2017 ERKEN REZERVASYON FIRSATLARINI YAKALAYIN.... AYRICALIKLI OLMANIN TADINI ÇIKARTIN... DETAYLI BİLGİ VE REZERVASYON : 0224 225 4343

Online Otel / Tatil Rezervasyonu


Booking.com

ARLES’İN RÜZGAR GÜLLERİ İLE RENKLENMİŞ SOKAĞI

ARLES’İN RÜZGAR GÜLLERİ İLE RENKLENMİŞ SOKAĞI


Arles, Fransa’nın güney kısmında yer alan güzel mi güzel bir şehir. Tüm sanatçıların dikkatini üzerine çeken şahane bir görünüme sahip. Öyle ki Provence Bölgesi’nde bulunan yer pek çok ünlü sanatçıya ilham kaynağı olmuş. Özellikle dünyaca ünlü sanatçı Van Gogh, Arles şehrine eserlerinde çok fazla yer vermiş.
Arles’in Rue Jean Jaurès isimli sokağına fotoğrafta da görebileceğiniz bu güzel rengarenk rüzgar gülleri takılmış. Buradan da sanatsal bir ruhun, şehrin içine işlediğini yakından görebilirsiniz. Bizce Arles’e uğrayan herkes, bu sokağı bir kez ziyaret etmeli.

RUSYA’NIN BAŞKENTİ MOSKOVA’YI YAKINDAN TANIMAYA NE DERSİNİZ?

RUSYA’NIN BAŞKENTİ MOSKOVA’YI YAKINDAN TANIMAYA NE DERSİNİZ?

Rusya’nın başkenti Moskova, 900 yıla yakın bir süredir ülkeye başkentlik yapıyor. Köklü bir geçmişe sahip olan şehir turistler tarafından da yoğun ilgi görüyor. Şehirde gezilebilecek birbirinden ünlü tarihi yapılar bulunuyor. Sizler için Moskova’da gezilecek yerleri kaleme aldık. İşte Moskova’da gezilecek yerler:

TARİHİ KIZIL MEYDAN

Moskova’nın tarihi açıdan zengin ve ünlü bir meydanı olan Kızıl Meydan tüm turistlerin popüler mekanlarından biri. Hem tarihi açıdan büyük bir önemi var. Hem de meydanın çevresinde gezilecek önemli yerleri barındırıyor. Tarihinden bahsedecek olursak şehrin temelleri bu meydanda atılmış. Meydan çevresinde Kremlin Sarayı, Aziz Vasili Katedrali, Milli Tarih Müzesi ve büyük alışveriş merkezi Gum yer alıyor.

MOSKOVA’NIN SİMGESİ KREMLİN SARAYI

Kızıl Meydan’da yerini alan önemli bir saray. 1140’lı yıllarda yapılmış Kremlin Sarayı günümüze kadar gelmeyi başarmış. Bu sarayda Çarlar kalıyormuş. Taç giyme gibi önemli törenleri de yine bu sarayda gerçekleştiriliyormuş. Bu sarayın çan kulesinde dünyanın en büyük çanı bulunuyor. Kule 81 metre yüksekliği ile ilk yapıldığı zamanlarda Rusya’nın en uzun yapısı olma özelliği taşıyordu.

MASALSI BİR MİMARİSİ İLE AZİZ VASİLİ KATEDRALİ

Bizce meydandaki en çok dikkat çeken yapı Aziz Vasili Katedrali. Mimarisi ve yapının dışında kullanılan renkler herkesin ilgisini çekiyor. UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer alan bu yapı 1560’lı yıllarda Korkunç Ivan tarafından yapılmış. Ayrıca bu katedral Bakire Meryem Şefaat Katedrali olarak da biliniyor.

VİLADİMİR İLYİÇ LENİN’İN MOZOLESİ

Kızıl Meydan’da yer alan bir başka yapı ise Lenin’in Mozolesi. Cuma, Pazar ve Pazartesi kapalı olan bu yer diğer günler ise sadece 3 saat açık kalıyor. Bu yüzden gitmeden önce açık olduğu zamanları öğrenmenizi tavsiye ederiz. Burada eskiden Sovyetler Birliği’nin kurucusu olan Lenin’in naaşı bulunuyor.

RUSYA’NIN BÜTÜK ALIŞVERİŞ MERKEZİ GUM

Kızıl Meydan’da yer alan bir başka büyük yapıda Gum. Burası Rusya’nın en büyük alışveriş merkezi. Burası 120 yıldan fazladır ayakta duruyor. Günümüzdeki alışveriş merkezlerinin mimarisine bakacak olursak burayı dışarıdan bir alışveriş merkezine benzetmek neredeyse imkansız. İçeride bulunan dükkanlardan çeşitli hediyelik eşyalar alabilirsiniz. Rusya’da en popüler hediyelik eşyalar arasında matruşka bebekler yer alıyor.

ÜNLÜ ARBAT CADDESİ

Eski ve Yeni olmak üzere iki caddeden oluşan Arbat, Moskova’da gezilecek yerlerin başında geliyor. Bu caddeler araç trafiğine kapalı ve cadde üzerinde çok sayıda restoran, cafe ve dükkan bulunuyor. Ayrıca uygun fiyatlarla alışveriş yapabileceğiniz bir adet devlet mağazası da mevcut. 

YILBAŞINDA BUDAPEŞTE, VİYANA, PRAG BİR HARİKA!

YILBAŞINDA BUDAPEŞTE, VİYANA, PRAG <br>BİR HARİKA!


Bu sene yılbaşı Pazar gününe geliyor. Yani Cumartesi, Pazar ve Pazartesi olmak üzere bu üç günde çok güzel bir yılbaşı tatili yapılabilir. Mesela Orta Avrupa’nın üç güzel başkentinden birinde bu tatil fırsatını muhteşem bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Budapeşte, Viyana ve Prag sizleri bütün sürprizleri ile bekliyor. Ayrıca unutmayın yılbaşına nasıl girerseniz tüm yılınız o şekilde geçer. Hadi gelin şimdi bu şehirlere yakından bakalım…

IŞIKLARIN ŞEHRİ BUDAPEŞTE

Dünyanın en güzel ışıklandırılan şehri Budapeşte. Yeni yıl coşkusu her zaman bu şehirde çok farklı bir şekilde yaşanıyor. Havai fişekler, şehir merkezine kurulan Noel pazarları, Çigan müziği ve lezzetli yemekler…  Noel pazarının olduğu yerde yerel kıyafetleri ile sizi sıcacık bir şekilde karşılayan insanları görünce yeni yıla büyük bir neşe ile gireceksiniz.
Budapeşte’de Noel pazarlarının tadını çıkarırken bir yandan da şehirde gezilmesi gereken yerlere gidebilirsiniz. Bu yerlerin başında Kahramanlar Meydanı, Zincirli Köprü, Buda Kalesi, Mathias Kilisesi ve Elizabeth Köprüsü geliyor. Muhteşem ışıklandırma ve kar manzarası karşısında şehre hayran kalacaksınız.

NOEL PAZARLARI İLE EĞLENCELİ VİYANA

Belediye Binası önünde kurulan Noel pazarları ile eğlenceli bir Viyana turu yapabilirsiniz. Bu pazarlara gelen turistler 20’den fazla etkinliğe katılarak eğlenceli vakitler geçirebiliyorlar. Buz pateni alanı ve ren geyikleri ile gezi bu etkinliklerden sadece iki tanesi. Pazarda 150’den fazla kurulan tezgahtan çeşit çeşit hediyelik eşya alabilirsiniz.
Ayrıca Viyana turunuzda şehirdeki önemli yerleri gezme fırsatı da bulabilirsiniz. Opera Binası, Parlamento Binası, Belediye Binası, Votiv Kilisesi, Maria Teresa Meydanı şehrin en popüler turistik yerleri arasında bulunuyor. Şehrin çok güzel gezilecek yerleri var. Bu yerleri mutlaka görmeniz gerekiyor. Ne de olsa yeni yıla çok gezerek girerseniz bütün yıl gezme şansınız olur.

BİBLO GİBİ BİR ŞEHİR: PRAG

Eski kent meydanında yeni yıl için kurulan birbirinden güzel Noel pazarları ile yılbaşına girmeye ne dersiniz? Ortaçağ mimarisinin biblo gibi duran yapılarını kar manzarası ile görünce bu şehre aşık olacaksınız. Pazar alanlarında kurulan ahşap kulübeleri andıran stantlardan alışveriş yapmak çok eğlenceli.
Ayrıca Karlova Caddesi’nde yürümenizi, Charles Köprüsü’ne çıkmanızı, Başbakanlık Binası ve Astrolojik Saat’i yakından görmenizi öneririz. Prag’ta kar manzarasını yakından görmek için şehirde küçükte olsa bir tur yapmanızı öneririz.

SEYAHAT TUTKUNLARININ GÖZDE ROTASI: KÜBA

SEYAHAT TUTKUNLARININ GÖZDE ROTASI: KÜBA
Küba, rengarenk atmosferi ile turistlerin gözde rotaları arasında yer alıyor. Hatta UNESCO’nun yapmış olduğu bir araştırmaya göre Küba, dünyada en çok görülmek istenen ülkeler arasında bulunuyor. Küba’da gezilmesi gereken birbirinden güzel şehirler var. İşte içinizi ısıtacak Küba’nın mutlaka gezilmesi gereken şehirleri:

HAVANA

Küba’nın başkenti Havana’da Atatürk büstü olduğunu biliyor musunuz? Hatta büstün üzerinde Türk İnkılabının en temel ilkesi olan “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” hem İspanyolca hem de Türkçe olarak yazılmış. Uzun yıllar boyunca İspanya’nın hakimiyeti altında kaldığı için şehrin her yerinde İspanyol esintilerini görebilirsiniz.
Plaza de La Revolucion adındaki Devrim meydanı dünyanın en büyük meydanlarından biri olma özelliği taşıyor. Bu meydanda sömürge döneminde İspanyollar ile çatışırken ölen Jose Marti’nin anıtı bulunuyor. 1 Mayıs tarihinde buraya gelirseniz meydandaki işçilerin yaptıkları kutlamalara katılabilirsiniz. Şehirde gezmeniz gereken başka bir yer ise şehri panoramik olarak görebileceğiniz Morro Kalesi. Bu kaleden şehrin en güzel fotoğraflarını çekebilirsiniz.
Küba’nın ünlü purolarından almak istiyorsanız eğer Vinales Vadisi’ni ziyaret edebilirsiniz. Bu tütünlerin yetiştiği vadi UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunuyor. Vadiden sonra Pinar del Rio’ya geçerek puroların resmi olarak üretildiği fabrikalarda puro yapımını izleyebilirsiniz.

CAYO SANTA MARIA

Cayo Santa Maria, Küba’da kum, deniz ve güneşin keyfini doya doya çıkarabileceğiniz bir ada. Adaya girerken pasaport kontrolü yapılıyor. Bu nedenle pasaportunuzu hiç bir zaman yanınızdan eksik etmemenizi öneririz. Adanın muhteşem bir doğası var. Bembeyaz kumlar ve tabii ki masmavi denizi ile gelen turistleri kendisine aşık ediyor.

REMEDIOS

Cayo Santa Maria’ya 50 kilometre uzaklıkta konumlanan Remedios Kasabası, Küba’da gezilecek yerlerin arasında bulunuyor. Kasabanın en ünlü yapısı Iglesia San Juan Bautista de Remedios. Burası korsanlar ve sonrasında sömürgecileri kendine çeken bir kilise. Kilisenin tam 13 tane altın kemeri bulunuyor.

SANTA CLARA

Santa Clara, Küba Devrimi’nde önemli rol oynayan bir şehir. Şehirde görmeniz gereken yerler arasında Che Müzesi bulunuyor. Müze adeta turistlerin akınına uğruyor. 1967 yılında öldürülen Che Guevara’nın naşı bu müzede bulunuyor. Ayrıca burada Che’nin heykelini yakından görebilirsiniz.

TRİNİDAD

Burası Küba’nın küçük bir kasabası. UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer bulunan bu kasabada 1850’li yılların mimarisini üzerinde taşıyor. Eski yapıların arasında zamanda yolculuk yapacağınıza eminiz. Bu kasaba, Latin Amerika’nın en popüler destinasyonları arasında yerini alıyor. Kasabada ulaşım için at arabaları ve taksi bisikletleri kullanılıyor. Ama biz yürüyerek kasabayı turlamanızı tavsiye ederiz. Çünkü görmeniz gereken birbirinden güzel evler var.

AVRUPA’NIN GİRİŞ KAPISI: ROTTERDAM




AVRUPA’NIN GİRİŞ KAPISI: ROTTERDAM


Hollanda’nın başkenti Amsterdam’a geldiniz ve turist yoğunluğundan biraz uzaklaşmak mı istediniz. O zaman sizi ülkenin ikinci büyük kenti Rotterdam’a davet ediyoruz. Dünyanın en büyük limanına sahip olan Rotterdam, Avrupa’ya açılan kapı olarak adlandırılıyor.


Hollanda tarihine hızlı bir bakış yaparsak, 2. Dünya Savaşı’nda Almanlara direniş gösteren tek şehir Rotterdam’dı. Kent, bomba altında kaldığı için neredeyse yok olmaya ramak kalmış. Şehirdeki binalar yerle bir edilmiş. Rotterdam’da sadece 3 bina ayakta kalabilmiş. Bunlar; belediye binası, postane binası ve New York Oteli… Buradan da anlaşılacağı gibi çok eski bir yapıyla karşılaşmanız mümkün değil.


İLGİNÇ MİMARİLİ KÜBİK EVLER


Rotterdam’da yapılan yeni binalar oldukça ilgi çekiyor. Özellikle mimarisiyle dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz kübik evleri ziyaretçilerin beğenisini kazanıyor. 45 derecelik açıyla yapılan evler şehrin merkezinde adeta parlıyor. Bir kısmı kullanılan evleri dilediğiniz takdirde ziyaret edebiliyorsunuz.





SIRADIŞI BİR PAZAR YERİ: MARKTHALL


Rotterdam’da kübik evler gibi değişik bir mimariye sahip olan bir diğer yapı da Markthall alışveriş merkezi. Burası modern mimariyle yapılmış üstü kapalı bir pazar yeri. Pazarın en ilgi çeken kısmı da boyalı tavanı. Meyve sebze figürleriyle boyanmış olan pazarda aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Ayrıca pazardaki restoranlarda da yemeğinizi yiyebilirsiniz.





ERASMUS’UN MERKEZİ


Rotterdam aynı zamanda Erasmus’un merkezidir. Şehirde birçok yapının adının Erasmus olduğunu da göreceksiniz. Erasmus Üniversitesi, Erasmus Köprüsü bunlardan sadece birkaçı. Özellikle köprü, şehrin sembolü haline gelmiştir. Rotterdam’ın en uzun köprüsü olan Erasmus Köprüsü’nün altında yer alan dükkanları da alışveriş için kullanabilirsiniz.





AVRUPA’NIN KÜLTÜR BAŞKENTİ


Dünyanın en büyük limanına sahip olan Rotterdam’a yılda 30 bin geminin geldiği belirtiliyor. Hollanda’nın zengin şehirlerinden olan Rotterdam genellikle temiz ve kültürel bir şehir. Burası aynı zamanda Avrupa’nın kültürel başkenti olarak adlandırılıyor. Kent, festival ve kültürel etkinliklere sıkça ev sahipliği yapıyor.



MUHTEŞEM SİCİLYA HİKAYELERİNİN BAŞKENTİ PALERMO

MUHTEŞEM SİCİLYA HİKAYELERİNİN BAŞKENTİ PALERMO


İtalya’nın güneyi ile kuzeyini birbirinden ayıran genel özelliklerin belkide en belirgin olduğu bölgedir Sicilya bölgesi. Tutkulu davranışları, saman alevi gibi yanıp sönen öfkeleri, coşkuları ve olanca sıcakkanlılığıyla sana kendini tam olarak evinde hissettirir Sicilyalılar. Tüm şehir ve kasabalarında deneyim edebileceğin bu duyguların başkenti ise Palermo’dur. Yıllarca kanlı mafya hesaplaşmalarıyla dünyanın gündemine girmiş olan bu şehirde hikayelerinin filmleştirildiği bu hesaplaşmalardan pek bir eser kalmamış. Ama aradığın şey Sicilya’nın dünya çapında ün salmış marjinal ruhuysa Palermo kesinlikle doğru adres. Sadece sokaklarında yürüyerek keşfedebileceğin Sicilya ruhunun biraz daha derinlerine inmek istersen de Palermo’da görmen gereken yerler şöyle;
KAPUÇİN MANASTIRI
Palermo’ya hızlı bir giriş yapmak istersen Kapuçin Manastırı, ihtiyaç duyduğun adrenalini şehrin ruhuyla birlikte kolayca verecektir sana. Dünyanın en büyük ölüm müzesi olarak bilinen bu manastırda dünyanın en eski mumyalama yöntemlerinden birini herhangi bir perde ya da korunaklı bir cam olmadan görme ve deneyim etme fırsatı bulacaksın.  İçinde yaklaşık 800 cesedin bulunduğu ve 2000 tanesinin bir dokunuş mesafesinde sergilendiği manastırın hikayesi ise şöyle;
Kapucin
Kapuçin tarikatına mensup keşişler yeni keşfettikleri mumyalama yöntemlerini tarikatın ileri gelenlerini ölümsüzleştirmek için kullanmaya başlar. Zamanla tarikatın yaptırımlarını arttırmak için ölümle cezalandırılan tarikat üyelerinin cesetleri de aynı işleme tabi tutulur. Bu şekilde sürekli genişleyen yelpaze zamanla farklı farklı anlamlar da kazanarak devam etmiş.
Kapucin_Manastiri
MASSİMO TİYATROSU
Sicilya ruhunu en iyi yansıtan filmlerden biri hiç şüphe yok ki, The God Father yani Baba’dır. Baba filminin 3. serisinin en can alıcı sahnesi Palermo’nun merkezinde bulunan Massimo Tiyatrosu’nda çekilmiş. Michael Corleone’yi hedef alan suikastte babasının önüne atlayarak kendini feda eden kızının vurulma anını merdivenleri görür görmez hatırlayabilirsin. Tiyatro aynı zamanda Neo-Klasik dönemin en güzel mimari örneklerinden biri olma özelliği taşır.
Massimo_Tiyatrosu
VİA MAQUEDA
Palermo’nun en işlek caddelerinden biri olan Via Maqueda, hem hemen başında Massimo Tiyatrosu yer aldığı için hem de yolun sonu Qattro Canti Meydanı’na çıktığı için şehri ziyaret eden herkesin mutlaka bir kez yürüdüğü güzergah olma özelliği taşıyor. Palermo şehir hayatına ve şehrin genel mimari tarzına dair en iyi ipuçlarını bu cadde de bulmak mümkün. Via Maqueda aynı zamanda alışveriş için de uygun bir nokta.
Erman Balak
QATTRO CANTİ MEYDANI
Şehrin en ünlü iki caddesi olan Maqueda Caddesi ile Corso Vittorio Emanuele Caddesi’nin kesiştiği yere geldiğinde, hayatın boyunca görebileceğin en mütevazı ama bir o kadar da gösterişli bir meydanın hemen ortasında bulacaksın kendini. Tek yapman gereken şey ise meydanı çevreleyen birbirinden ayrı 4 yapıyı görebilmek için bulunduğun yerde dönerek bir çember yapmak. Meydanı çevreleyen 4 ayrı yapı, birbirinden güzel 4 çeşmeyi, çeşmelerin hemen üstünde 4 ayrı mevsimi simgeleyen heykelleri, onların üstünde bulunan kral heykelini ve en üstte bulunan aziz heykellerini bünyesinde barındırıyor. Bu dört binayı doya doya seyretmek için etrafında onlarca kez döneceğini tahmin ederek söylüyorum; bulunduğun noktanın aynı zamanda araç trafiğine açık işlek bir cadde olduğunu unutma.
Quattro Canti
UTANÇ ÇEŞMESİ
Palermo’da turistler tarafından en çok ziyaret edilen yapılardan biri de ünlü Utanç Çeşmesi. 16. yüzyıldan kalma bu çeşmenin adı, üzerinde yer alan çok sayıda heykelin çıplak olmasından geliyor. Daha doğrusu ismin buradan geldiği iddia ediliyor. Hayvan ve Deniz Tanrısı’nın ana figürler olduğu Utanç Çeşmesi’nde bunların dışında kalan diğer heykeller sıradan erkek ve kadın figürleriden oluşuyor.
PALERMO KATEDRALİ
Palermo’nun en görkemli ve en sıra dışı mimariye sahip yapısı ise Palermo Katedralidir. 11. yüzyılın sonlarında bazilika olarak inşa edilen, daha sonra ise camiye çevrilen Palermo Katedrali, bugün Avrupa’nın en büyük 3. Katedrali olarak biliniyor. Katedralin giriş kısmında ve Kuran-ı Kerim’den alıntılar bulunan kabartma katedralin içine girmeden kaçırılmaması gereken ayrıntılar arasında. Katedralin içi ise en az dışı kadar görkemli. Hatta Sicilya krallarının mezarları dahi bu katedralde. Katedralin içini gezdikten sonra bahçesini de turlamayı unutma.
Palermo_Katedral'i

YILBAŞINDA BUDAPEŞTE, VİYANA, PRAG BİR HARİKA!

YILBAŞINDA BUDAPEŞTE, VİYANA, PRAG <br>BİR HARİKA!


Bu sene yılbaşı Pazar gününe geliyor. Yani Cumartesi, Pazar ve Pazartesi olmak üzere bu üç günde çok güzel bir yılbaşı tatili yapılabilir. Mesela Orta Avrupa’nın üç güzel başkentinden birinde bu tatil fırsatını muhteşem bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Budapeşte, Viyana ve Prag sizleri bütün sürprizleri ile bekliyor. Ayrıca unutmayın yılbaşına nasıl girerseniz tüm yılınız o şekilde geçer. Hadi gelin şimdi bu şehirlere yakından bakalım…

IŞIKLARIN ŞEHRİ BUDAPEŞTE

Dünyanın en güzel ışıklandırılan şehri Budapeşte. Yeni yıl coşkusu her zaman bu şehirde çok farklı bir şekilde yaşanıyor. Havai fişekler, şehir merkezine kurulan Noel pazarları, Çigan müziği ve lezzetli yemekler…  Noel pazarının olduğu yerde yerel kıyafetleri ile sizi sıcacık bir şekilde karşılayan insanları görünce yeni yıla büyük bir neşe ile gireceksiniz.
Budapeşte’de Noel pazarlarının tadını çıkarırken bir yandan da şehirde gezilmesi gereken yerlere gidebilirsiniz. Bu yerlerin başında Kahramanlar Meydanı, Zincirli Köprü, Buda Kalesi, Mathias Kilisesi ve Elizabeth Köprüsü geliyor. Muhteşem ışıklandırma ve kar manzarası karşısında şehre hayran kalacaksınız.

NOEL PAZARLARI İLE EĞLENCELİ VİYANA

Belediye Binası önünde kurulan Noel pazarları ile eğlenceli bir Viyana turu yapabilirsiniz. Bu pazarlara gelen turistler 20’den fazla etkinliğe katılarak eğlenceli vakitler geçirebiliyorlar. Buz pateni alanı ve ren geyikleri ile gezi bu etkinliklerden sadece iki tanesi. Pazarda 150’den fazla kurulan tezgahtan çeşit çeşit hediyelik eşya alabilirsiniz.
Ayrıca Viyana turunuzda şehirdeki önemli yerleri gezme fırsatı da bulabilirsiniz. Opera Binası, Parlamento Binası, Belediye Binası, Votiv Kilisesi, Maria Teresa Meydanı şehrin en popüler turistik yerleri arasında bulunuyor. Şehrin çok güzel gezilecek yerleri var. Bu yerleri mutlaka görmeniz gerekiyor. Ne de olsa yeni yıla çok gezerek girerseniz bütün yıl gezme şansınız olur.

BİBLO GİBİ BİR ŞEHİR: PRAG

Eski kent meydanında yeni yıl için kurulan birbirinden güzel Noel pazarları ile yılbaşına girmeye ne dersiniz? Ortaçağ mimarisinin biblo gibi duran yapılarını kar manzarası ile görünce bu şehre aşık olacaksınız. Pazar alanlarında kurulan ahşap kulübeleri andıran stantlardan alışveriş yapmak çok eğlenceli.
Ayrıca Karlova Caddesi’nde yürümenizi, Charles Köprüsü’ne çıkmanızı, Başbakanlık Binası ve Astrolojik Saat’i yakından görmenizi öneririz. Prag’ta kar manzarasını yakından görmek için şehirde küçükte olsa bir tur yapmanızı öneririz.

Gözalıcı Bir Ülke: İrlanda






1921 yılında Büyük Britanya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden İrlanda, 1949 yılından beri Cumhuriyet ile yönetilen, 1973’ten bu yana da AB üyesi olan oldukça gelişmiş ve modern bir ülkedir. Birçok kişinin Büyük Britanya’ya bağlı Kuzey İrlanda ile karıştırdığı İrlanda Cumhuriyeti’nin başkenti Dublin’dir. Atlantik okyanusu ile çevrili ülke muhteşem bir doğaya sahiptir. İrlanda Cumhuriyeti 70.280 km2 yüzölçümüne ve 4.5 milyonluk bir nüfusa sahiptir. Ülkenin en önemli şehirleri başkent Dublin (1 milyon nüfuslu), Cork (190.000 nüfuslu), Limerick (90.000 nüfuslu) ve Galway’dir. (72.000 nüfuslu)

İrlanda Cumhuriyeti, Ekonomist’e göre yaşam kalite endeksinde dünyada 1. sıradadır. Yine dünya barış endeksine göre de dünyanın en barışçıl 6. ülkesidir. Ayrıca dünyanın en serbest 7. ekonomisine sahiptir. İrlanda’da kişi başına düşen milli gelir 45.000 Dolar civarındadır. Ülke, oldukça önemli bir dış ticaret fazlası vermektedir. 4.5 milyonluk bu ülkenin yıllık ihracatı 90 milyar Euro, ithalatı ise 45 milyar Euro’dur.

İrlanda, 1 Ocak 1973’ten beri Avrupa Birliği üyesidir. Fakat Schengen vize uygulamasına dahil değildir.

İrlanda ılıman bir deniz iklimine sahiptir. Ülkenin yaklaşık yüzde sekseni yılda ortalama 762 ile 1.270 mm arasında yağış alır. Yağışlar nedeniyle ülke oldukça ıslaktır. Çoğu günler sis tabakasıyla kaplıdır.



Dublin, İrlanda’nın başkenti ve aynı zamanda en büyük şehri konumundadır. Ülkenin doğu kıyısının ortasında, Liffey Nehri’nin ağzında, Dublin Kontluğu’nun merkezinde yer almaktadır. Dublin, yılda dört milyonun üzerinde ziyaretçisiyle, Paris ve Londra’dan sonra Avrupa’da en çok ziyaret edilen başkenttir.

Dublin nüfusu çok genç bir şehirdir. Şehirdeki insanların yarısı 25 yaşın altındadır. Özellikle üniversite öğrencisi yoğun bir şehirdir. Dublin’de büyük bir toplum zenginliği bulunmaktadır. İrlandalıların dışında şehirde Çin, Polonya, Filipinler, Nijerya ve Romanya’dan gelen çok fazla yerleşimci bulunuyor.

Dublin mermeri andıran donuk bir gökyüzüne ve soğuk bir iklime sahip oluşuyla depresyon sebebi bir şehir gibi görülebilir ancak Avrupa’nın en mutlu nüfuslarından biri Dublin’dedir. Trafik sorununun olmadığı, bisiklet kullanıcısına saygı duyulan, yer yerde bisiklet şeritlerinin bulunduğu bir şehirdir. Dublin muhteşem bir doğaya sahiptir. Başkentin içinde; St Stephen Green Park, Phoenix Park, National War Memorial Park, National Botanic Garden gibi birbirinden güzel, devasa bir çok park mevcuttur.

Şehir muhteşem bir mimariye sahiptir. Yollar geniş, tüm binalar alçak, alışveriş merkezleri bile şehrin dokusuna uygun şekilde inşa edilmiştir. İrlanda’da evlerin kapıları bile dünyaca ünlü ve rengarenktir.

Dublin’e gitme fırsatı yakalarsanız görmeden dönmemeniz gereken birkaç yer var. Bunlardan biri olan İrlanda Ulusal Galerisi, ücretsiz ziyaret edebileceğiniz bir yer. İçerisinde 2.500 tablo ve 10.000 farklı sanat eseri barındıran mekanda, İrlanda sanatının en önemli örneklerini görebilirsiniz. St. Patrick Katedrali, Dublin şehir merkezinde yer alan İrlanda’nın en büyük kilisesidir. Gülliver’in Gezileri eserini kaleme alan Jonathan Swift’in gömülü olduğu tarihi mekan ambiansıyla İrlandalılar için bir meditasyon merkezi konumunda. İrlanda’nın tarihinde büyük önem taşıyan Dublin Kalesi, hem bir polis müzesi hem de barındırdığı kütüphane ile özel bir mekan. Dublin’deki bir başka manevi merkez de Christ Katedrali, altın ve gümüş kaplı yüzeyleriyle hem göz alıcı hem de tarihi bir binadır. İrlanda’nın bilinen en eski yapılarının başında geliyor.

İrlandalılar eğlenmesi bilen, hayattan keyif alarak yaşayan insanlar. İrlanda publarının tarihi çok eskilere dayanmakta. Eğlencenin hiç bitmediği publara günün her saatinde gidip eğlenebilir, harika İrlanda müzikleri dinleyebilirsiniz.
Tüm biraların babası kabul edilen Guinness Dublin’de üretiliyor. Hatta şehrin adı İrlandaca “Siyah Havuz” yani Dubh Linn’den gelmektedir. Dünyaca ünlü bu içki markasının Dublin’deki merkez binasında, bu biranın nasıl yapıldığını görüp, tadımlıklarla muhteşem bir Dublin manzarasının keyfini çıkartabiliyorsunuz.

Dublin’de sokak sanatları meşhurdur. Dublin’de çekilen ONCE filmindeki gibi şehrin sokaklarında yüzlerce müzisyen, gösteri grupları ve çeşitli sanatçılar performans sergiliyorlar.

İrlanda’nın tek geleneksel yemeği fish&chips denilebilir. Bir de Irish Breakfast dedikleri kuru fasülyeli tuhaf bir geleneksel kahvaltıları vardır.

Eğer Dublin’e gitmeyi düşünürseniz öyle kara kışın ortasında ya da yazın başında gitmeyin. 17 Mart’ta orada olmaya çalışın çünkü Dublin’in meşhur St. Patrick’s Day etkinlikleri o tarihte gerçekleşiyor. Müzik, eğlence ve sokak sanatına gözünüz doyacaktır. Kışın giderseniz de Kış Festivali var, daha çok entelektüellerin katılmayı tercih ettiği Kış Festivali de bir alternatif.

TURİZM CENNETİ MIAMI

AMERİKA’NIN BATMAYAN GÜNEŞİ MIAMI
Dünyanın en popüler ülkelerinden olan Amerika’da Florida Eyaleti’nin ikinci büyük kenti olan Miami, ülkenin turizm cenneti durumunda. Kilometrelerce uzayan efsanevi kumsalı, sosyetenin uğrak yeri ve renkli gece hayatı gibi birçok yönüyle ün kazanmış Miami’yi görmeniz için onlarca nedeniniz var.
Miami hareketli, renkli ve neşeli bir şehir. Atlas Okyanusu kıyısında yer alan şehirde yılın yaklaşık 8 ayı sıcak geçiyor. Yaz mevsiminin uzun sürmesiyle şehirde hareketlilik sürekli devam ediyor. Miami’yi daha da popüler hale getiren en önemli unsur dünyaca ünlü isimlere ev sahipliği yapması. Futbolcusundan sinema oyuncusuna şarkıcısına kadar birçok ismin Amerika’nın bu renkli şehrinde evi bulunuyor.

ÜNLÜLERİN PLAJI SOUTH BEACH

South Beach, dünyanın en meşhur plajı. Burası, popülerliğini özellikle ünlü isimlere borçlu. Hafta sonu magazin haberlerinde sıkça karşımıza çıkan ünlü isimler genellikle bu plaja gelir. Bembeyaz kumlarıyla dikkat çeken South Beach, düzenlenen partilerle gece ve gündüz hareketliliğini hiç kaybetmiyor. Burayı ziyaret ettiğinizde dizi, film ve kliplerden hatırlamanız mümkün. South Beach; otelleri, şık mağazaları ve pozitif enerjisiyle bölgenin en önemli durakların başında geliyor.

ALIŞVERİŞİN MERKEZİ BAYSIDE

Bu bölgeyi genellikle alışveriş mağazaları ve dünya mutfaklarının yer aldığı restoranlar oluşturuyor. Ayrıca, unutulmaz Miami Vice dizisinin çekildiği alışveriş merkezi de Bayside’da yer alıyor. Burada muhteşem karides ve yengeçler yiyebileceğiniz Forrest Gump’ın çekildiği Bubba Gump da bulunuyor.

YILDIZLAR ADASI

Miami’nin popülerliğine katkıda bulunan dünyaca ünlü yıldız isimlerin evlerini merak ediyorsanız, sizi Yıldızlar Adası’na davet ediyoruz. Adından da anlaşıldığı gibi yıldızların adası burası. Her an bir ünlüyle karşılaşmanız mümkün. Ricky Martin, Madonna , Sylvester Stallone, Shaquille O’Neal, David Beckham bu isimlerden sadece birkaçı… Özellikle seyahat dönüşü Miami manzarasını kaçırmamanızı tavsiye ediyoruz.

KÜÇÜK KÜBA: LITTLE HAVANA

Burası tamamen Kübalıların yaşadığı bir yer. Mimarisi ve sokaklarıyla kendinizi Küba’daymış hissetmeniz mümkün. Restoranlarından alışveriş mağazalarına kadar birçok yer Küba’nın etkisini taşıyor. Ayrıca puro fabrikalarına yapacağınız gezi de sizin için farklı bir deneyim olacak.

ÖNEMLİ SANAT YERLERİ COCONUT GROVE’DA

Coconut Grove, hindistan cevizi bahçesi anlamına geliyor. Burası şehrin popüler bölgelerinden biri. Doğasına hayran kalacağınız Coconut Grove’a palmiye ağaçları görsel anlamda bir güzellik katıyor. Tabii, Miami sadece eğlence ile sınırlı bir şehir değil. Şehirde kültürel anlamda da önemli yerler bulunuyor. Bunlardan biri de Vizcaya Müzesi. 15.- 19. yüzyıllarda kullanılan eşyaları burada görebilirsiniz. Müzenin bahçesi de sizi fazlasıyla etkileyecek. Vizcaya Müzesi’nin yanı sıra Rönesans ve Barok dönemine ait eserlerin sergilendiği Bass Museum of Art ve dünyanın en büyük deniz hayvanı koleksiyonlarından biri olan Seaquarium, yani okyanus akvaryumunu da görebilirsiniz.

SİCİLYA’DA FARKLI BİR ROTA: SİRACUSA

SİCİLYA’DA FARKLI BİR ROTA: SİRACUSA


Sicilya denildiği zaman akıllara hemen Palermo ve Katanya geliyor. Ama bunun yanına bir de Sicilya’nın saklı kalmış şehri Siracusa’yı da eklerseniz ülkenin tamamına hakim olabilirsiniz. Şehrin adı dilimizde Siraküza olarak okunuyor. Siracusa, Katanya’nın güneyinde yer alıyor. Tarihi bir kent olarak biliniyor. Antik Yunan döneminde şehrin kurulduğu söyleniyor. Ayrıca bilim adamı Arşimet bu şehirde doğmuş. Şehri daha iyi tanıyabilmeniz için sizlere Siracusa’da gezilecek yerler hakkında bir yazı derledik. İşte Siracusa’da gezilecek yerler:

ARKEO PARK TURU

Siracusa, Sicilya’ın tarihi bir şehri. Bu bölgede görebileceğiniz çok fazla tarihi yapı var. Bu yüzden Siracusa’da Arkeo Park turu yapmanızı kesinlikle öneriyoruz. Bu tur içerisinde göreceğiniz yerlerden biri Roma Amfitiyatrosu. Burası 3.yüzyılda kayaların oyulması ile yapılmış çok eski bir yapı. Günümüze büyük bir kısmı ulaşmış. Ama tabii zamanla tahribata uğradığı da açıkça görülüyor.
Şarabın Tanrısı olarak mitolojide bilinen Dionysos’un Kulakları Mağarası da Siracusa’da gezilecek yerler arasında bulunuyor. Bu mağaraya adı kulağa benzediği için bu şekilde konulmuş. Efsaneye göre Dionysos, bu mağarayı düşmanlarını koyduğu bir hapishane olarak kullanırmış. Hatta yukarıda bu düşmanlarını dinlermiş. Mağaraya gittiğinizde de içerisi çok büyük olduğu için sesinizin yankılandığını duyacaksınız. Mağara 20 metreden fazla bir yüksekliğe sahip. Ayrıca Nymphe Pınarı Mağarası, Apollo Tapınağı, Zeus Tapınağı ve Athena Tapınağ’nı da gitmişken görmenizi öneririz.

DUOMO KATEDRALİ

Şehirde bembeyaz yapısı ile tüm dikkatleri üzerine çekiyor. Mimarisi ile tüm turistlerin ilgi odağı halinde. Yapının dışında heykeller konumlandırılmış. Duomo Meydanı çok büyük bir yer değil. Ama beyaz renkli yapılar ile insanın içini açıyor. Ayrıca çok güzel göründüğünü de söylememezlik yapmayalım.
Meydan üzerinde Palazzo Arcivescovile, Palazzo Beneventano del Bosco ve Chiesa di Santa Lucia alla Badia Kilisesi bulunuyor. Dilerseniz bu kiliseleri de gezebilirsiniz.

FONTE ARETUSA

Aretusa Pınarı olarak da bilinen Fonte Aretusa, turistlerin en çok tercih ettiği yerler arasında. Burada birbirinden farklı bitkileri ve ağaçları görebilirsiniz. Siracusa’ya köprü ile bağlı Ortigia Adası’nda yer alıyor. Burası aslında bir pınardan çok göle benziyor. İçerisindeki ördekleri ve balıkları yüzüşünü izlemek bile sizlere huzur veriyor.

ARETHUSA ÇEŞMESİ

Siracusa’daki Arethuse Çeşmesi’ni ilk gördüğünüz zaman Roma’da bulunan Aşk Çeşmesi’ne benzetebilirsiniz. Çünkü bu çeşmenin içerisinde de heykeller bulunuyor. Burası da Ortiga Adası’nda konumlanıyor. Şehirde yer alan en güzel yapılardan bir tanesi. Siracusa turu yapanların mutlaka gelip görmesi gereken yerlerden. Heykeller muhteşem bir şekilde yapılmış ve çeşmenin içerisine yerleştirilmiş.

SİRACUSA’DA NE YENİR?

Sicilya’nın ünlü Granite adında bir tatlısı var. Bu tatlıyı Duomo Meydanı yakınlarında bulunan Pasticceria Artale ismindeki pastanede yiyebilirsiniz. Meydanın çevresinde pek çok yeme içme mekanı bulunuyor. İtalyan mutfağının en ünlü yemekleri olan makarna ve pizzayı bir de Sicilya’nın Siracusa şehrinde yemenizi tavsiye ederiz. Ayrıca La Siciliana restoranında yemekleri daha uygun fiyata yiyebilirsiniz.

Dünyanın En Güzel Doğa Parkları






Doğanın en güzel yüzünü gösterdiği noktalarda bulunan bu parklar, güzel atmosferleriyle kartpostal karelerini süsler.

10. Hortobagy – Macaristan



Macaristan’ın ilk milli parkıdır ve aynı zamanda Avrupa’nın en büyük merasıdır. Geniş bir yeşil alana sahiptir. Nesli tükenmekte olan kuşlara ve atlara ev sahipliği yapmaktadır.



9. Canadas Del Teide (Teide Yanardağı) – İspanya



3.718 metre yüksekliği ile Kanarya Adaları’ndan Tenerife’nin en yüksek noktasıdır ve İspanya’nın en yüksek dağıdır. Yeryüzünün en yüksek ada volkanıdır.



8. Pilitvice Gölleri – Hırvatistan



Hırvatistan’ da yer alır. Göl mavi ve yeşili tüm tonlarıyla ziyaretçilerine sergilemektedir.


7. Jostedalsbreen – Norveç



Norveç’te Avrupa karasının en büyük buzuludur. Kuzey-güney istikametinde 100km, doğu-batı istikametinde de 15’er km’lik bir alana uzanır.Macera tutkunlarını yoğun ilgisine uğrar.


6. Timanfaya – İspanya



İspanya’da bulunmaktadır. Timanfaya aktif yanardağının oluşturduğu çok sayıda kraterler ve sıra dışı kayalıklar bulunmaktadır. Yer altı sıcaklığı 1000 dereceye kadar çıkmaktadır. 


5. Büyük Kanyon – ABD


Amerika Birleşik Devletlerinin Arizona sınırlarında bulunmaktadır. Kanyon, Kolorado Irmağı’nın kanalı milyonlarca yılda yarmasıyla oluşmuştur. Derinlikleri 1600 metrelere kadar ulaşan bu kesiklerde Dünya’nın 2 milyar yıllık tarihi bulunmaktadır. 

4. Berchtesgaden – Almanya



Almanya’nın güney ucunda, Avusturya sınırında bulunur. Berchtesgaden Alpleri bölgesi, koruma amacıyla 1978 yılında milli park ilan edilmiştir.


3. Iguazu – Arjantin ve Brezilya



Brezilya ve Arjantin topraklarında bulunur. Çok çeşitli hayvanlara ve bitkilere ev sahipliği yapmaktadır. Yaban hayatı için geniş bir yelpazeye sahiptir.


2. Göreme – Türkiye



Peri bacaları, mağara evleri ve düzenlenen balon turlarıyla dünyanın heryerinden insanları kendine çeker Göreme Milli Parkı’mız. 1985 tarihinden bu yana UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer almaktadır.


1. Snowdonia – Galler



Büyük Britanya’ya bağlı Wales’de bulunan Snowdonia bölgenin en eski doğal yaşam alanlarındandır. Park Snowdan Dağı’nda yer almaktadır. Göller ve nehirler burayı mükemmel bir hale getirmiştir.838 farklı doğal meydanı vardır. 1951 yılında milli park ilan edilmiştir. 

VİYANA YEMEK KÜLTÜRÜ

Viyana Yemek Kültürü
GURME TATİL 
Muhteşem mimarisi ve tarihi yapıları ile viyana sokakları gözlerinizi, enfes yemekleri de midenizi mest edecek.
Görkemli tarihi binaları, operaları, leziz pastane ürünlerini tutkunlarıyla buluşturan kafeleri, dünyaca ünlü kahvesi ve şnitzeliyle hem damağınıza hem ruhunuza hitap edecek muhteşem bir şehirde, Viyana’dayız bu kez. Büyüleyici Viyana porselenleriyle hazırlanmış masaların keyfini çıkarıp Viyana’nın üzüm bağlarından elde edilen şarapları eşliğinde hiç denemediğiniz lezzetleri tatmaya ne dersiniz? Viyana mutfağı denildiğinde akla birbirini tamamlayan üç lezzet, şnitzel, kek ve kahve gelir. Herkes tarafından beğenilen bu üç lezzetin nasıl oluyor da Viyana’da farklı olduğu sorusu aklınıza geliyorsa, size tatmadan karar vermemenizi öneririz?
Avusturya mutfağı olarak da bilinen ve yüzyıllar boyu farklı kültürlerinin etkisinde kalan Viyana mutfağı, en çok İtalyan ve Fransız mutfaklarının izlerini taşır. Taze sebze, leziz deniz ve et ürünleri, Fransa’nın büyülü tarifleri ve İtalya’nın Akdeniz stili ile birleştiğinde Viyana’nın dünyaca ünlü mutfağı çıkıyor ortaya. Viyana mutfağını bu kadar ünlü yapan ne sorusuna verilecek en iyi cevap elbette ki soslar. Et ve sebze çeşitlerine göre ayrı ayrı hazırlanan soslar meyve özleri ve meyve suları ile birleştirildiğinde ortaya bambaşka tatlar çıkıyor. Viyana mutfağının en ünlü yemekleri arasında olan şnitzel, ince dana etinin Hindistan cevizi ve hardalla hazırlanmış sosta bekletildikten sonra unlanıp kızartılması ile hazırlanıyor. Yanında farklı mezelerin de sunulduğu şnitzel yemeği, halk kültüründe önemli günlerde yeniyor.
Viyana mutfağının bir diğer önemli lezzeti ise küçük ekmek parçalarından yapılan Semmelknödel (ekmek köftesi). Kırılmış ve kavrul- muş ekmek parçacıkları, süt, soğan, yumurta,  un ve özel baharatlarla yoğrularak köfte haline getirilir ve bir süre suda haşlandıktan sonra istenilen sosun yanında servis edilir. Yemek pişirme konusunda daha yaratıcı yöntemler keşfeden restoranlar, şimdilerde geniş etnik restoranların da aralarına katılması ile daha zengin bir yapıya kavuşmuş adeta. fiarap konusunda da şehrin çok şanslı olduğunu belirtmemiz gerekli; çünkü şarap çeşitleri hem çok bol hem çok ucuz.
Viyana kahvesinin sırrına gelirsek cevabımız yapılışındaki farklılıklarda gizli. Kahveyi özel yapan şey, içine konulan malzemelerden çok yapımında gizli. Viyanalılar bunu çoktan keşfetmiş olacaklar ki, bu vazgeçilmez lezzeti günün her saatinde tatmak için, her an kafeleri doldurmaya hazırlar. “Kahve Evleri’ni” özel yapan tek şey sizi içeri çağıran kahve kokusu değil. Bol çikolatalı ve reçelli keklerin yeni fırından çıkmış taze kokusu, kahve kokusu ile birleşince kayıtsız kalınması imkansız bir ikili çıkıyor ortaya.  Yanında bir de büyülü Viyana atmosferi olunca sokak kafeleri, dolup taşıyor adeta.
Viyana, yaşlanan nüfusuna karşın, sabaha kadar açık Musikcaféleri ve içkili mekanlarıyla canlı bir gece hayatına sahip. Viyana restoranları in- sanı şaşkına çevirecek çeşitlilikte mönüler sunuyor konuklarına. Et ürünlerinin ağırlıkta olduğu mönüler vejetaryenleri korkutmasın, yakın zamanda pek çok restoran, mönülerinde köklü değişiklikler yaparak özel seçenekler eklemeye başladı.
Vienna cake with almond and caramel in cafe

Kahve ve tatlı
Kahve kültürünün tarihine baktığımızda Viyana kahvesinin geçmişinde Osmanlı’nın izlerini görmek mümkün. Türkler 1683’de Viyana’ya girdiklerinde şehri alamamışlar ve yanlarında getirdikleri kahveleri orada bırakmışlar. Esir kalan Türkler de nasıl kahve yapılacağını göstermişler. Ve böylece kahve Viyana’nın bir parçası haline gelmiş.
Viyana’ya gidip de kahvenin yanında “sacher torte” yemeden dön- meyin. Kendine has hamuru, baharatı, galeta unu, elma parçacıkları ve bol tereyağıyla bu tatlının Viyana mutfağında özel bir yeri var. Tatlı sevenler için oldukça iyi bir tercih olabilir. Adını ve şanını ünlü bir otelden alan Sacher Turtası kayısı marmelatı, çikolata sosları ve çeşitli kaymaklardan yapılıyor. “Sacher turtası bizim için yaşamın kaynağıdır” diyor, Café Sacher’in mutfak şefi. Viyana’nın en çok rağbet edilen mekanı Café Sacher’e girdiğinizde seçim yapmakta zorlandığınızı fark edeceksiniz. Sulu “Apfelstrudel” (elmalı ştrudel) ya da kıtr kıtır “Linzerschnitte”in de (bir tür turta) seçenekleriniz arasında bulunduğunu belirtmeliyiz.
“Kurkonditiorei Oberlaa” (Oberlaa Pastanesi) kusursuz eklerleri, pasta ve şekerlemeleri bu tatları yakından bilenlerin adeta taptığı başka bir yer. Kruvasanın da çıkış noktası bili- nenin tersine Fransa değil,  Viyana’dır. Kuşatmadan sonra çok sevinen halk, Osmanlı bayrağındaki hilali temsil eden özel ekmekler yapmaya başlar ve bu ekmeklere Fransızca hilal anlamına gelen kruvasan adını koyarlar.
Peki ya çay?
Viyana kafelerinde içecek olarak hiç şüphesiz kahve ağırlığını koyuyor. Ancak çay düşkünlerinin de Colonial Tea House’un önünde uzun kuyruklar oluşturduğu gözlerden kaçmıyor. Ağızda eriyen kremalı pasta, roma batırılmış bisküvili “Pina-Colada” pastası,  ananas ve Hindistancevizli krem tatlısı, çayın yanında en iyi gidenlerden. Genelde geleneksel tatlarına düşkün olan Viyanalılar çoğunluğa uyarak lezzet konusunda biraz stil değişikliğine gitmişler ve yeni nesil tatlılarda şekeri yoğun halde kullanmışlar.

GELENEKSEL TATLAR
Şnitzel
Ülkenin milli yemeği olarak kabul edilen şnitzel, Hindistan cevizi ve hardalla hazırlanmış soslarla pişiriliyor ve patates salatası eşliğinde servis ediliyor. Buradaki şnitzelin sırrı, dinlendirilmiş dana etinde saklı. Pişerken kıvrılmasın diye dilimlerin kenarlarına bıçakla çentikler atılması gerek.
Sacher torte
Sacher, dünyaca ünlü bol çikolatalı ve kayısı marmelatlı bir çeşit çikolatalı pasta. Yumurta, bitter kuvertür, un, tereyağı, toz şeker ve toz kakaodan oluşan karışımla hazırlanan sacher tortenin esas tarifi Hotel Sacher Wien’de gizli.
Apfelstrudel
İnce hamurunun arasına ekşimsi büyük elma parçaları ve kuru üzüm konularak hazırlanan pasta, üzerinde pudra şekeri ile sıcak servis ediliyor.
Delicious strudel
Tafelspitz
Tafelspitz, özel hazırlanmış dana eti, geleneksel bir Avusturya yemeği; hatta kimilerine göre Avusturya’nın milli yemeği. Etin havuç, patates gibi sebzelerle ve baharatlarla haşlanmasıyla yapılıyor. Tafelspitz için iyi dinlendirilmiş, bonfilenin en kalın kesiminden dilimlenmiş et kullanılıyor. Patates kızartması, elma püresi ve ekşi krema gibi garnitürlerle servis ediliyor.
Wurst
Sokakta yemeniz önerilen wurst dedikleri sosisler, oldukça meşhur. Viyana caddelerinde yaptığınız bir gezintiyi wurst ile sonlandırmak çok moda.
Zwetschkenstrudel
Mürdüm erikli strudel adındaki bu pastayı cappucino eşliğinde Kartner Strasse üzerindeki Gerstner Cafe’de denemenizi öneriyoruz.
Zwiebelrostbraten
İnce dövülmüş etin üzerine doğranmış soğanlarla servis yapılır. Nefis et suyu, soğan ve etlerin üzerin- den tabağın kenarlarına kadar akar ve sosun üzerine ise kıtır soğanlar serpiştirilir.