2017 ERKEN REZERVASYON FIRSATLARINI YAKALAYIN.... AYRICALIKLI OLMANIN TADINI ÇIKARTIN... DETAYLI BİLGİ VE REZERVASYON : 0224 225 4343

Online Otel / Tatil Rezervasyonu


Booking.com

Stockholm’e İlk Defa Gidecekler İçin

Stockholm’e İlk Defa Gidecekler İçin
Holm, İsveç dilinde adalar demek. Bu şehre ismini veren 14 ada üstüne kurulu Vikinglerin şehrindeyiz. Bilinen ilk Viking şehri Birka ile başlayan İsveç yerleşimi 10. Yüzyılda Olaf isimli ilk İsveç kralı ile monarşik hayata başlıyor. Aradan geçen yüzyıllar boyunca Kraliyet Sarayına yapılan eklemeler, eski İsveç şehirlerinin kurulması ile birlikte şehir sınırları genişliyor ve adalara da yerleşim yaygınlaşıyor. Baltık Denizlerinin soğuk suları yaşam tarzlarında belirleyici rol oynayınca gemicilik, ticaret, balıkçılık Stockholm’ ün simgesel ve kültürel özelliklerinde öne çıkıyor.
Stockholm şehrine geldiğinizde Arlanda Havaalanı’nda ve şehir içindeki belli noktalarda yer alan turizm ofisleri seyahatiniz boyunca size yol gösterecek broşürler, şehir kitapçıkları, müzeler ve gezi noktalarını çok detaylı anlatan yayınlar sunuyor. Bunlardan mutlaka almalı ve neredeyse yüze yakın müzesi olan bu şehri gezmeden önce ilginizi çekenleri önceden tespit edip, gezi rotasını buna göre belirlemeli. Şehirde neredeyse aklınıza gelebilecek her başlıkta bir müze yer alıyor.

Eğer müze ve kültür turlarına çok meraklı iseniz, hepsini gezmek için ayrı ayrı ücret ödemek çok pahalıya geleceğinden tüm ulaşım ağında ve kültürel noktalarda geçerli Stockholm Kartı’nı almak gerekiyor. Bu kart 1-2-3 ve 5 günlük olarak satılıyor, ücreti yüksek, geri iade edilmiyor ve kaybedilirse yenisini almak gerekiyor. Ancak bir yandan da tren, metro, otobüs, müze, kanal turu gibi onlarca seçenekte büyük fiyat avantajı sağlıyor. Kaç günlük kart almaya ihtiyacınız olacağına, gezeceğiniz noktaları belirleyip karar verebilirsiniz. 4 günlük bir Stockholm gezisi için 2 ya da 3 günlük kart yeterli olacaktır. Önce müzeleri ve etrafı ulaşım ile gezer bitirirsiniz, kalan 2 günde de kendiniz yürüyerek gezebilirsiniz. O yüzden 2 günlük kart yeterli olacaktır. Ancak müzelerin hepsini görmek ve detaylı vakit geçirmek isterseniz daha uzun süreli almanız lazım. (bilgi için visitstockholm.com )
stockholm-hakkinda
İsveç mülteci kaynıyor o yüzden İstanbul’ dan gidişte sıkı kontrol ediyorlar, gidiş – dönüş biletinizi, otel belgenizi yanınıza alın. Havaalanına uçak inince pasaport kontrolünde çok iyi İngilizce, güler yüz ve Schengen bölgesine girişini kibarca sorgulayan polislerle karşılaşıyorsunuz. En iyi kahve lokasyonlara dair ilk tavsiyeyi onlardan aldık mesela. Valizi alınca çıkış kapısının hemen arkasında Turizm Info Center var. Banka kuyruğu gibi sıraya girip, broşürler, harita, Stockholm kartı ile ilgili bilgi alabilirsiniz. Biz kartı buradan almadık,ama almak gerekirmiş. Fiyat farkı yok, sadece erkenden ve kolayca temin edebilme imkanı var.
Genel olarak İsveç halkı iyi İngilizce biliyor, sokakta durdurup yardım istediğinizde güler yüzlü ve sakin bir şekilde yardımcı olmaya özen gösteriyorlar. Stockholm’ de gezilip görülecek ana bölgeler Gamla Stan ( Eski Şehir ), Skeppholmens, Djurgarden, Södermalm, Östermalm, Norrmalm, Kungsholmen, Vasasgaten olarak ayrılıyor. Bu bölgeleri yaygın metro, tren, otobüs hatlarıyla gezebilirsiniz.
Yürümeyi seviyorsanız tüm ana bölgeleri vasıta olmadan da gezebilir, Stockholm’ün adalarına gitmek için bot turlarına katılabilir ya da ana bölgeleri toplam 1 saatte gezmenizi sağlayacak Hop On Hop Off açık hava otobüslerine binebilirsiniz. Hop On Hop Off otobüsleri 2 hat; mavi ve kırmızı. Bileti 24 saat geçerli, isterseniz tekrar tekrar binebilirsiniz. Otobüsteki wi-fi çok kuvvetli çekiyor, ayrıca Stockholm’de çok güzel bir rota çiziyor.
Para birimi İsveç Kronu , pek çok turist yanlarında getirdikleri Avro ya da Dolar cinsi dövizi değiştirmek zorunda kalıyor çünkü halk halen yerel paralarını kullanmakta ısrarlı. 1 İsveç kronu yaklaşık olarak 0,3 Türk Lirası’na denk geliyor, aslında oldukça pahalı bir şehir. Özellikle yeme içme burada çok pahalı, restoranlarına girmeden önce kapıdaki menülere ve fiyatlarına bakarak seçim yapmak akıllıca olabilir.
stockholm-hakkinda-2




Telefon : 0 224 225 43 43 
                  
                Gsm : 0 534 835 86 85                  
                      Faks : 0 224 225 43 53                        
       e-mail : info@perisos.com.tr

SİHİRLİ ELLERLE ÇALIŞAN EN İYİ 5 DÜNYA MUTFAĞI

SİHİRLİ ELLERLE ÇALIŞAN EN İYİ 5 DÜNYA MUTFAĞI
Dünyanın neresine gidersek gidelim tattığımız lezzetler farklı duygular hissetmemize neden olur. Kimi zaman ayaküstü tattığımız bir sokak lezzetinin verdiği hazla kendimizden geçerken kimi zaman da yükle para karşılığında sipariş ettiğimiz yemekleri tattıktan hemen sonra bir kez daha görmek istemeyiz. İkinci durum tabi ki yemeklerin kötü olmasından değil, lezzetin bize aşina olmamasından ve kişisel damak zevkimize uygun olmamasından kaynaklanır. Fakat öyle ülkeler vardır ki mutfağıyla nam salmış, birçok otorite bu ülkelerin mutfağını parmak ile gösterir. Ekonomi ve gelişmişlik düzeyi de dahil olmak üzere bir çok nesnel faktörden bağımsız olarak dünyaya nam salmış en iyi 5 ülke mutfağını sizler için araştırdık;
FRANSIZ MUTFAĞI
Fransa’da yemek, edebiyat kadar, sanat kadar, politika kadar önemlidir. Yemeğe atfedilen bu önemden kaynaklanıyor olsa gerek, birçok otorite tarafından dünyanın en iyi mutfağı olarak Fransız mutfağı tanınmaktadır. En ünlü yemeklerini unlu lezzetlerin oluşturduğu Fransız mutfağının temelini oluşturan 2 diğer öge ise peynir ve şaraptır. Dünya’nın en iyi şaraplarının da bu ülkede üretildiğini söylemeden geçmeyelim. Ayrıca bir diğer anekdot da restoran sayısına dair. Ülke genelinde restoran sayısı oldukça yüksektir. Sadece Paris’te 5 bin civarı restoranın olduğu düşünülmektedir.
Mutfagiyla_ünlü_ülkeler (5)
İTALYAN MUTFAĞI
Dünyanın en lezzetli yemeklerine sahip 2. ülkenin bir Akdeniz ülkesi olması bu konuda ne denli şanslı olduğumuzun bir göstergesi. Pizzası, pastası, sebzeleri, deniz ürünleri ve daha yüzlerce efsane haline gelmiş lezzetiyle İtalyan mutfağı dünya çapında öyle ünlü ki, dünyanın neresine giderseniz gidin bu mutfağın lezzetlerine ulaşmanız mümkün. Dünyanın her yerinde ulaşmak mümkün olsa da, İtalyan yemeklerinin en iyileri haliyle ana vatanında yapılıyor. Özellikle özerk Toskana bölgesinin özgün yemekleri ve muhteşem şarapları sizi kendinizden geçirebilir.
Mutfagiyla_ünlü_ülkeler (2)
HİNT MUTFAĞI
 Sunum açısından batılı tüketicileri çok memnun etmese de, Hint mutfağı tadıp keşfetme cesaretini gösteren herkesi ülkeye yerleşmeye zorlayacak kadar lezzetli. Hindistan mutfağının en belirgin özelliği kullanılan yüzlerce çeşit baharat. Değişken iklim koşulları nedeniyle tat alma duyusunda oluşan azalma ülke mutfağının baharatlara ağırlık vermesine neden olmuş. Durum böyle olunca baharatın envai çeşidi yüzyıllar içinde keşfedilip tüketilmiş. Kendiliğinden oluşan bu kültür bugün ülke mutfağını en iyiler listesine sokan en önemli unsur. Hindistan mutfağında ağırlıklı olarak sebze tüketildiğini söylemek mümkün. Bu yönüyle ülke, vejetaryenler tam bir cennet.
Mutfagiyla_ünlü_ülkeler (4)
LÜBNAN MUTFAĞI
Genel anlamda Orta doğu mutfağının ne denli zengin olduğunu bilen bilir. Ortadoğu’nun bu konuda temsiliyeti tartışmasız Lübnan’a ait. Akdeniz’e özgü sebzelerin muhteşem baharatlarla harmanlanarak yemeğe dönüştürüldüğü bu ülkede yenilen bir tabak yemeğin tadı aylarca unutulmuyor. Diğer Ortadoğu ülkelerine oranla et ürünlerinin biraz daha az tüketildiği Lübnan sofralarında en yaygın bulunan yemekler ise zeytinyağlılar, humus ve ünlü Lübnan köftesi Kıbbeh.
Mutfagiyla_ünlü_ülkeler (6)
YUNAN MUTFAĞI
Yunan mutfağını Balkan ve Akdeniz mutfağının birleşimi şeklinde düşünmek mümkün. Tabi ki, tüketilen lezzetler bu iki mutfak kültürünün ürünleriyle sınırlı değil. Yunan mutfağının en belirgin özelliği zeytinyağlılara verilen önem. Günün hemen her öğününde masada en az bir zeytinyağlı görmek mümkün. Komşu Yunanistan yemekleri ile olduğu kadar mezeleri ile de ünlü. Yemek öncesi ve uzun akşam yemeklerinde sıkça tüketilen mezeler Türk mutfağının çok da uzak olmadığı lezzetler arasında. Yunanistan’a gidildiğinde mutlaka tadılması gereken lezzetler ise yahni, yunan salatası, enginar ve tüm deniz ürünleri.
Mutfagiyla_ünlü_ülkeler (3)




Telefon : 0 224 225 43 43 
                  
                Gsm : 0 534 835 86 85                  
                      Faks : 0 224 225 43 53                        
       e-mail : info@perisos.com.tr

Yöresel Çek Yemekleri Ve Prag Yemek Rehberi

Yöresel Çek Yemekleri Ve Prag Yemek Rehberi
Prag, yemekler konusunda tipik bir Avrupa kenti olduğu için yemekler de yine daha çok Avrupa damak tadına hitap ediyor. Yalnız bu durum Prag’a gittiğinizdeyemek sıkıntısı yaşayacağınız anlamına gelmiyor. Her düzeye hitap eden çok sayıdaki restoranda, dilediğiniz ülkenin mutfağını bulabilir, Sanki Roma’daymış gibi en iyi pizzayı ve sanki Viyana’daymış gibi en lezzetli şnitzeli yiyebilirsiniz. Özellikle yeni lezzetler keşfetme konusunda kurallarınız yoksa Prag’ın sizin için bir yemek cenneti olduğunu söyleyebiliriz. İşte sizin için yerinde görüp derlediğimiz yöresel Prag yemekleri:

Çorbalar

Çek yemek kültüründe çorbalar, oldukça önemli bir yere sahip. Ana öğün sayılan öğle yemeklerinde ve aşırı özen gösterilen akşam yemeklerinde çorba mutlaka tüketiliyor. En çok sevilen ve tüketilen çorbalarınsa sebze ağırlıklı olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle patates ağırlıklı ve karışık bol sebzeli Bramboracka çorbası en sık tercih edilen. Bu çorbanın bazı restoranlarda oldukça özenli sunulduğunu söyleyebiliriz. Örneğin içi oyulmuş bir ekmek çorba sunumunda tabak olarak kullanılabiliyor.
Geleneksel-Prag-yemekleri-corba


Ana Yemekler

Prag’da insanlar ağırlıklı olarak et ürünleri ile besleniyor. Bundan birkaç yıl öncesine kadar girilen hemen her restoranda av etleri yemek mümkünmüş. Su şıralar ise bir geyik etinin tadına bakmak için baya dolaşmanız gerekiyor. Ama hala hemen her restoranda tavşan ya da ördek eti bulabilmeniz mümkün. Günümüzde Çek halkının en çok tükettiği geleneksel yemekleri şöyle sıralayabiliriz:
Geleneksel-Prag-Yemegi
Geleneksel Bohemya Tabağı: İçinde 1\4 kızartılmış ördek, Moravian Serçesi adı verilen domuz eti, füme et, domuz sosis, kırmızı, beyaz lahana ve bol patates olan dev bir ızgara tabağı.
Kızarmış Ördek: Bugün Prag’da hem Çek halkının hem de turistlerin oldukça yoğun ilgi gösterdiği tatlardan biri kızarmış ördek. Genelde yarım ya da çeyrek olarak servis edilen ördek, Prag’a geldiğinizde mutlaka denemeniz gerekenlerden.
Domuz Biftek: Bir parça kızartılmış domuz bifteğinin, soğan, patates ve lahana ile servis edildiği yemektir.
Sarımsak Soslu ve Kremalı Bohemya Tabağı: Ekşi sarımsak sosu ve krema sos ile servis edilen ev yapımı sosis ve domuz sırt eti.
Tavşan: Tütsülenmiş domuz eti ve sarımsak ile pişirilmiş tavşan bacağının ıspanak ile servis edildiği yemektir. (Bazı yerlerde domuz jambon eklenmeden yapılmaktadır. Ya da siz domuz jambon istemediğinizi belirtebilirsiniz.)
Kaz Bacağı: kızartılmış kaz bacağının, lahana salatası ve zeytinyağı ile servis edildiği yemek.
Domuz Bacağı: Közde kızartılmış domuz bacağının bol miktarda salata ile servis edildiği yemektir.
Domuz Kaburga: Domuz etinin en lezzetli kısmı olduğu düşünüldüğü için diğerlerine göre biraz pahalı olan yemek. Genelde tek başına, az miktarda salata ile odun ateşinde pişmiş olarak servis ediliyor.

Fast Food

Prag’da dünyanın hemen her yerinde olduğu gibi Mc Donalds, Burger King ve KFC gibi fast food ürünlerini bulmak mümkün. Farklı olarak oldukça sık tüketilen sosis sandviç ise hemen her Çek vatandaşının göz bebeği. Çeklerin en kaliteli birası Plzen ile karı-koca şeklinde tanımlanan bu sandviçe hemen her köşe başında rastlamak mümkün.
Prag-Fastfood

 İçecekler
Çekler yemeğin yanında genelde bira tüketiyor. Dünyanın en kaliteli biralarına sahip olmaları böyle bir alışkanlık gelişmesinde etkili olmuş. Bira dışında tüketilen içecekler ise şarap, bacherovka, kola ve soda. Bazı restoranların kendi birasını ürettiğini görmeniz mümkün, eğer böyle bir durumla karşılaşırsanız emin olun denemeye değer bir lezzeti vardır.
cek-birasi


Bahşiş Kuralı

Prag’da yemeklerden sonra bırakılan bahşiş miktarı genelde hesabın yüzde 10’udur. Fakat hesap geldiğinde fişi kontrol etmeniz gerekir. Eğer fişte “bahşiş dahil değildir” gibi bir ibare yoksa, zaten servis ücreti olarak hesaba dahil edilmiştir. Genelde restoranlarda bahşiş hesaba dahil edilmez ve yüzde 10 bahşiş bırakmanız uygun görülendir. Önemli bir ayrıntı ise, hesabı ödedikten sonra gelen para üstünde bahşiş bırakmak Praglılar tarafından hoş karşılanmıyor. Dolayısıyla hesabı öderken garsona bahşişle birlikte e kadar alması gerektiğini söylemeniz gerekiyor.




Telefon : 0 224 225 43 43 
                  
                Gsm : 0 534 835 86 85                  
                      Faks : 0 224 225 43 53                        
       e-mail : info@perisos.com.tr

Lefkoşa’da Dolu Dolu Bir Gün

Lefkoşa’da Dolu Dolu Bir Gün
Kıbrıs’ın belki de en güzel bölgesi olan Lefkoşa’da dolu dolu bir gün geçirmek, tatilinizi deniz kum güneş anlayışından çıkararak daha verimli bir hale getirebilir. Uzun yıllar gece hayatı, kumar ve deniz için tercih edilen Kıbrıs’ın kültürel açıdan da görülmesi gereken birçok noktası var. Özellikle 1974 yılında yapılan Kıbrıs çıkartması bu bölgeyi kültürümüz ve tarihimiz açısından daha önemli bir yer haline getirdi. Sizler için yerinde deneyim ettiğimiz görülmesi gereken yerleri ve bir gün içinde Lefkoşa’da neler yapılabileceğini “Lefkoşa’da Dolu Dolu Bir Gün” başlığı ile aktarıyoruz:

Boğaz Şehitliği

Lefkoşa’da görülmesi gereken yerlerin başında Boğaz Şehitliği gelir. Kıbrıs Çıkartması sırasında şehit olan Türk askerlerine ait mezarların olduğu bu şehitlik, Kıbrıs’ı ziyaret eden Türk siyasetçi ve liderlerin de ilk uğradığı olma özelliği taşır. Ayrıca birçok ulusal bayram ve anmanın da resmi töreni bu şehitlikte yapılmaktadır. Şehitlikte bulunan büyük Türk askeri heykeli, 4 adet kompozisyon içeren anıt ve 5 adet rölyef görülmeye değer birer sanat eseri özelliği taşır.
bogaz_sehitligi

Barbarlık Müzesi

Güzel anılarla dönülmesi gerektiğinde inandığımız tatillerde bazı tarihi bölgeler olur ki, görülmeli mi görülmemeli mi karar vermek zorlaşır. Biz tarihsel açıdan hissettiğimiz sorumluluk nedeniyle Barbarlık Müzesi’ni yazmak zorunda oluğumuzu düşündük. Lefkoşa’da bulunan Barbarlık Müzesi de öyküsü nedeniyle bu yerlerden biri olma özelliği taşıyor. Köşklü Çiftlik semtinde bulunan ve Kıbrıs Türk Kuvvetleri Komutanı Nihat İlhan’a ait olan ev, 24 Aralık 1963 tarihinde Rum çete üyeleri tarafından basılarak kurşunlanır. Komutanın ailesi ve bazı misafirlerin bulunduğu evde çocuk dahil herkes kurşuna dizilir. 1 Ocak 1966 tarihinden beri “Barbarlık Müzesi” adıyla ziyarete açık olan müzede birçok yerde kan izi ve sayısız kurşun deliklerini görmek mümkün. Müzeye girmek için herhangi bir ücret ödenmiyor.
Barbarlik_müzesi

Bandabulya Çarşısı ve Büyük Han

Barbarlık Müzesi de görüldükten sonra, geziye tarihi Bandabulya Çarşısı ile devam edilebilir. Bu çarşı Lefkoşa’nın en eski çarşısı olma özelliği taşır. Hala, yıllar öncesinde olduğu gibi esnaflık kültürünün yaşatıldığı çarşıda dolaşırken kendinizi 80’li yıllara geri dönmüş gibi hissedebilirsiniz. Lefkoşa’nın bu tarihi çarşısında biraz turladıktan yine bu bölgede bulunan Osmanlı dönemine ait Tarihi Büyük Han’ı görebilir burada bulunan restoranlarda Yöresel Kıbrıs yemeklerini de deneyimleyerek öğle yemeğinizi yiyebilirsiniz. Han, aynı zamanda birkaç sanat merkezine de ev sahipliği yapıyor.
Büyük_han

Yeşil Hat Sınır Gezisi

Verilen öğle yemeği arası ve Tarihi Büyük Han’ın keşfinden sonra hemen Yeşil Hat Sınır gezisine başlanılabilir. Yeşil Hat Sınır Çizgisi, Kıbrıs çıkartmasından sonra belirlenen Türk ve Rum bölgesini ayıran çizgi olma özelliği taşıyor. Bu sınır çizgisi ile Rum bölgesinin başlangıç noktası arasında Birleşmiş Milletler tarafından korunan güvenli bölgesi yer alıyor. Fakat bu bölgenin sonunda Rum Parkı isminde öyle bir park var ki, içindeki çay bahçesine oturduğunuzda cebinizden bozuk para düşse Rum bölgesine düşebilir. Rum Parkı, Türk sınırları içinde kalan ve Rum bölgesiyle sadece küçük bir tel örgü ile ayrılan yeşiller içinde bir park. Burada soluklanırken tel örgünün hemen ardındaki Rum bölgesini görebilir, oradaki yaşamı gözlemleyebilirsiniz.

Tarihi Girne Kapısı

Kültür ve tarih dolu Lefkoşa turunun son durağı Tarihi Girne Kapısı olabilir. Venedikliler tarafından yapılan Tarihi Girne Kapısı, Lefkoşa’nın Girne’ye açılan kapısı şeklinde düşünülebilir. 1821 yılında büyük bir tadilattan geçirilen kapı, İngiliz işgali sırasında yaşanılan bir kahramanlık öyküsünün de ana karakteridir. Anlatıya göre İngilizlerin şehre girdiği ilk yer olan kapının bekçisi Horoz Ali, işgalin şiddetine rağmen kapıyı terk etmemiş ve 121 yaşında burada hayatını kaybetmiş. Bugün Lefkoşa turizm bürosuna da ev sahipliği yapan Tarihi Girne Kapısı, araç trafiği için de önemli bir bağlantı noktası olma özelliği taşıyor.
Girne_kapisi
Dolu dolu bir günlük Lefkoşa turunu sonlandırmanın en keyifli yolu, Lefkoşa’nın deyim yerindeyse kalbi olan Dereboyu caddesindeki kafelerde soluklanıp, yine burada bulunan birbirinden ünlü markaların mağazalarından alışveriş yapmak olabilir. Bu caddede Türkiye’de bulunan hemen her ünlü kafe mevcut. Fakat bu kafeler isim hakkından kaynaklı tam olarak aynı isimle hizmet veremiyor. Örneğin Mado’da bir kahve içmek istiyorsanız, Mardo’nun aslında Mado olduğunu bilmeniz gerekiyor. Birkaç örnekten sonra bu sisteme alışıp aradığınız markayı bulmak hayli kolaylaşıyor.
Lefkosa_son




Telefon : 0 224 225 43 43 
                  
                Gsm : 0 534 835 86 85                  
                      Faks : 0 224 225 43 53                        
       e-mail : info@perisos.com.tr

ÜLKELER VE ONLARIN İLGİNÇ KURALLARI

ÜLKELER VE ONLARIN İLGİNÇ KURALLARI
Kimi zaman yurt dışı seyahati esnasında öyle durumlarla karşılarız ki, şaşırsak mı, üzülsek mi yoksa sevinsek mi bilemez ve ne tepki vereceğimizi bilmeden donar kalırız. Bunu sağlayan şeyler kimi ülkelerin, o ülkede yaşamayan insanın kolay kolay anlayamayacağı ilginç kurallardır. Hatta durum bazen öyle ilginçtir ki, o kuralın neden var olduğunu ve uygulandığını o ülkenin vatandaşı dahi bilmez. Sizleri bazı ülkelerin ilginç kural ve alışkanlıklarıyla tanıştırmak istiyoruz.
SİNGAPUR – SAKIZ YASAĞI
Singapur’da ilk başlarda Tipitip isimli şirkete ait sakızların satışının yasaklanmasıyla başlayan sakız karşıtlığı zamanla öyle bir hale bürünmüş ki, ülkede sakız edinmek ve kullanmak yasal kurallara bağlanmış. 1994 yılında çıkarılmış bir yasaya göre ülkede insanlar sadece doktor reçetesi ile sakız edinip, tüketebiliyor. Singapur vatandaşlarının ise bu durumdan rahatsız olduğunu söylemek hayli zor.
Singapur
KANADA – BEBEK YÜRÜTECİ
Kanada’da 1994 yılında sağlık bakanlığının yaptığı açıklama, ülkede ilginç bir yasağın yasallaşmasına yol açtı. Sağlık bakanlığının bebek yürüteçleri hakkında “çocuklar için tehlike arz ediyor, çocukların ulaşamadıkları yerlere ulaşmasını sağlayıp balkon ya da merdiven gibi yerlerden düşme ihtimalini artırıyor” şeklinde açıklama yapması sonucu hükumet yürüteçlerin üretimini, satışını ve tüketimini yasakladı. Yürüteçlerin çocukların zihinsel gelişimlerinin doğal seyrini bozduğunu da savunan Kanada hükumeti bir şekilde bu yürüteçleri kullanan olursa yüksek para cezalarıyla yaptırım uyguluyor. Yasak Kanada’da olunca insanlar da oturup bir düşünüyor, “Acaba dünyanın geri kalan kısmı yanlış mı yapıyor?” diye.
Kanada
RUSYA – İÇ ÇAMAŞIRI
Rusya’nın da içinde Avrasya Birliği ülkelerinin bir kısmında Dantelli iç çamaşırlarının kullanılması yasak. Her ne kadar kullanım durumunun denetlenmesi imkansız olduğu için kural etkili olamasa da, yasak yasalarda varlığını koruyor. Dantelli iç çamaşırlarının yasak olmasının temel nedeni ise nem emme özelliğinin pamuklu iç çamaşırlarına oranla düşük olması. Yani her şey halk sağlığı için 
Rusya
YUNANİSTAN – OYUN YASAĞI
Yunanistan’da yavaş yavaş etkisi kırılmaya başlasa da bir dönem ortalığı kasıp kavuran bilgisayar oyunları oynama yasağı var. Çıkarılan kumar yasası kapsamında sadece konsol kullanıldığı için bilgisayar, xbox ve playstation oyunlarının kamuya açık alanlarda oynanması yasaklanmıştı. Hızlı bir şekilde yürürlüğe giren yasa ülkede öyle etkili oldu ki, birçok internet kafeye baskınlar yapılan bilgisayarlar toplatıldı. Ülkede bu dönem dolaylı da olsa bilgisayar suç aleti olarak dava dosyalarında yer aldı.
Yunanistan (2)
ABD – LOLİPOP YASAĞI
ABD’nin Washington eyaletinde Lolipop yemek kesinlikle yasak. Yasağın temel nedeni, çocuklar için tehlikeli olması ve gırtlak borusunu tıkadığı için çok sayıda ölüme neden olduğu olsa da, insanlar tek edenin bu olduğuna bir türlü inanamıyor. Aynı şekilde Washington yasalarında ailesi zengin olan insanlarla dalga geçilmesi de ciddi suçlar arasında yer alıyor.
Amerika
MONACO – KUMAR YASAĞI
Dünyanın kumar konusunda başkenti olarak bilinen Monako’da ilginç bir yasak var. İnsanların özellikle kumar oynamak için geldiği, milyon dolarlık yatırımlarla lüks casinoların açıldığı bu ülkede Monako vatandaşlarının kumar oynaması kesinlikle yasak. Hatta halk bu lüks casinoların kapısından içeri bile giremiyor.
Monako
İTALYA – GÜVERCİN BESLEME YASAĞI
İtalya’nın birçok şehrinde geçerli olan bu yasak özellikle Venedik’te katı kurallarla uygulanıyor. Güvercin dışkılarının tarihi yapılara zarar verdiği gerekçesiyle uygulanan bu yasağa uyulmaması durumunda ise 400- 500 Euro arasında ceza uygulanıyor.
İtalya






Telefon : 0 224 225 43 43 
                  
                Gsm : 0 534 835 86 85                  
                      Faks : 0 224 225 43 53                        
       e-mail : info@perisos.com.tr

Otantik Ülke Hindistan’dan Alabileceğiniz Mutlu Hediyeler

Otantik Ülke Hindistan’dan Alabileceğiniz Mutlu Hediyeler
Farklı kültürlere meraklıysanız, Avrupa dışında değişik deneyimler yaşamak istiyorsanız Güney Asya’nın en otantik ülkelerinden biri olan Hindistan’ı şiddetle tavsiye ediyoruz.
Dünyanın yedi harikasından biri olan Tac Mahal, kutsal şehir Varanasi’deki ölü yakma törenleri, Bollywood’un ev sahibi Mumbai, Tac Mahal’in karşısında bulunan görkemli Agra Kalesi, erotik heykelleri ile bilinen Khajuraho Tapınağı ve çok daha fazlası ile görülesi, gezilesi bir ülke Hindistan.
Hindistan'dan_ne_alinir (1)
Gittiğiniz yerlerden ufak hediyeler alarak bu özel anılarınızı somutlaştırabilirsiniz. Hindistan seyahatinden dönerken sevdiklerinize getireceğiniz armağanlarla onları mutlu edebilir, dolayısıyla sizde mutlu olursunuz. Peki bu heyecan dolu Güney Asya seyahatinizden sevdiklerinize dönüşte neler getirebilirsiniz?
Malum gittiğiniz yerlerden aldığınız hediyelik eşyalar gezinizin olmazsa olmazı. Hem kendinize hem de  dönmenizi bekleyen ailenize ve arkadaşlarınıza alacağınız hediyeler konusunda birkaç ipucumuz var.
İşte size Hindistan’dan alternatif hediye tüyoları;
İlk olarak bu harika Hindistan gezinizden buzdolabınıza yapıştıracağınız bir magnet almadan sakın gelmeyin. Buzdolabınızın üzerindeki magnet koleksiyonuna bir de Tac Mahal’i ekleseniz fena olmaz değil mi? Aynı zamanda bu mini magnetlerden fazla miktarda alıp yakınlarınıza da hediye etmenizi öneririz.
Hindistan deyince aklımızda canlanan görüntülerden biri de filler. O kadar gezip fillere binmeden dönmeyeceğinizi düşündüğümüz de hediyelik küçük fil heykelleri almanız iyi bir tercih olacaktır.
Hindistan'dan_ne_alinir (3)
Hint mutfağını da es geçmemek gerek. Hindistan=Köri. Baharatlar, şifalı otlar, Hint Fıstığı (Kaju) ve çay tutkunu yakınlarınıza Assam çayı alıp ikram edebilirsiniz.
Minik, kolaylıkla yanınızda taşıyabileceğiniz şeker kamışı ve bambudan yapılan sepet, vazo gibi değişik hediyelik eşya tasarımlarına da göz atmanızı öneririz.
Annenize ya da kız kardeşinize götüreceğiniz şık kaşmir ipek şallarına ve işlemeli masa ve yatak örtülerine de bakmadan Hindistan seyahatinden geri dönmeyin.
Dünyanın nadir elmaslarını yeryüzüne çıkaran Hindistan’a gidip mücevher almadan olmaz. Renkli kağıt hamurundan yapılan bilezikler, elmas dışında altın takılarda alternatifleriniz arasında olsun.
Hindistan'dan_ne_alinir (2)
Ahşap oymalardan hoşlanan yakınlarınız varsa bu tür hediyelik eşyalar iyi bir seçimdir. Sandal ya da gül ağacından oyulmuş deve ve fil figürlerinin bulunduğu ahşap oyma çeşitleri güzel bir seçenek olabilir.
Unutmayın! Küçük sürprizler yaparak çevrenizdeki insanlarda büyük mutluluklar doğurabilirsiniz.




Telefon : 0 224 225 43 43 
                  
                Gsm : 0 534 835 86 85                  
                      Faks : 0 224 225 43 53                        
       e-mail : info@perisos.com.tr

Bozcaada’da Tatil Yapmak İçin En İyi 8 Neden



BOZCAADA ile ilgili görsel sonucu
Bozcaada, ilk gidildiğinde insanı hayal kırıklığına uğratır gibi olur. Ne zaman ki Bozcaada’yı sokak sokak gezmeye başlarsınız, işte o zaman şaşırtır karşınıza çıkardığı güzellikleriyle. Şarap fabrikaları, renkli çiçeklerle süslenmiş evlerin balkonları, tertemiz koylar ve tüm bunların üstüne harika bir tarih… Hepsini gördükçe tüm hayal kırıklığınızın yerini bir heyecan alıverir. Bu aralar Bozcaada’ya gideyim de neden gideyim, neler yapabilirim, eğlenir miyim, dinlenir miyim diye kendi kendinizi yiyor ve harekete geçemiyorsanız, Bozcaada’da tatil yapmak için en güzel 8 nedene bir göz atın deriz. Sonraki ilk işiniz bavulları hazırlayıp, yola koyulmak olsun. 
1) Arnavut kaldırımlı Rum Mahallesi’nde gezintiye çıkmak için…
Yazının başında da anlattığım gibi, Bozcaada şöyle bir uzaktan bakıldığında hiçbir özelliği yokmuş gibi durur. Ama bu güzel adanın kalbinizi çalacak ilk noktası büyük ihtimalle Rum Mahallesi olacak. Bozcaada Rum Mahallesi, Arnavut kaldırımları, dar sokakları ve ara ara sokaklara atılmış mavi sandalyeleri ile adayı kısaca özetler size. Adından da anlaşılacağı gibi eskiden Rumların yaşadığı bir noktaydı. Bundan dolayı evlerin geneli Rum mimarisini yansıtır. Rum Mahallesi; fotoğraf çekmek, küçük restoranlarda bir şeyler atıştırmak için de oldukça ideal.
2) Bozcaada şaraplarının tadına bakmak için…
Bozcaada’ya gelip de meşhur Bozcaada şaraplarının tadına bakmadan gidilmez. Sonuçta Bozcaada demek şarap demek bir yerde.  Peki ilk şans hangi şaraplara verilmeli? Bizim önerimiz, vasilaki ve kuntra şaraplarınızı denemeniz yönünde. Karalahna şarabı da oldukça lezzetlidir.
3) Kavala kurabiyesinden mutlaka denenmeli…
Bozcaada tatilinizde rotanızı Çiçek Pastanesi’ne çevirin ve kavala kurabiyelerinin tadına bakın. Damla sakızlı ve bademli kurabiyeler adayla özdeşleşmiş tatlar arasında. Hazır siz denerken, tatil dönüşü sevdiklerinize de almayı unutmayın.
4) Akvaryum Koyu’nun turkuaz sularında dinlenmek için…
Bozcaada çevresindeki tek koy Akvaryum Koyu değil tabii ki ama en güzel koy olduğunu söyleyebilirim. Kuzey Ege turlarının en çok tercih edilen noktası olması da yaz sezonunda Akvaryum’un kalabalık olmasını etkiliyor. Koyun bir diğer ismi Mermer Burnu. Su altı zenginliğini görmek için koya giderken yanınıza şnorkel ve gözlük almayı unutmayın deriz.
5) Ayazma Plajı’nın altın sarısı kumlarında güneşin tadını çıkarmak için…
Bozcaada Ayazma Plajı, şüphesiz ki tatilin en keyifli zamanlarını geçireceğiniz bir nokta. Altın sarısı kumlarına söyleyecek söz yok. Maviden turkuaza dönen sularda tüm yılın yorgunluğunu serin sulara bırakacağınız plajda şezlong ve şemsiye kiralayarak günün büyük bölümlerini değerlendirebilirsiniz.
6) Polente Feneri’nin manzarasına karşı şarap içmek için…
Bozcaada’da tatil yapmak için en iyi nedenlerden biri Polente Feneri’nin manzarasına karşı şarap içmek. Zaten en başta da Bozcaada şaraplarının ününden bahsettik. Gün batmadan önce küçük bir sepet hazırlayın ve şaraplarınız ile kadehlerinizi yerleştirin sepete. Gün batımında Polente Feneri’nin manzarasına karşı oturarak şarap yudumlamanın keyfini çıkarın. Bahsettiğimiz nokta aynı zamanda Bozcaada’nın en romantik yerlerinden biri. Bozcaada Otellerinin hangisinde kalırsanız kalın, Polente Feneri’nin bulunduğu noktaya mutlaka uğrayın.
7) Tekne turlarıyla ada çevresindeki koyları keşfetmek için…
Bozcaada’da tatil yaparken bölgenin en popüler aktivitesi olan tekne turlarına mutlaka katılın. Adayı bir kez de denizden seyredeceğiniz turlar genellikle sabah 11:00  gibi yola çıkıyor. Tur esnasında çevre koylar ve gizli kalmış güzelliklere çevriliyor rota. Çoğu tekne turu öğle yemeğini de fiyatlara dahil ediyor. Kısaca Bozcaada’ya gitmek için pek çok sebepten biri de tekne turları oluyor.
8) Ege’nin en önemli dalış noktalarından biri olduğu için…
Bozcaada, dalış denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biri. Tatiliniz sırasında bir dalış merkezine giderek dalış turlarına katılabilirsiniz. Özellikle Ayazma, Tavşan Adası, Sulubahçe ve Kalın Burun, dalış yapılan en popüler noktalar.
Ä°lgili resim

AMSTERDAM KANALLARINI DENEYİMLEMENİN EN İYİ YOLLARI

AMSTERDAM KANALLARINI DENEYİMLEMENİN EN İYİ YOLLARI
Hollanda’nın başkenti tam bir sulu harikalar diyarı... Amsterdam’da bugün Venedik’ten daha fazla kanal olduğunu biliyor muydunuz?
Toplam 100 kilometre uzunluğunda, 90 adayı birbirine bağlayan, 1281 tane köprüsü bulunan, tam 165 tane kanal ve her biri tüm yıl boyunca insanı büyülüyor.
Gelin kanalların tarihine bakalım!
Amsterdam’ın resmedilmeye değer kanallarının önemi sadece estetik olmaları ile sınırlı değil.
1600’lerin başlarında bu kanallar, su basmış topraklardaki suyu boşaltmak ve denizle karayı ayırmak adına büyük bir öneme sahiplerdi. Rakımı düşük olan bu bölgenin büyük bir kısmı denizden kazanılan, yani bir zamanlar denizin altında olan topraklardı.
Bölge, körfezlere ve nehirlere hendekler kazılarak ve suyu bölgenin dışına yel değirmenleriyle pompalayarak elde edildi.
Dilerseniz Kanalların Amsterdam şehrinin planlaması açısından ne kadar tamamlayıcı olduğunu öğrenmek için, HetGrachtenhuis Kanal Müzesi’nin 45 dakikalık büyüleyici sesli rehberini dinleyebilirsiniz.
Kanalların birçoğu, durgun kanal sularını açık kanallardan ilerletmek ve denize pompalamak adına, Ijsselmeer Gölü’nden taze suyun kanallara ulaştırmak için haftada 3 defa kapatılıyor. Bu mühendislik harikası işlemi faaliyet halinde görmek için, heybetli Amstel Nehri üzerindeki Amstelsluizen’i mutlaka ziyaret edin.
Amsterdam_Kanallari (2)
Kanal evleri ve yüzen evler
Yüzen evler, bankları sıraya dizerek, kıyı boyunca tehlikeli köşelere doğru uzanıyor. Neredeyse dik olan merdivenlerden dolayı ev sahipleri büyük mobilyaları ve eşyaları üst katlara taşımak için evlerin ön cephesini kırıp dökmeden yüklemeyi sağlayacak bir eğimle, kalkan duvarlarına kaldıraçlar inşa etmişler.1.Dünya Savaşı’ndan sonra eski yük gemilerinin fazlası karadaki ev sıkıntısını telafi etmeye yardımcı oldu ve (şehrin kanalizasyon sistemine bağlı) yaklaşık 2500 yüzen ev şimdi Amsterdam’ın kanalları boyunca uzanıyor. Gemiye tırmanabilir ve şu anda Yüzen Ev Müzesini barındıran yüz yıllık Hendrika Maria’nın şaşırtıcı ölçüde geniş ve ferah iç kısmını keşfedebilirsiniz.
Amsterdam_Kanallari (4)
Kanalları Gezmek
Tabi ki kanalları tecrübe etmenin en iyi yolu oralarda yolculuk yapmak! Her yıl 3 milyondan fazla ziyaretçi kanalları gezmek amacıyla gemi yolculuğu yapıyor ve bu, şehrin suyollarını hem gündüz hem de köprülerin ışıklandırıldığı gece vakti yakından görmek için –turistik açıdan- mükemmel bir yol. Blue BoatCompany’de olduğu gibi açık oturma alanları olan tekneleri tercih edin ve buğulanmış camlardan kaçının. Eğer yolda durmak isterseniz, Canal Bus dört rotayı kapsayan yararlı bir durak tesisi. Bu duraktan geçen otobüslerle, Van Gogh Müzesi, Rijks Müzesi ve Anne frank Müzesi gibi önemli turistik noktalara ulaşabilirsiniz.
Amsterdam_Kanallari (3)

Kanal Şenlikleri
Şehrin can damarı olan kanallar, her şeyin portakal rengine büründüğü Kral Günü’nden su üzerinden geçen tek onur yürüyüşü olan Amsterdam OnurYürüyüşü’ne, Grachten Klasik Müzik Festivali’nden (‘Kanal Festivali’), SinterklaasIntocht’a (Noel mevsimini müjdeleyen Aziz Nicholas’ın gelişi) ve Amsterdam Işık Festivali’nin dalgalanan suları ansıtan göz alıcı tesisleri ve gösterilerine kadar tüm kutlamaların odak noktasıdır.
Amsterdam_Kral_Günü
Güvende (ve kuru) Kalmak İçin İpuçları
Tekne gezisinde can yelekleri zorunlu değildir; ancak tavsiye edilir.
Kanal kıyısı boyunca çitler ve bariyerler seyrektir. Beklenmedik bir dalış yapmamaları için çocuklara göz kulak olun.
Buz pateni, kanalların donduğu kış aylarında popüler bir boş zaman aktivitesidir ancak sadece kalabalık grupların olduğu yerlere gidin ve kıyılardaki ve köprü altlarındaki ince buzdan kaçının.




Telefon : 0 224 225 43 43 
                  
                Gsm : 0 534 835 86 85                  
                      Faks : 0 224 225 43 53                        
       e-mail : info@perisos.com.tr