2017 ERKEN REZERVASYON FIRSATLARINI YAKALAYIN.... AYRICALIKLI OLMANIN TADINI ÇIKARTIN... DETAYLI BİLGİ VE REZERVASYON : 0224 225 4343

Online Otel / Tatil Rezervasyonu


Booking.com

Yaz Sofralarının Güneşi: Limonata




Rengini ışıl ışıl parlayan yaz güneşinden alan, ister pastane ister ev yapımı olsun her haliyle kabul gören ve yaz sofralarının en çok aranan lezzetlerindendir limonata… Yazın gelmesine çeyrek kala biz de, sıcak günlerin kurtarıcısı olan limonatayı kendi yapıp misafirlerine şık sunumlarla ikram etmek isteyenler için kendi limonata tarifimizin sırlarını açıklayalım istedik…



10 – 12 kişilik, nefis bir limonata yapmak için ihtiyacımız olanlar; 10 adet limon, 2 su bardağı toz şeker, 3 su bardağı su ve yarım demet taze nane… İşe önce yıkadığımız limonların kabuklarını rendelemek ile başlıyoruz. Kabuklarını rendelediğimiz limonları sıktıktan sonra içine su ve şekeri ilave edip iyice eritiyoruz. Ardından rendelediğimiz kabukları da ilave ediyoruz. Sonrasında ise taze limon kabuklarının limonataya aromasını vermesi için beklemeye başlıyoruz…

Ev yapımı limonatanızı Bebek cafelerindeki gibi ikram etmek isterseniz onun için de bir önerimiz var! Bir buz kalıbının içine sevdiğiniz yaz meyvelerini küçük küçük dilimleyip, su ilave ettikten sonra donması için buzdolabına koyuyoruz…

İşte hepsi bu kadar pratik!
Şimdiden afiyet olsun…



FRANSA’DA YAŞAMANIZ GEREKEN 7 KEYİFLİ DENEYİM









Fransa denildiği zaman akla ilk gelen yerler genellikle Paris ve Eyfel Kulesi oluyor. Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan dünyanın en önemli turistik şehirlerinden Paris’in ve dünyanın en önemli sembol yapılarından biri olan Eyfel Kulesi’nin adlarının öne çıkması anlaşılabilir bir durum. Fakat, Fransa seyahati elbette Paris sokaklarında gezmekten ve Eyfel Kulesi’ne tırmanmaktan ibaret değil. Dünyanın dört bir yanındaki gezginler için gözde ülkelerden biri olan Fransa’ya yapılacak ziyaretleri sizler için daha keyifli hale getirecek 7 deneyim belirledik.


MONET’İN TABLOLARINDA DOLAŞIN!

Ünlü Fransız izlenimci ressam Claude Monet’in kır evi Paris’e 80 km mesafede Giverny’de kasabasında bulunuyor. Sekiz dönümlük bir alana yayılan bahçedeki çiçekler ünlü ressamın eserlerine ilham olmuştur. Bahçede yer alan Japon köprüsünden geçerken sudaki nilüferlerlerle karşılaştığınızda kendinizi Monet’in tablolarının içerisinde hissedeceğinizden hiç kuşkunuz olmasın. Aynı zamanda müze olarak hizmet veren kır evi ziyaretçilere açık durumda.

AVRUPA’NIN EN YÜKSEK KUMULUNA TIRMANIN!


Bordoux şehrinin Arcachon tatil kasabasında Avrupa’nın en yüksek kumulunun bulunduğunu biliyor muydunuz? Atlantik Okyanusu’nun kıyısında yükselen kumullar Dune du Pilat ismiyle biliniyor. Yaklaşık 3 km boyunca uzanan 110 metre yüksekliğindeki bu kum tepesi ziyaretçiler için büyüleyici bir dünya. Kum tepesinden aşağıya doğru koşmak ya da kumulların üzerinde yamaç paraşütü yapmak oldukça keyifli bir deneyim olabilir.





TARİH ÖNCESİ SANATÇILARLA TANIŞIN!


1940 yılında tesadüfen keşfedilen Lascaux Mağarası Fransa’nın Dordogne ilinde bulunur. Mağaranın içerisinde yapılan incelemeler sonucunda duvarlarında 17 bin yıl öncesine ait resimler olduğu görülmüştür. Tarih öncesi dönemlere ait olan bu resimler insanoğlu’nun hayvanlarla olan savaşını tasvir etmektedir. Mağaraya yapılan ziyaretlerin resimlere zarar vermeye başlaması nedeniyle Lascaux ziyarete kapatılmış ve ikinci bir mağarada (Lascaux II) resimlerin reprodüksiyonları yapılmıştır.


JULES VERNE’İN DÜNYASINA ADIM ATIN!

Nantes’e yolunuz düştüğünde ziyaret etmeniz gereken yerlerin başında bilimkurgu roman türünün kurucu babası olarak kabul edilen Jules Verne’e adanmış Jules Verne müzesi geliyor. Müzede Nantes doğumlu yazar Jules Verne’in birinci baskı kitapları, el yazmaları ve görsel-işitsel eğitim materyalleri, kitaplarından ilhamla tasarlanmış ilginç mekanik aletler ve fantastik yaratıklar bulunmaktadır. 19. yüzyıla ait muhteşem müze binasında ‘80 Günde Devr-i Âlem’ ve ‘Denizler Altında 20.000 Fersah’ kitaplarının yazarının dünyasına doğru bir seyahate çıkmak seyahatseverler için güzel bir deneyim olacaktır.









KELT MİRASINI KEŞFEDİN!


Evet, yanlış okumadınız… Fransa’da Kelt mirasını keşfedebilirsiniz. Çünkü yaşayışları ve kültürleriyle oldukça özgün bir halk olan keltler İrlanda haricinde bir de Rennes’in Bretonya bölgesinde yerleşik olarak yaşamaktadırlar. Kelt dilinin hala etkisini yitirmediği bölgede müzik ve dans geleneği temmuz ve ağustos aylarında gerçekleştirilen festivallerde yaşatılmaktadır.


KUTSAL SUDAN İÇİN!


1858 yılında Lourdes kentinde bulunan Massabielle mağarasına giden bir kız çocuğu mağaranın duvarlarında defalarca Hz. Meryem’in siluetinin belirdiğini görür. Ayrıca mağaradaki sudan içen 12’si felçli olmak üzere toplamda 66 hastanın iyileştiğinin resmi kayıtlara geçmesi bu mağaranın kutsal olarak kabul edilmesine neden olmuştur.


ALPLERE TIRMANIN!

Alp dağlarının en yüksek tepesi olan Mont Blanc, Fransa’nın Chamonix bölgesinde yer alır. Dünyanın en iyi kayak merkezleri arasında gösterilen Chamonix kasabası kayak sporunun yanı sıra snowboarding, yamaç paraşütü ve diğer extrem sporlar için oldukça elverişli bir bölgedir. Fransa, İtalya ve İsviçre’nin kesişiminde yer alan bölgede hayatınız boyunca hiç unutamayacağınız deneyimler yaşayabilirsiniz.


Sakin Bir Tatil İçin Nereye Gidilir?






Yaz sezonu açıldı ve hepimizin aklında şöyle güzel bir tatile çıkarak tüm yılın yorgunluğunu serin sulara bırakıp bol bol güneşlenmek var. Eğer tatil denildiğinde aklınıza sadece huzur, doğa ve sessizlik geliyorsa işte size birkaç öneri…


Bördübet / Marmaris





Marmaris’in en sakin köşelerinden biri Bördübet. Çirkin yapılaşmanın olmadığı, beton yığınına dönüşmemiş bir yer. Zaten sit alanı olarak korunmaya alındığı için bir çivi bile çakılamıyor. Tam da bu sebepten dolayı öyle çok fazla otel alternatifi yok. Sadece iki tane konaklama tesisi var. Golden Key ve Club Amazon… Doğayla uyum içinde olan bu iki konaklama tesisinin fiyatları biraz pahalı fakat tatili gerçek anlamda dinlenerek geçirmek sizin için önemliyse gözden çıkarmak gerekiyor. İki tesiste de çeşitli aktivitelere katılmak mümkün. Dilerseniz vaktinizin çoğunu aktivitelerle renklendirin, dilerseniz sadece doğanın tadını çıkarın. Eğer Bördübet’te tatil yapmak bütçenize fazla gelirse, Marmaris otellerinde konaklayıp tekne turlarıyla Bördübet’i ziyaret edebilirsiniz.


Kaş





Kaş, son yıllarda çok popüler bir tatil bölgesi olsa da, uzak ulaşımından dolayı sezonda bile çok kalabalık olmuyor. Kaş’a giden çoğu insan orada yaşamanın hayalini bile kuruyor, kimi ise gerçekten ani bir kararla taşınıyor bu güzel bölgeye. Dünyanın en güzel plajlarından biri olan Kaputaş Plajı’nda yüzmek, kısa bir tekne yolculuğu ile Limanağzı’na gidip Bilal’in Yeri’nde soğuk bir şeyler içmek tatilinizi sakin ve huzurlu geçirmenizi sağlayan temel aktiviteler. Peki daha yapacak bir şey yok mu? Aslında saymakla bitmez. En popülerleri arasında tekne turları ve dalış var. Ayrıca kamp için de en ideal yerlerden biri. Tıpkı Bördübet gibi sit alanı olduğu için yapılaşmaya izin verilmiyor. Bundan dolayı bölgede öyle lüks otel bulamazsınız. Fakat yöre halkı kendi evlerini pansiyona çevirmiş durumda.


Gökova





Maalesef ki ülkemizin doğal güzellikleri her geçen gün beton yığınına dönüşmekte… Muğla’nın küçük bir tatil bölgesi olan Gökova, yaz sezonunda sık sık tercih edilen bir yer olsa da, sakinliğini ve doğasını korumayı başarmış ender noktalardan biri. Dilerseniz bir kıssadan hisseyle anlayatım. Halikarnas Balıkçısı ölür ve melekler onu cennete götürür. Halikarnas Balıkçısı cenneti görünce “Burası cennet, peki Gökova neresi?” Bu küçük hikâyeden de anlaşılacağı gibi Gökova tam anlamıyla bir cennet.


Kabak Koyu / Fethiye





Fethiye zaten baştan sona sakin bir tatil bölgesi fakat yeşil bir doğanın masmavi bir denizle buluştuğu Kabak Koyu benim için bir sıfır önde. Çünkü Fethiye son yıllarda o şehir hayatının içinde boğulduğumuz beton yığınlarıyla görüntüsünü yavaş yavaş değiştiriyor. Fethiye’ye yolu düşenlere Kabak Koyu çevresindeki otellerin birinde konaklamalarını öneririm.


Gideros / Kastamonu





Tercihinizi Akdeniz ve Ege dışında kullanmak istiyor ve aynı zamanda o sakin, o huzurlu tatil planınızın kusursuz bir şekilde işlemesini istiyorsanız Gideros iyi bir alternatif. Kastamonu-Cide’de gizlenmiş bir doğa harikası olan Gideros, esasında bir koy. Üstelik 3500 yıl önce Amazonlar tarafından kurulduğuna dair kesin olmayan bir bilgi var. Karadeniz’in suları belki çok hırçın olabilir ama bu durum Gideros Koyu için geçerli değil. Aksine, oldukça durgun bir suya sahip… Sakin bir tatil için gidilebilecek alternatiflerinize Gideros’u mutlaka ekleyin.


Güre / Edremit





Kaz Dağları’nın eteklerinde şifalı suları ve oksijen dolu havasıyla tatilde bol bol dinleneceğiniz sakin noktalar arasındaki Güre, Edremit Körfezi’ne bakan manzarası ilesakin tatil yerleri arayanların ilk adresleri arasında bulunuyor. Bölgedeki konaklama tesislerinin çoğu zeytin ağaçları arasında hizmet veriyor. Yani doğayla aranızda hiç bir mesafe olmadan, içinde huzurla tatil yapacağınız bir yer Güre. Kaplıca sularıyla şifa dağıtan bu sakin bölge, şehir hayatının tüm karmaşasından bir anda kurtulmanızı sağlayacak.


Küçükkuyu / Ayvacık





Tertemiz bir deniz, mis gibi bir hava, yemyeşil bir doğa, doğanın içinde gizlenmiş konaklama tesisleri ile en sakin tatillerin yapıldığı Küçükkuyu, Ayvacık ilçesine bağlı olup, Assos’a da oldukça yakın bir konuma sahip. Sadece bunlarla da sınırlı kalmıyor ve tarihi kalıntılarıyla da farklı dönemlere yolculuğa çıkarıyor. Tek başına veya aileniz yapacağınız keyifli ve sakin bir tatil için Küçükkuyu aklınızda bulunsun.

Amsterdam’da Gezilecek Yerler








Avrupa’nın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri. Tarihi kadar doğasını da konuşturan Amsterdam, gezilecek bir yer düşünenler için oldukça zengin bir şehir. Müzeler, sanat galerileri, kiliseler, meydanlar derken bir anda şehrin pek çok yerine hakim olabilirsiniz. Amsterdam’da gezilecek yerler listemizi hazırlarken şehrin en çok ziyaret edilen noktalarını bulundurmaya özen gösterdik. Bir Amsterdam yolculuğu için gün sayıyorsanız eğer, Amsterdam’da gezilecek yerler listemize göz atmadan yola çıkmayın.




Anne Frank Evi









Anne Frank Evi, Amsterdam denildiğinde akla ilk gelen gezi noktalarından biri. Yahudi asıllı Anne Frank ve ailesinin II. Dünya Savaşı’nda Nazilerden saklanmak için kullandıkları ev. Anne Frank ve ailesi bu evde yaklaşık 2 yıl saklanmış. O dönemlerde Anne Frank, günlüğüne yaşadığı olayları ve geleceğe dair hayallerini yazmış. Aileden tek kurtulan babası da kızının günlüğünü bulduğu zaman yayınlanmasına karar vermiş. Bugün müzede Anne’nin günlüğünde yazanlar da seslendiriliyor. Bu da müzeyi gezerken o dönemlere yolculuk yapmanızı, biraz da empati kurmanızı kolaylaştırıyor. Kısaca Anne’nin saklandığı ev, hikayesiyle etkisi altına alan bir gezi noktası. Evin deposu, saklanılan gizli bölmeler evin görülmesi gereken ilk noktaları.




Adres: Prinsengracht 263-267, 1016 GV Amsterdam




Dam Meydanı









Yerli halk buraya kısaca Dam der. Şehrin en işlek ve en ünlü meydanı. Yerli halk kadar yabancı turistlerin de sürekli uğradığı meydanın çevresinde şehrin gezi noktaları bulunuyor. Kraliyet Sarayı, Madame Tussauds Müzesi, Ulusal Anıt, De Bijenkorf bunlardan sadece birkaçı. Yani Amsterdam’da gezilecek yerler denildiğinde en güzel başlangıç Dam Meydanı’dır. Amsterdam Turlarının da olmazsa olmaz duraklarından biridir.




Rijks Müzesi









Ortaçağ’dan günümüze gelen en ilgi çekici eserlerin yer aldığı müze. Aynı zamanda Amsterdam’ın en çok ziyaret edilen gezi noktalarından biri. Müzede 8000’i aşan eser sergileniyor. Aynı zamanda dünyanın en büyük Felemenk sanatı koleksiyonuna sahip.Birkaç Saatte Rijksmuseum adlı blog yazımızdan detaylı bilgi edinip, Amsterdam’da gezilecek yerler listenize mutlaka ekleyin.




Adres: Museumstraat 1, 1071 XX, Amsterdam




Van Gogh Müzesi









Amsterdam’da gezilecek yerler denildiğinde uğramadan geçilmeyen bir müze daha… Sadece Amsterdam’ın değil, aynı zamanda dünyanın da en önemli müzeleri arasında gösteriliyor. Ünlü ressam Van Gogh’un 200’den fazla resmi, 500’den fazla çizimi, kardeşine yazdığı mektuplarının bazıları müzenin en değerli eserleri.




Adres: Paulus Potterstraat 7, 1017 CX, Amsterdam




Vondelpark









Amsterdam gezilerinin uğrak noktalarından biri ve oldukça popüler. Vondelpark’ın her yıl yaklaşık olarak 10 milyon ziyaretçi potansiyeli var. Park oldukça geniş ve içinde çeşitli ağaç türleri, bitki türleri, göller ve bir gül bahçesi yer alıyor. Yaz sezonu boyunca ücretsiz konserlerin yapıldığı Vondelpark’ı Amsterdam’da gezilecek yerler listenize eklemeyi unutmayın. Parkta fotoğraf çekebilir, yürüyüş yapabilir veya sadece dinlenmek için tercih edebilirsiniz.








Her gün 09:00-17:00 saatleri arasında açık olan Çiçek Pazarı’na gidip tezgahlardan dilediğiniz ürünü satın alabilirsiniz. Eğlenceli bir gezi noktası olan pazarda sadece çiçek ve çiçek tohumları satılmıyor. Eskiden sadece yerel halkın gittiği bir yer olan pazar, son yıllarda turistik değer kazanınca bahçe cüceleri, tahta ayakkabılar gibi şehrin simgesi haline gelmiş ürünler de hediyelik eşya olarak satılıyor.








Dünyaca ünlü müzelerin başında geliyor Madame Tussauds Müzesi (Amsterdam). Dam Meydanı’ndaki Peek & Cloppenburg Binası’nda yer alan müzede dünyaca ünlü isimlerin balmumu heykelleri bulunuyor. Lady Gaga, Brad Pitt, Angelina Jolie, Kraliçe Beatrix, James Bond, David Beckham başta olmak üzere tanınmış birçok ünlü isimlerin gerçeğini aratmayan balmumu heykellerinin önünde fotoğraf çektirmeden Amsterdam tatilinizi sonlandırmayın.







Bir alışveriş merkezi fakat onu diğer AVM’lerden ayıran tarihi bir binada yer alması. AVM’nin bulunduğu bina 1895-99 yılları arasında şehrin ana postanesi için yapılmış. 1990 yılından bu yana ise alışveriş merkezi olarak kullanılıyor. İçinde yaklaşık 40 mağaza ve 2 kafe bulunuyor. Kısaca alışveriş yapmak istediğiniz an bu tarihi binaya rotayı çevirebilirsiniz. Amsterdam’da gezilecek yerler listelerine Magna Plaza mutlaka eklensin.










Neo klasik mimarisiyle Amsterdam’ın en ünlü kiliselerinden biri. 1884 yılında inşa edilen De Krijtberg, dış mimarisi kadar iç dekorasyonu ve süslemeleriyle de zamanın ötesinde bir kilise. Amsterdam’da gezilecek yerler listenizi oluştururken De Krijtberg’i mutlaka not edin.






Amstelpark, şehrin en popüler, en iç açıcı, en yeşil alanlarından biri. Yaşadığı yerin kalabalığından biraz da olsa sıyrılmak isteyen yerliler için bir kaçış noktası. Son yıllarda ise turistlerin de uğramadan geçmediği bir yer haline geldi. Sanat galerisi, gül bahçesi, çiftlik hayvanları ile her yaş grubuna hitap eden bir gezi alanı.

Adres: Europaboulevard, Amsterdam

Amsterdam Kraliyet Sarayı (Koninklijk Paleis)







İşte şehrin en görkemli yapılarının başında gelen Amsterdam Kraliyet Sarayı. Saray, turistlerin en çok ilgi gösterdiği yapılardan biri ve Amsterdam’da gezilecek yerler denildiğinde akla ilk gelenler arasında. Dam Meydanı’nda yer almasından dolayı ulaşım açısından oldukça kolay bir yerde. Günümüzde Hollanda Kraliyet Ailesi tarafından sadece resmi törenlerde kullanılıyor. Sarayın içini gezmekle yetinmeyip, önünde mutlaka fotoğraflarlar da çekin.





Amsterdam’da gündüz saatlerini gezi yerlerine ayırıp, havanın kararmasıyla birlikte gece kulüplerine gitmeyi planlıyorsanız Amsterdam’ın En Ünlü Gece Kulüplerine göz atın.

Erdek Gezi Rehberi






Marmara ve Ege’nin buluşma noktası Balıkesir Erdek’te çocukluğumuzun mahalle kültürüne gidip o günleri özlemle yâd etme zamanı sizce de gelmedi mi? Zeytin ağaçları arasında, şaraplık üzümlerine açılan Erdek’te denizinin mis gibi balıklarına şahit olacağınız bu destinasyonda unutamayacağınız anlarla süslü bir yaza merhaba.

Tertemiz havası, incecik bembeyaz kumları, her ton yeşili ve mavisini göreceğiniz Erdek İstanbul’un hem yanı başı hem de turizm cenneti bölgesi. Öyle ki Antalya, Bodrum gibi tatili en güzel rotaları bile aratmayacak bir tatil deneyimini burada yaşayacaksınız. Şimdi Erdek’te gizli kalmış saklı cennetleri yakından inceleme zamanı.


Erdek’te gezilecek yerler

Kyzikos Antik Kenti: Erdek gezinizde tarihi geçmişe yolculuk etmek istiyorsanız gideceğiniz yer Kyzikos Antik Kenti olmalı. Erdek yolundan 8 kilometre ötedeki antik kentin kalıntılarına Bandırma, Aşağıyapıcı ve Düzler Koyundan da ulaşabilirsiniz. Birçok medeniyetin ev sahipliği yapan Kyzikos Erdek tatilinin en görülesi rotalarından.









Paşalimanı Adası: Marmara’nın adalarına arasındaki Paşalimanı Adası Erdek’in en güzel yerlerinden. Tarihi geçmişi çok eskilere dayanan adanın sınırları sadece buralarda kalmayıp Avşa Adasına kadar uzamış durumda. Mis gibi ada karasından üretilen şarapları, yeşille mavinin buluştuğu doğasından çıkan ürünlerle yapılan yemekleri ve adadan çıkan taptaze balıkları buranın güzelliğine güzellik katıyor adeta. Paşalimanı Adası eşi bulunmaz tarihi ve doğaüstü yerleriyle bu yaz Erdek’te sizi bekliyor.

Çuğra Plajı: Erdek’te incecik beyaz kumlar, masmavi suların adresi Çuğra aynı zamanda buranın en gözde plajı. Palmiye ağaçları ile süslü günün her saatinde Kapıdağ’ın o mükemmel manzarasına karşı eşsiz güzelliği ile ziyaretçilerini karşılıyor. Baktığınız her yerde bisikletliler ve yürüyüş severleri göreceksiniz burada. KısacasıErdek tatilinde denizin tadını doyasıya çıkarmak için gidilecek rota Çuğra Plajı olmalı. Kafa dinlemeye birebir.









Ocaklar: İşte Erdek’in mavi bayraklı muazzam bölgesi. Hem deniz keyfi hem de eğlencenin tadı bir başka olur Ocaklar’da. Yeşille mavinin buluştuğu bu tertemiz doğada deniz, güneş, kuma doyacaksınız. Bütün yılın yorgunluğu ancak Erdek Ocaklar’da atılır.

Paflima Koyu: Erdek Kapıdağ Yarımadasında doğa sporları severlerin gözde rotası Paflima Koyu. İncecik kumlarıyla çevrili plajında denizin tadına doya doya varacaksınız. Paflima Koyu Erdek’ten 30 kilometre uzaklıkta.







Alışveriş

Yöresel ürünleriyle de fazlasıyla ünlü Erdek’te alışveriş yapmayı sevenlerin yüzlerini güldürüyor. Girit ezmesi, Tirit, Sütlü börek, Sini pidesi, Manca, Şişerka, Langitka bunların sadece bazıları. Hediyelik eşyacıları da hemen göze çarpıyor Erdek’te. Ağaç ürünleri, deniz kabuğundan yapılmış hediyelikleri ve yine yöresel olarak da zeytin, zeytinyağı, kırmızı soğan Erdek tatilinizden alınabilir şeyler.

Eğlence

Gelelim Erdek’te eğlence kısmına. Burada eğlenceye doyacağınız yerler Kaya The Rock, Mysia Beach Club, Abone Disco, Albatros Bar, Cowboys Bar sizi eğlendirebilecek en güzel mekânlar.


Erdek’e gelmeden önce Erdek Otellerini incelemeden tatil yapmaya karar vermeyin. Bol güneşli, bol eğlenceli tatiller.

Slovenya Gezi Rehberi



Slovenya’ya önceden gidenler bilir buradaki gizli güzellikleri. Ekonomik durumu hayli iyi, nüfusu iki milyonu bulan zengin bir ülke Slovenya. İtalya, Macaristan ve Avusturya’ya komşu olan ülkenin buralara ulaşımı da çok kolay. Yugoslavya sınırlardaki Slovenya hakkında merak uyandıran ne varsa yakından tanıyalım.



Avrupa’nın üçüncü büyük ormanı Slovenya’da. Ne zaman giderseniz gidin dört mevsim tatil keyfi yapacağınız bambaşka bir yer. Yine de kış zamanlarındaki o sakinliği bulacağınız Slovenya’ya gitmek için yaz sıcaklarını beklemenize gerek yok. İstanbul’dan 2,5 saatlik bir uçuşla direk başkent Ljubljana’ya inebilir ve Slovenyatatilinize buradan başlayabilirsiniz. Diğer ülkelere göre daha uygun bütçelerle Slovenya’daki tatilin keyfine varabilirsiniz. Burada konaklama yapmak için en uygun yer başkenti olsa da Slovenya Turlarına katıldığınızda konaklama dahil mükemmel bir tatil sizi bekliyor.

Slovenya’da gezilecek yerler

Slovenya gezinize ilk başkenti gezerek başlayın. Çok büyük bir yer olmadığından buradaki gezinizi iki saatte bitirebilirsiniz. Şirin bir yerdir ama çok uzun zaman kalınacak bir yer olmadığını söyleyebilirim. Ljubljana’dan kalkan otobüslerle Slovenya’nın en meşhur yeri Bled Gölü’ne gidin. Zaten Bled Gölü’nü görmeden Slovenya gezisi yapmak büyük bir hata olur bence. Gölün tam ortasında konumlanmış St. Martin Kilisesi doğasıyla ve tarihiyle eşi bulunmaz bir rota. Bir de yaz aylarında Slovenya’da olacaksanız Bled Gölü’ndeki balon turlarına katılmadan turunuzu tamamlamayın. Bled Gölü’nün doğa harikası Vintgar Şelalelerini görmek için göl çevresinden bisiklet kiralayıp şelalenin mis gibi doğasına doğru yelken açabilirsiniz. Sonraki gezinize Postojna mağarası ve Predjama şatosundan devam edin.



Ne yenir?

Her yerde olduğu gibi Sloven mutfağı da komşularından etkilenmiş. İtalya’nın risottosu, Viyana’nın şinitzeli ve Avusturya’nın strudelini buradaki restoranlarda görürseniz şaşırmayın. Peki Slovemya’ya ait yemekler neler? Farklı bir jambon çeşidi (kraski prsut), patates köftesi (Idrian zlikrofi), hamur köfteleri (struklji) ve jota denilen yemeği burada çok meşhur. Gelelim tatlı ve hamur işlerine; hamurun cevizle buluştuğu potica, elma, kuru üzüm, kremalı pasta türü olan gibanica, haşhaş tohumunu burada tatmadan buradaki gezinizi sonlandırmayın.



Slovenya gece hayatı

Slovenya gece hayatı pek iç açıcı değil ama başkentin merkezine doğru giderseniz gölün çevresi yakınındaki publar en azından iyi bir fikir olabilir. Demin de bahsettiğim gibi diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha uygun bir ülke burası.

Belki eğlence için çok parlak bir yer değil ama doğasıyla insanı büyüleyen bütün rotalar sanki Slovenya’da toplanmış.






Telefon : 0 224 225 43 43


 Gsm : 0 534 835 86 85                        Faks : 0 224 225 43 53                          e-mail : info@perisos.com.tr

Bir Hafta Sonu Önerisi İğneada







Gözlerden uzak, neredeyse kimsenin bilmediği, İstanbul’a olan yakınlığıyla mükemmel bir hafta sonu önerisi olabilecek Kırklareli’nin güzel ilçesi İğneada, hafta sonu tatiline girmemize birkaç saat kala karşımızda. Bir çılgınlık yapıp arabaya atlayarak 200 km’lik bir yoldan sonra İğneada’nın el değmemiş doğasına ulaşabilirsiniz. Trakya’nın olmazsa olmaz yeri Kırklareli’nin eşsiz doğasındaki ilçenin 22 km uzunluğundaki sahili görülmeye değer doğrusu.








İğneada öyle bir yer ki daha buraya varmadan bile kendinizi Balkanlarda hissedeceksiniz. Yakın Bölge Otellerinden kendinize uygun olan Kırklareli Otellerinde konakladığınızda bu yemyeşil doğanın içinde kaybolacaksınız. İğneada’ya varmadan Demirköy’deki Dupnisa mağarasının tabelasını göreceksiniz. Burada iki katlı mağara var, mutlaka görmelisiniz. Alt mağaranın içinden Velika Nehri geçtiğinden ıslak mağara denmiş buraya ama üst mağara kuru olduğundan kara mağara olarak adlandırmışlar zamanında. Alt mağaraya indiğinizde sakın korkmayın, yarasalar oldukça bolcadır burada. Kasım-mayıs arasında yarasaların üreme zamanı olduğundan mağaranın belli yerlerine girmek yasaklanır. Ama kuru mağaraya istediğiniz her zaman arabanıza atlayıp doya doya gezebilirsiniz.








İğneada’yı önceden ziyaret edenler bilir Longoz ormanını. Orman Avrupa’nın en büyük ormanı özelliğinde. İğneada’nın en meşhur yerini sorsanız bana; tepedeki köy kahvehanesi derim. Şehre karşı en güzel resimleri burada çekebilirsiniz çünkü. Yakından deniz feneri gördünüz mü hiç? Kahvehanenin biraz ötesinde İğneada deniz feneri görülmesi gereken bir diğer durak. İğneada’nın kıyısında balıkçılıkla geçimini sağlayan insanlar yıllardır burada yaşamalarına rağmen bıkmadan usanmadan bu manzaraya karşı saatlerce otururlar. Siz de kısa yürüyüşlerinizi deniz havası eşliğinde yapabilirsiniz. Ayrıca nefis manzarasıyla beraber tadına doyum olmayan balıkları da İğneada’nın güzelliğini güzellik katmaya yetiyor.


Kısacası ne yapın ne edin bu hafta sonu kaçamağında İğneada’ya yer verin. Hem manzarasında kaybolun hem de lezzetli balıklarının tadına bakın. O zaman şimdiden iyi tatiller…

POMPEİİ’DE SİZİ NELER BEKLİYOR?






Bir zamanlar Görkemli Roma İmparatorluğu’nun gözbebeği olan, şimdilerde ise İtalya’nın en çok turist çeken merkezlerinden biri haline gelen Pompeii, deyim yerindeyse tarihin bir yok ettiği bir de var ettiği şehirlerden. Napoli şehrinin hemen yakınında yer alan Pompeii, Vezüv Yanardağı’nın aniden patlaması sonucu tamamen haritadan silinme noktasına gelmiş. Şimdilerde ise yaşanmış bu felaket Pompei’nin dünyanın en popüler çekim merkezlerinden biri olmasının başlıca nedeni. Toplam 105 milyon Euro harcanarak iddialı bir turizm merkezine çevrilen Pompeii’de sizi neler bekliyor gelin birlikte bakalım.


6 YENİ BİNA

Vezüv Yanardağı’nın ani patlaması sonucu harabeye dönen Antik Roma evlerinden 6 tanesi Avrupa Birliği fonları sayesinde restore edilerek eski ihtişamına ve estetiğine kavuşalı henüz birkaç yıl oldu. Her ayrıntısı aslına uygun biçimde yeniden inşa edilen yapılar tarihi öneminin yanı sıra aynı zamanda restorasyon uygulamasında ne denli ileri gidilebileceğinin en iyi örneklerinden biri olma özelliği taşıyor. Pompeii turunun çoğu zaman başlangıç noktası olan bu yapılar fresklerinden tutunda içindeki onlarca ayrıntıya kadar muhteşem bir estetiğe kavuşmuş.







TAŞLAŞMIŞ İNSANLAR

Pompeii turunu bu denli çekici ve gizemli kılan ayrıntıların başında hiç şüphe yok ki, bölgede sergilenen taş kesmiş insanlar geliyor. Vezüv Yanardağı’nın ani patlaması sonucu taşlaşan insanlar vücutlarını saran lavlar nedeniyle en ne yapıyorlarsa o şekilde kalmışlar. İnsan vücutları tamamen taş haline geldiği için de ilk günkü hallerinden hiç bir şey değişmemiş. Günümüzde Pompeii içinde sergilenen bu taşlar hakkında yanardağ patlamasının dışında “tanrı tarafından cezalandırılmış insanlar” tanımlaması da yapılıyor ve kimi insanlar tarafından bu yerin tanrının gücünü görebilmek için en ideal noktalardan biri olduğuna inanılıyor.





ANTİK SANAT ESERLERİ

Yanardağın patlaması sonucu antik sanat eserlerin bir kısmı tamamen yok olmuş, bir kısmı kaçırılmış kalanlar ise restorasyonu zorunlu hale getirecek kadar zarar görmüş. Şimdi ise Pompeii’de bu antik sanat eserlerinden bolca bulmak mümkün. Frekslerin ve duvarların üzerinde yer alan insan motifleri Akademisyenler tarafından sembolizm tartışmaları etrafında hala değerlendiriliyor da çoğunluk onların dini ritüelleri anlatan tasfirler olduğuna inanıyor. Bu iddialardan hangisi doğru bilinmez ama antik sanat eserlerinin her birinin ayrı ayrı görülmeye değer olduğu kesin.





DÜNYANIN İLK AMFİTİYATROSU

Antik Roma kültüründe hayli önemli bir yere sahip olan Amfitiyatroların yeryüzündeki ilk örneği Pompeii’de bulunan Pompeii Amfitiyatrosu’dur. M.Ö 80 yılında inşa edildiği hesaplanan amfitiyatro taştan yapılmış olması nedeniyle kendisinden sonra yapılan tüm amfitiyatrolar için örnek olmuş. Yanardağ patlaması sonucu tamamen tüflerin altına gömülen Pompeii Amfiyatrosu’nun yeniden gün yüzüne çıkarılması için ciddi çalışmalara imza atılmış.


ÜLKELER VE ONLARIN İLGİNÇ KURALLARI





Kimi zaman seyahat ettiğimiz ülkelerde öyle yasaklarla, öyle kurallarla karşılaşırız ki, ne diyeceğimizi bilemeden şaşırır kalırız. Çoğunlukla kültürel farklılıklardan kaynaklanan ve yine kültürel farklılıklardan kaynaklı anlamakta zorlanılan bu yasakları araştırdık. İşte ülkeler ve onların ilginç kuralları;

JAPONYA’DA BAHŞİŞ VERMEYİN

Birçok ülkede bahşiş alınmış iyi bir hizmetin karşılığında yapılan teşekkür olarak algılansa da Japonya’da durum farklı. Geleneklerine hayli bağlı olan Japonlar, her ne koşulda olursa olsun bırakılan bahşişi hakaret ve aşağılama olarak algılıyor. Eğer durumun farkında olmadan bahşiş bırakmışsanız durum size uygun bir dille anlatılıyor. Fakat siz bu konuda ısrarcı olursanız üslup değişebiliyor. Siz siz olun Japonya’da bahşiş bırakma konusunda ısrarcı olmayın.



AMERİKA’DA BAHŞİŞ VERMEYİ UNUTMAYIN

Japonya’da çalışanların hakaret olarak algıladığı bahşiş bir diğer coğrafyada, Amerika’da ise nerdeyse bir zorunluluk. Çalışanların maaşlarının zorunlu bahşişlerin de hesaba katılması nedeniyle hayli düşük olduğu Amerika’da bahşiş çalışanlar için olmazsa olmaz. Hatta kimi durumlarda bahşiş vermeyi unutan turistlere uygun bir dille bahşiş kuralı hatırlatılır. Çoğu zaman tutarın % 10’u olarak hesaplanan bahşişler müşterinin beğenisine göre azalabilir. Hatta bu durum garsonlar için iyi bir uyarı anlamına da gelir. Fakat durum her ne olursa olsun minimum düzeyde de olsa bahşiş bırakmazsanız davranışınızın hoş karşılanmayacağından emin olabilirsiniz.



ÇİN’DE ALDIĞINIZ HEDİYELERE DİKKAT EDİN

Hediyeleşme kültürünün ciddi biçimde önemsendiği Çin’de kimi objeler hediye edilen kişiyi bırakın mutlu etmeyi çileden dahi çıkarabiliyor. Bu objelerden biri de saat. Bir Çinliye saat ettiğinizde ona aslında ölümüyle ilgili önemli bir hatırlatma yapmış oluyorsunuz. Geleneklerine bağlı birçok Çinli için saat, ölüm için geriye sayılan zaman anlamına geliyor. Bir kişiye saat hediye edilmesi ise ölümü için geriye kalan zamanın beklendiği anlamına geliyor.



SİNGAPUR’DA ASANSÖRE İŞEMEK “KESİNLİKLE” YASAK

Dünyanın hemen her yerinde genel bir adap olan şey yasaklarıyla ünlü Singapur’da deyim yerindeyse “şiddetle yasak”. Singapur’da bineceğiniz hemen her asansörde “Asansöre İşemek Yasaktır” yazısı ile karşılaşabilirsiniz. İlk bakışta bu size gereksiz bir kuralmış gibi görünse de bazı asansörlerin içinde işemeye karşı bir kilitleme sisteminin olduğunu gördüğünüzde düşünceleriniz değişebilir. Zira birçok asansör söz konusu durumda hemen kapısını kilitleyip alarmlarını öttürmeye hazır şekilde programlanıyor. Hatta asansörlerdeki bu özellik havalandırma butonu kadar klasik bir zorunluluk haline gelmiş.



TAİWAN’DA UĞURSUZLUĞUN SİMGESİ “4”

Dünyanın en özgün ve en şirin coğrafyalarından biri olan Taiwan’da bir sayı öylesine lanetlenmiş ki, artık bu sayı günlük yaşamdan neredeyse tamamen çıkarılmış. “4” rakamının ciddi bir uğursuzluk getirdiğine inanan Taiwanlılar’a saati sormuşsanız ve saat 4 ise alacağınız yanıt “3’ten sonraki” ya da “5’ten önceki” olacaktır. Binaların 4. katlarının genelde boş olduğu ya da değerinin çok çok altında paralarla turistlere kiralandığı Taiwan’da resmi işlerde dahi 4 rakamının kullanılmamasına özenle dikkat ediliyor.



İSVEÇ VE YENİ ZELANDA’DA BEBEKLERE TUHAF İSİMLER VERİLMESİ KESİNLİKLE YASAK

Bir diğer ilginç yasak ise dünyanın en çok gelişmiş ülkeleri arasında yer alan İsveç ve Yeni Zelanda’dan. Bu ülkelerde her yıl güncellenen yasaklı bebek isimleri bulunuyor. Bu isimlerden birini bebeğine vermek isteyenler ise hükumet tarafından engelleniyor. Bir diğer benzer yasağın bulunduğu ülke ise Danimarka. Danimarka’da insanlar bebeklerine hükumetin belirlediği 7 bin isimden birini vermek yerine başka bir isim vermek istediğinde kiliseden ilgili isimle ilgili onay alması gerekiyor. Eğer isim gerçekten tuhafsa kiliseden onay kesinlikle çıkmıyor.