttiğiniz şehirde edineceğiniz bir arkadaşın sizin hocanız olmasını sağlayın. Böylelikle kelime haznenize, kullanışlı birkaç kelime eklemiş olursunuz.
  • Öğrendiklerinizi kullanmaktan çekinmeyin. Hata yapa yapa öğrenin.
  • İmkanınız varsa yanınızda bir tercüman bulundurun
  • Seyahatinizi öğrenme seanslarına çevirebilirsiniz. Bir dili öğrenmenin en iyi yolu o kültüre ve yabancı dile kendinizi olduğu gibi atmaktır.
  • Sabredin, çünkü birçok sorun konuşmadan da çözülebilir.



Telefon : 0 224 225 43 43


 Gsm : 0 534 835 86 85                        Faks : 0 224 225 43 53                          e-mail : info@perisos.com.tr