2017 ERKEN REZERVASYON FIRSATLARINI YAKALAYIN.... AYRICALIKLI OLMANIN TADINI ÇIKARTIN... DETAYLI BİLGİ VE REZERVASYON : 0224 225 4343

Online Otel / Tatil Rezervasyonu


Booking.com

RUSYA’NIN BAŞKENTİ MOSKOVA




Edebiyattan mimariye dünyanın en özgün başkentlerinin başında gelen Moskova, Rusya’nın Avrupa’ya açılan kapısı olarak konumlanıyor. Bir asıra yaklaşan tarihiyle geçmişini geleceğe adapte eden ender başkentlerden biri olarak da büyüleyici bir ruha sahip. Ziyaretçilerini zengin kültürel mirası, tarihi dokusu ve mimari ihtişamıyla heyecanlandırmayı başaran şehir, hiç uyumayan gece hayatı sayesinde sınırsız eğlence vadediyor. 
Moskova‘nın tam kalbinde, Kremlin Sarayı’nın ise kuzeydoğu duvarının hemen dışında bulunan ünlü Kızıl Meydan, dünyanın en önemli şehir meydanları arasında yer alıyor. Güney ucundaki Aziz Vasil Katedrali ile panoramik bir görüntü sağlayan devasa meydan, pastel renklere sahip tarihi binalar ile çevreleniyor. Her adımda Rusya’nın derin tarihini hissedebileceğiniz meydan, ziyaretçilerine farklı mevsimlerde farklı güzellikler sunuyor.
Bir zamanlar Rus siyasi gücünün zirvesini temsil eden ve Ortodoks Kilisesinin merkezi olan Kremlin, sadece Moskova’nın değil, tüm ülkenin simgesi olma özelliği taşıyor. Moskova Nehri’nin kuzey kıyısında yer alan Borovitsky Tepesi‘ni örten Kremlin, 2.25 km uzunluğundaki doğu duvarı ile Kızıl Meydanı da çevreliyor. Nehrin karşısındaki Sofiyskaya‘dan görkemli sarayı doyasıya izlemek ve harika fotoğraflar çekebilmek de mümkün oluyor.
Kazan ve Astrahan Hanlıkları‘na karşı verilen mücadelelerin ardından galibiyetle ayrılan Korkunç İvan, zaferini taçlandırmak için Aziz Vasil Katedrali’ni inşa ettiriliyor. 1561 yılında tamamlanan sekiz kubbeli Aziz Vasil Katedrali, Rus mimarisine özgü bir tarzın doruk noktası olarak gösteriliyor. Renklerin, desenlerin ve şekillerin kusursuz bir biçimde harmanlandığı kubbeleri ile öne çıkan tarihi yapı, ziyaretçilerini büyülemeyi başarıyor.
Moskova Nehrinin kuzey yanında yer alan katedral, 1931 yılında Stalin tarafından tamamen yıkıldıktan sonra, 2000’li yılların başında aslına uygun olarak tekrar inşa edilip ziyaretçilere açılıyor. Dünyanın en uzun Ortodoks Hristiyan kilisesi olma özelliği taşıyan ve Kurtarıcı İsa Katedrali olarak adlandırılan, tamamen bakırdan üretilen 3 kubbeli yapısı ve geleneksel Rus mimari hatlarıyla şehrin siluetini zenginleştiriyor.
Meydanın batı köşesinde bulunan Lenin’in Mozolesi SSCB’nin kurucuları arasında yer alan Vladimir Lenin’i ziyarete gelenleri karşılıyor. Mimar Şçusev tarafından tasarlanan mozole, ölümsüzlüğü simgeleyen küp şekli ile biliniyor. Lenin’in mumyalanmış bir şekilde saklanan naaşı, alt katta cam bir mezar içinde saklanıyor.
İtalyan Rönesans’ı ve Hollanda Altın Çağı da dahil olmak üzere Avrupa sanatını geniş bir perspektif ile sunan Puşkin Müzesi’nde (Pushkin Museum) empresyonist ve post-Empresyonist tabloların en özel koleksiyonlarını görebilmek mümkün oluyor. Üç bölüme ayrılmış olan müze, Antik Mısır dönemine ait silah, mücevher, kalem ve mezar taşı gibi eserlere de ev sahipliği yapıyor.
Dünyanın en ünlü caddeleri arasında gösterilen Tverskaya, St. Petersburg’a kadar uzanan bir rotanın başlangıç noktası olma özelliği taşıyor. 1930’lu yıllarda büyük ölçekli olarak yeniden yapılandırılan caddede yüzlerce mağaza ve çok sayıda eğlence merkezi yer alıyor. Ünlü kişileri onurlandırmak için yeniden adlandırılan sokaklarda, müze haline getirilmiş evlerle karşılaşmak da mümkün oluyor.
1894 yılında çeşitli arkeolojik ve antropolojik koleksiyonları tek bir alanda toplamak için tasarlanan Devlet Tarih Müzesi, kızıl rengi ve Neo-Gotik mimari hatları ile hem dışarıdan hem de içeriden oldukça etkileyici gözüküyor. Müze, Rus topraklarının Paleolitik Çağ’dan günümüze kadar geçen tarihini anlatan son derece zengin bir koleksiyon sunuyor. İskitler dönemine ait altın figürler, Altay tören maskeleri, Rus hükümdarların kostümleri ve Helen mimarisinin benzersiz bir karışımı olan Turmanskiy lahiti gibi önemli eserler, farklı bölümlerde özenle temsil ediliyor.
Moskova  listenizde bulunmasını isteyeceğiniz Büyük Ivan Çan Kulesi,  81 metre yüksekliği ile Kızıl Meydan‘ın en yüksek yapıları arasında dikkat çekiyor. Altın kubbeli devasa kule, bir yangın esnasında ciddi zarar görse de tekrar inşa edilerek günümüze kadar varlığını korumayı başarıyor. Yangın esnasında kırılan 64 tonluk çan ise, meydan da kırık parçası ile beraber sergileniyor.
Avangart mimar Konstantin Melnikov‘un 1920’lerde tasarladığı park, şehrin yakın geçmişte geçirdiği dönüşümü net bir şekilde gözler önüne seriyor. Mayıs ve Ekim ayları arasında daha çok rağbet edilen doğal park içinde kültür, spor ve eğlence adına yapılabilecek çok farklı alternatif yer alıyor. Halk arasında “Park Gorkavo” olarak da telaffuz edilen açık hava parkında lokantalar, kafeler, bisiklet yolları, rollerblading, masa tenisi alanları, plaj voleybolu sahası ve paten kiralama yerleri de bulunuyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder