2017 ERKEN REZERVASYON FIRSATLARINI YAKALAYIN.... AYRICALIKLI OLMANIN TADINI ÇIKARTIN... DETAYLI BİLGİ VE REZERVASYON : 0224 225 4343

Online Otel / Tatil Rezervasyonu


Booking.com

AVRUPA’NIN EN GÜZEL KÖŞESİ LİZBON





Tarihi dokusu, yedi tepe üzerine kurulmuş olması ve iki yakayı birleştiren köprüleri ile İstanbul’u anımsatan Lizbon. Avrupa’nın en zengin şehirleri arasında yer alıyor. Gezilip görülmeye değer yerleri ile pek çok seyahatseverin ilgi odağı olan Portekiz‘in başkenti Lizbon Avrupa’nın en batısında ve Atlantik Okyanusu kıyısında bulunuyor. Renkli atmosferi, şehrin içinden geçen tarihi tramvayları, sanat eseri denilebilecek güzelliğe sahip taş kaldırımları, ilgi çeken mimarisi ile her yıl milyonlarca gezgine ev sahipliği yapıyor. Seyahatiniz sırasında yararlanabileceğiniz listemizde Lizbon’un en önemli turistik cazibe yerlerini bulabilirsiniz.
16. yüzyılda Portekizli kaşif Vasco de Gama anısına yaptırılan Belem Kulesi, Gotik mimariden izler taşıyan gösterişli ve karma manuelin denilen mimari tarzı ile dikkatleri üzerine çekiyor. Belem bölgesinin bir sembolü haline gelen ve çok sayıda turistin ziyaret ettiği noktalardan biri olan ünlü kule, Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Tagus Nehri‘nin ağzını korumak için savunma amaçlı kullanılan ve geçmiş dönemlerde savaş suçlularının da tutulduğu, günümüzde ise sadece turistik amaçlı kullanılan kulede hala eski dönemlerden kalma toplar bulunuyor.
Tüm Lizbon’u panoramik olarak görebilmenize olanak sağlayan Sao Jorge Kalesi, Lizbon’un en yüksek tepesi üzerinde yer alıyor. Şehrin en çok turist çeken yapılarından biri sayılan kalenin, M.Ö 6. yüzyılda İberler ve Keltler tarafından kullanıldığı düşünülüyor. Tarihi dokusu dışında daha çok tüm şehri ayaklar altına seren bir manzaraya sahip olduğu için turistler tarafından tercih edilen kaleyi belli bir ücret karşılığında gezebilirsiniz.
Belem bölgesinde bulunan Jeronimos Manastırı, Lizbon şehrinin önemli simgelerinden sayılıyor. Tıpkı Belem Kulesi gibi Gotik ve Rönesans tarzlarının karışımından oluşan Manuelin mimarisinin en tipik örneklerinden biri olan manastır, Dünya Miras Listesin’de bulunuyor. Ünlü kaşif Vasco de Gama‘nın mezarının da bulunduğu manastır, mimari özellikleri ile özellikle sanatsever gezginler için Lizbon listesinin ilk sıralarında sayılabilir.
Sao Jorge Kalesi ve Tejo Nehri arasına kurulmuş Alfama, Lizbon’un en eski mahallesi olarak biliniyor. Geçmişi 12. yüzyıla kadar dayanan tarihi semt, 1755 Lizbon depreminde şehrin diğer yerlerine göre daha az etkilendiği için günümüze kadar kalmayı başarabilen büyüleyici mimariye sahip şirin evleri ve dar sokakları ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.
Tejo Nehri üzerine kurulmuş bir asma köprü olan 25 Nisan Köprüsü, ismini Karanfil devriminin gerçekleştirildiği tarihten alıyor. Lizbon şehrinin iki yakasını birbirine bağlayan devasa büyüklükteki köprü,  San Francisco‘daki Golden Gate Köprüsü‘nü yapan mühendisler tarafından inşa edildiği için Golden Gate ile büyük benzerlik taşıyor. Dilerseniz köprü manzarasını Belém Kulesi‘nden ya da sahilden rahatlıkla seyredebilir ve manzaranın bol bol fotoğraflarını çekebilirsiniz.
1147 yılında yapılmaya başlanan ve şehrin en eski kilisesi olan Lizbon Katedrali, büyük depremlerde zarar görmüş olmasına rağmen çeşitli eklemeler ile günümüze kadar gelebilen yapılar arasında bulunuyor. Gotik ve Barok gibi farklı mimari üsluplardan izler taşıyan tarihi katedral, ücretsiz olarak gezilebiliyor.
Avrupa’nın en renkli başkentlerinden Lizbon Atlantik Okyanusu kıyısında bulunan bir sürprizler şehri. Dünyanın 'içinden deniz geçen’ bir diğer şehri Lizbon, aynı zamanda tıpkı İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulu. Portekiz’in en büyük şehri olma özelliğine sahip Lizbon, hem tanıdık hem de yepyeni. Güneşli Portekiz‘in başkenti Lizbon, bir seyahat destinasyonu olarak çok zengin ve ülkenin uzun tarihini çok güzel yansıtan bir şehir. Antik kalelerin kalıntılarından Lizbon’un renkli geçmişine kadar herşey tüm şehire yayılmış durumda. Lizbon Portekiz’in keşfi söz konusu olduğunda bulunduğu konum ile gurur duyuyor. Vasco da Gama gibi kâşiflerin anıtları bu keşfin ne denli önemli olduğunun birer kanıtı olarak şehrin en önemli yerlerinde bulunuyor. Batı Avrupa’nın en eski şehri olmasına rağmen ulaşım sistemini modernize etmiş ve kıyı kesimlerinde yapılan düzenlemeler yapılmış olmasına rağmen Lizbon o eski büyüsünü hiç kaybetmemiş ve ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder